TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]

DEVLET BAŞKANLARI:

Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi - Kemal Gözler

Kemal Gözler, Devlet Başkanları: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi,  Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2001,  XVI+320 s.  (www.anayasa.gen.tr/devletbaskanlari.htm; 1.5.2004).

ISBN: 975-7338-72-9

Yayınevi: Ekin Kitabevi

Burç Pasajı no: 27

Altıparmak - BURSA

Tel: (0224) 220 16 72

Fax: (0224) 223 04 37    

    PLAN

    Birinci Kısım.- Başkanlık Sistemlerinde Devlet Başkanı: Başkan (ABD Örneği)

    İkinci Kısım- Parlâmenter Hükûmet Sistemlerinde Devlet Başkanları

  Birinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Statüsü
  İkinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Sorumlulukları
  Üçüncü Bölüm.- Devlet Başkanlarının Görev ve Yetkileri
  Dördüncü Bölüm.- Karşı-İmza Kuralı

  Beşinci Bölüm.- Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması

“Devlet başkanı” devletin en eski organıdır. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı vardır. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devlet başkanları, hükûmet sistemlerine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde yürütme organı monist yapıdadır. Yürütme organının başında bulunan “başkan”, hem hükûmet başkanı, hem de devlet başkanıdır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise yürütme organı düalist yapıdadır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organının bir kanadında “hükûmet”, diğer kanadında ise “devlet başkanı” bulunur. Parlâmenter hükûmet sistemlerinin kendi içinde ise devlet başkanları, devlet şekline göre ikiye ayrılmaktadır. Monarşilerde devlet başkanı “kral”, cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı”dır.

İşte bu çalışmada devlet başkanlarının statüleri (seçilme yeterliliği, görev süresi, seçim, göreve başlama , görevin sona erdiren haller, devlet başkanlığının boşalması, vekâlet, vs.), sorumlulukları (siyasî, cezaî ve hukukî sorumluluk ve sorumsuzluklarını), görev ve yetkileri karşılaştırmalı açıdan incelenmektedir. Karşılaştırma için 25 ülkenin anayasal düzenlemeleri seçilmiştir. Bu yirmi beş ülke şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan.

 

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

Bu kitabın PDF formatında indirmek için aşağıdaki linklere tıklayınız.

1- Kapaklar, İçindekiler (Sayfa I-XVI)

2- Giriş, Kısım 1, Kısım 2, Bölüm1 ve 2 (Sayfa 1-116)

3- Kısım 2, Bölüm 3 (Sayfa 117-234)

4- Kısım 2, Bölüm 4-Son (Sayfa 235-291)

5-  Bibliyografya, Indeks, Arka Kapak



DEVLET BAŞKANLARI
Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi


 

Ekin Kitabevi Yayınları

ISBN: 975-7338-72-9

 

 

 

 

 

 

© Tüm hakları mahfuzdur. Bu kitabın tamamı ya da bir kısmı 5846 sayılı yasanın hükümlerine göre, kitabı yayınlayan kitabevinin izni olmaksızın, elektronik, mekanik, fotokopi, ya da her hangi bir kayıt sistemi ile çoğaltılamaz, yayınlanamaz, depolanamaz.

 

 

 

 

 

 

Birinci Baskı

Mayıs 2001

 

 

 

 

 

 

Baskı: Hünkar Ofset

 

 

 

 

 

 

Dizgi ve Sayfa Düzeni: Kemal Gözler

Kapak Fikri ve Resim Bulma: Kemal Gözler

Düzeltme: Ürküş Gözler, Serkan Bilgin

Görüşleriniz İçin: gozler@uludag.edu.tr : Kemal Gözler

 

 

 

 

 

 

Dağıtım:

Ekin Kitabevi

Burç Pasajı no: 27

Altıparmak - BURSA

Tel+Fax: (0224) 223 04 37


Doç.Dr. Kemal GÖZLER

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

 

 

  

 

 

 

 

DEVLET BAŞKANLARI

Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi

 

 

 

 

 

 

  

 

EKİN KİTABEVİ YAYINLARI

B  U  R  S  A   -   2 0 0 1


 

İÇİNDEKİLER

 

 

 


GİRİŞ

I. Konu: Devlet Başkanları.......................................................................................................... 1

Tarihsel Olarak Mevcut Olma............................................................................................... 1

Devlet Başkanlığının Tekliği veya Kolejyalliği...................................................................... 1

Devlet Başkanı - Devlet Başkanlığı ...................................................................................... 2

Devlet Başkanı Çeşitleri........................................................................................................ 3

II. Yöntem: Karşılaştırmalı Yaklaşım.......................................................................................... 3

Yirmibeş Ülke........................................................................................................................ 3

Demokrasi Kriteri ............................................................................................................ 3

İstikrar Kriteri.................................................................................................................. 5

III. Yürütme Organının Yapısı.................................................................................................... 6

A. Başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Özellikleri................................................... 7

1. Tek-Başlılık.................................................................................................................. 8

2.Başkanın Halk Tarafından Seçilmesi............................................................................. 9

3. Başkanın Siyasal Sorumsuzluğu................................................................................. 10

B. Parlâmenter sistemlerde Yürütme Organının Yapısı: İki-başlılık.................................... 10

1. İki-Başlılık.................................................................................................................. 10

2.Yürütmenin Göreve Gelişi........................................................................................... 11

3. Siyasal Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma................................................. 12

Yarı-Başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Yapısı.................................................... 12

IV. Plân..................................................................................................................................... 12

 

Birinci Kısım
başkanlık sistemlerinde devlet başkanı
:
Başkan
 (Abd Örneği )

I. Başkanın Statüsü................................................................................................................... 16

Seçilme Yeterliliği................................................................................................................. 16

Görev Süresi ....................................................................................................................... 16

Seçim.................................................................................................................................... 17

Göreve Başlama................................................................................................................... 17

Görevin Sona Ermesi........................................................................................................... 17

Başkanlık Makamının Kesin Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının Başkan Olması... 18

Başkanlık Makamının Geçici Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının
Vekil Başkan Olması....................................................................................................... 18

Başkan Yardımcısı............................................................................................................... 19

Departmanlar....................................................................................................................... 20

Sekreterler............................................................................................................................ 20

Kabine.................................................................................................................................. 21

Başkanlık Teşkilâtı.............................................................................................................. 22

The White House Office.................................................................................................. 22

Executive Office of the President..................................................................................... 22

Office of Management and Budget............................................................................ 22

Council of Economic Advisers.................................................................................. 23

National Security Council.......................................................................................... 23

Central Intelligence Agency (CIA)............................................................................. 23

II. Başkanın Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu.............................................................................. 23

1. Başkanın Kongre Karşısında Siyasal Sorumsuzluğu........................................................ 23

2. Başkanın Cezaî Sorumluluğu: Impeachment.................................................................... 24

Örnekler.......................................................................................................................... 25

1868: Johnson........................................................................................................... 25

1975: Nixon (Watergate)........................................................................................... 25

1998: Clinton............................................................................................................ 25

Konusu........................................................................................................................... 26

Dar Yorum................................................................................................................ 26

Geniş Yorum............................................................................................................. 26

3. Başkanın Hukukî Sorumluluğu........................................................................................ 27

III. Başkanın Görev ve Yetkileri............................................................................................... 28

1. Baş Komutanlık Yetkisi (Military Power, President as Commander-in-Chief).............. 28

2. Af Yetkisi (Pardoning Pover)......................................................................................... 29

3. Uluslararası Andlaşma Yapma Yetkisi (Traity Power).................................................... 30

4. Executive Agreements Yapma Yetkisi............................................................................. 30

5. Elçileri ve Diğer Temsilcileri Kabul Etmek Yetkisi.......................................................... 31

6. Kanunların Yürütülmesi (Execution of the Laws) Görev  ve Yetkisi............................... 31

7. Atama Yetkisi (Appointment Power)............................................................................... 32

8. Azil Yetkisi (Removal Power)......................................................................................... 32

9. Veto Yetkisi (Power of Veto)........................................................................................... 34

a) Normal Veto............................................................................................................... 35

b) Cep Vetosu (Pocket Veto) ......................................................................................... 35

c) Item Veto.................................................................................................................... 36

10. Başkanın Kongreye İlişkin Yetkileri.............................................................................. 37

11. Yürütme İmtiyazı (Executive Privilege)........................................................................ 37

12. Özerk Düzenleme Yetkisi (Executive Orders).............................................................. 39

13. Devredilmiş Düzenleme Yetkisi (Statutory Powers)..................................................... 40

14. Kredileri Harcamama (Impoundment of Funds) Yetkisi................................................ 40

15. “Devletin Başı” Olma Sıfatından Kaynaklanan Yetkileri.............................................. 41

 

İkinci Kısım
Parlâmenter Hükûmet Sİstemlerİnde
Devlet Başkanları

 

Birinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Statüsü

I. Monarşilerde.......................................................................................................................... 45

A. Kralın Belirlenmesi......................................................................................................... 46

1. Hanedan Dışına Çıkma Yasağı.................................................................................... 46

2. Hanedanın Tükenmesi................................................................................................ 47

3. İntikal Kuralları.......................................................................................................... 47

a) Direkt Hat Sistemi................................................................................................ 47

b) Civar Sistemi......................................................................................................... 48

4. Din Şartları................................................................................................................. 49

5. Evlenme Şartları.......................................................................................................... 49

6. İnterregnum Yasağı.................................................................................................... 50

7. Yaş.............................................................................................................................. 50

B. Krallık Sıfatının Başlaması.............................................................................................. 50

1. Tacın Otomatik İntikali ............................................................................................. 51

2. Yemin......................................................................................................................... 51

C. Krallık Sıfatının Sona Ermesi.......................................................................................... 51

1. Ölüm........................................................................................................................... 52

2. Feragat........................................................................................................................ 52

D. Niyabet........................................................................................................................... 52

E. Kraliyet Ödeneği (Sivil Liste).......................................................................................... 54

II. Cumhuriyetlerde................................................................................................................... 54

A. Cumhurbaşkanlarının Seçimi........................................................................................... 56

1. Seçilme Yeterliliği....................................................................................................... 56

a) Vatandaşlık............................................................................................................ 56

b) Seçme Hakkı......................................................................................................... 56

c) Medenî ve Siyasî Hakları Kullanma Ehliyeti........................................................ 56

d) Yaş........................................................................................................................ 57

e) Öğrenim Şartı........................................................................................................ 57

f) Olumsuz Şartlar

2. Seçim Usûlü................................................................................................................ 58

a) Parlâmento Tarafından.......................................................................................... 58

b) Seçim Kurulu Tarafından...................................................................................... 58

c) Halk Tarafından.................................................................................................... 61

d) Atamayla.............................................................................................................. 62

B. Cumhurbaşkanlarının Göreve Başlaması, Görev Süresi, Tekrar Seçilebilirliliği,
Görev Bağdaşmazlıkları.................................................................................................. 63

1. Göreve Başlama.......................................................................................................... 63

2. Yemin......................................................................................................................... 64

3. Görev Süresi............................................................................................................... 65

4. Tekrar Seçilebilirlilik................................................................................................... 67

5. Cumhurbaşkanlığı Bağdaşmazlıkları........................................................................... 67

C. Cumhurbaşkanının Görevini Sona Erdiren Haller........................................................... 68

1. Sürenin Dolması......................................................................................................... 68

2. İstifa........................................................................................................................... 69

3. Ölüm........................................................................................................................... 69

4. Cumhurbaşkanının Görevini Kesin Olarak Yapamayacak Durumda
Bulunması Hâli.......................................................................................................... 69 

5. Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet Gibi Suçlardan Dolayı Mahkûmiyet........................ 70

D. Vekâlet............................................................................................................................ 70

1. Vekâlet Gerektiren Durumlar..................................................................................... 70

a) Cumhurbaşkanlığının Boşalması........................................................................... 70

b) Cumhurbaşkanının Görevini Geçici Olarak Yerine Getiremeyecek Durumda Bulunması              71

2. Vekilin Tespiti: Bireysel Vekâlet-Kolejyal Vekâlet................................................... 71

3. Vekilin Yetkileri.......................................................................................................... 73

E. Cumhurbaşkanlığı İdarî Teşkilâtı..................................................................................... 74

F. Cumhurbaşkanlarının Malî Hakları................................................................................. 75

G. Cumhurbaşkanlarının Kişisel Statüleri............................................................................ 76

 

 

 

İkinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

I. Devlet Başkanlarının Siyasal Sorumsuzluğu.......................................................................... 79

A. Monarşilerde................................................................................................................... 80

B. Cumhuriyetlerde............................................................................................................. 81

II. Devlet Başkanlarının Cezaî Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu................................................. 85

A. Parlâmenter Monarşilerde............................................................................................... 85

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde......................................................................................... 86

1. Kişisel Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Sorumluluğu................................. 86

2. Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Cezaî Sorumluluğu.......... 90

a) Tam Sorumsuzluk: İsrail....................................................................................... 90

b) Tam Sorumluluk: Portekiz.................................................................................... 90

c) İstisnaî Sorumluluk: Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa,
İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan................................................................ 91

.... aa) Kural: Sorumsuzluk........................................................................................ 91

.... bb) İstisna: Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet, vb. Suçlardan Sorumluluk.............. 93

3. Cumhurbaşkanlarının Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı  Suçlandırılması ve Yargılanması Usûlü     94

a) Suçlandırma........................................................................................................... 95

.... aa) Suçlandırma Yetkisi........................................................................................ 95

.... bb) Suçlandırma Önergesi .................................................................................... 96

.... cc) Karar Yetersayısı ........................................................................................... 96

.... dd) Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Görevde Kalır mı?.......................................... 97

b) Yargılama.............................................................................................................. 97

.... aa) YargılamaMakamı........................................................................................... 97

....      aaa) Anayasa Mahkemesi Sistemi .................................................................. 98

....      bbb) Temyiz Mahkemesi Sistemi .................................................................. 98

....      ccc) Özel Mahkeme Sistemi ........................................................................... 98

....      ddd) Diğer Meclis Sistemi .............................................................................. 98

.... bb) Yargılama Makamının Fiilin Tavsifi Konusundaki Yetkisizliği .................... 99

.... cc) Yargılama Makamının Yetkisi ....................................................................... 99

.... Yargılama Makamının Beraat veya Mahkûmiyet Kararı Ne Sonuç Doğurur....... 99

Ek Başlık: “Vatana İhanet” Suçu Üzerine Bir Not............................................................ 101

1. Fransa’da “Yüksek İhanet (Haute Trahison)” Kavramı........................................... 102

2. Türkiye’de................................................................................................................ 103

3. Suçların ve Cezaların Kanunîliği İlkesi Karşısında  Vatana İhanet Suçu................... 103

a) “Cezacı” Görüş................................................................................................... 103

b) “Anayasacı” Görüş............................................................................................. 103

c) Karma Görüş....................................................................................................... 104

d) Görüşümüz......................................................................................................... 105

III. Devlet Başkanlarının Hukukî Sorumluluğu....................................................................... 106

A. Parlâmenter Monarşilerde............................................................................................. 108

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde....................................................................................... 111

1. Kişisel Eylem ve İşlemlerinden Dolayı Cumhurbaşkanlarının Hukukî
Sorumluluğu............................................................................................................. 111

2. Göreviyle İlgili Eylem ve İşlemlerinden Dolayı  Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu             112

 

 

 

Üçüncü Bölüm
devlet Başkanlarının görev ve yetkİlerİ

I. Devlet Başkanlarının “Devletin Başı” Olması Sıfatıyla Sahip Olduğu
Görev ve Yetkiler............................................................................................................... 118

1. Temsil Görev ve Yetkisi........................................................................................... 118

2. Gözetme Görev ve Yetkisi....................................................................................... 119

3. Hakemlik Görev ve Yetkisi...................................................................................... 119

4. Bilgilendirilme Yetkisi.............................................................................................. 119

5. Uyarma ve Görüş Bildirme Görev ve Yetkisi.......................................................... 120

II. Devlet Başkanlarının Yasamayla İlgili Görev ve Yetkileri.................................................. 121

A. Fesih Yetkisi................................................................................................................. 121

1. Feshin Tanımı........................................................................................................... 121

2. Fesih Hakkının Tarihsel Kökeni............................................................................... 122

3. Fesih Hakkının Sahibi............................................................................................... 123

4. Fesih Hakkı ve Karşı-İmza Kuralı............................................................................ 124

5. Görüş Alma.............................................................................................................. 125

6. Fesih Sebepleri......................................................................................................... 125

7. Fesih Yasakları......................................................................................................... 127

8. Fesih İşleminin Hukukî Niteliği................................................................................ 128

9. Fesih İşleminin Hukukî Biçimi................................................................................. 128

10. Fesih İşleminin Denetimi Sorunu........................................................................... 129

11. Feshin Sonuçları..................................................................................................... 130

12. Yeni Seçimler.......................................................................................................... 131

13. Değerlendirme: Fesih Hakkı ve Parlâmenter Sistem............................................... 132

14. Fesih ve Halkın Hakemliği...................................................................................... 132

15. Taktik Fesihler....................................................................................................... 133

16. Anayasal Düzenlemeler.......................................................................................... 134

B. Parlâmentoyu Toplantıya Çağırma, Toplantılarını Erteleme,
Toplantılarını Kapatma Yetkisi.................................................................................... 141

C. Mesaj Yetkisi................................................................................................................ 143

D. Onay veya Geri Gönderme Yetkisi.............................................................................. 145

1. Kralî Onay................................................................................................................ 145

2. Geri Gönderme......................................................................................................... 148

a) Güçleştirici Veto................................................................................................. 149

b) Geciktirici Veto................................................................................................... 150

E. Isdar Yetkisi.................................................................................................................. 151

1. Tanımı...................................................................................................................... 151

2. Isdarın Fonksiyonları............................................................................................... 153

3. “Isdar” ile “Onay” Arasındaki Fark......................................................................... 154

a) Kanunun Varlığının Tespiti................................................................................. 153

b) Kanunun Aslına Uygunluğunun Tasdiki............................................................ 154

4. Cumhurbaşkanları Kanunları Isdar Etmeyi Reddedebilir
veya Isdarı Geciktirebilir mi?.................................................................................. 155

5. Anayasal Düzenlemeler............................................................................................ 156

F. Yayın Yetkisi................................................................................................................. 159

G. Referanduma Sunma Yetkisi......................................................................................... 162

H. Devlet Başkanlarının Anayasa Değişikliği Sürecindeki Yetkileri.................................. 163

1. Teklif Yetkisi............................................................................................................ 163

2. Karar Yetkisi............................................................................................................ 163

3. Bir Defa Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Yetkisi..................................... 163

4. Referanduma Sunma Yetkisi..................................................................................... 164

5. Onama Yetkisi.......................................................................................................... 164

III. Devlet Başkanlarının Yürütmeyle İlgili Görev ve Yetkileri............................................... 164

A. Başbakanı Atamak........................................................................................................ 165

1. Birinci Sistem: Devlet Başkanının Başbakanı Doğrudan  Ataması+
Parlâmentonun Güven Oyu..................................................................................... 165

2. İkinci Sistem: Devlet Başkanının Önerisi+Parlâmentonun  Kabulü+Devlet Başkanının Ataması       166

3. Başbakanın Parlâmento Başkanı Tarafından Atanması............................................ 167

4. Halk Tarafından Seçim............................................................................................. 168

5. Karşı-İmza Kuralı..................................................................................................... 168

6. Devlet Başkanı İstediği Kişiyi Başbakan Olarak Atayabilir mi?.............................. 169

7. İngiltere’de Başbakanın Atanması............................................................................ 171

B. Başbakanı Azletmek..................................................................................................... 171

C. Bakanları Atamak ve Azletmek.................................................................................... 174

1. Başbakanın Önerisini Öngören Anayasalar.............................................................. 174

2. Başbakanın Önerisini Öngörmeyenler...................................................................... 175

3. Bakan Atama Yetkisini Başbakana Verenler............................................................ 176

Devlet Başkanı Başbakanın Önerdiği Kişiyi Bakan Olarak Atamayı
Reddedebilir mi?................................................................................................. 176

Devlet Başkanı, Başbakanın görevden Alınmasını Önerdiği Bakanı Görevden Almayı Reddedebilir mi?          177

Yargı Denetiminin Yapılamaması............................................................................ 178

D. Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmek............................................................................ 178

E. Bazı Kamu Görevlilerini Atamak.................................................................................. 179

F. Düzenleyici İşlem Yapmak........................................................................................... 183

1. Kanunların Uygulanmasına İlişkin Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi..................... 183

2. Teşriî Devir Yoluyla Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi.......................................... 184

3. Özerk Düzenleme Yetkisi........................................................................................ 186

G. Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamak........................................................................ 187

Devlet Başkanı Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamayı Reddedemez....................... 188

Devlet Başkanı Neleri Yapabilir?................................................................................. 189

H. Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetlerin Komutasıyla İlgili Yetkileri.......................... 190

1. Baş Komutanlık: Sembolik Temsil Yetkisi............................................................... 190

2. Silahlı Kuvvetlerin “Yüksek Komutası”: Silahlı Kuvvetlere Emir
Verme Yetkisi.......................................................................................................... 190

a) Karşı-İmza Kuralına Tâbi Olarak Devlet Başkanına Verenler............................ 191

b) Hükûmete Verenler............................................................................................. 192

c) Savunma Bakanına Verenler................................................................................ 193

3. Silahlı Kuvvetlerin “Teknik Komutası”: Silahlı Kuvvetleri  Yönetme Yetkisi......... 193

I. Devlet Başkanlarının Kriz Dönemlerinde Olağanüstü Yetkileri..................................... 195

1. Hükûmetlere ve Parlâmentolara Verenler................................................................. 196

2. Devlet Başkanlarına Verenler................................................................................... 197

IV. Devlet Başkanlarının Yargıyla İlgili Olan Görev ve Yetkileri............................................ 199

A. Gras Yetkisi.................................................................................................................. 199

Amnisti-Gras Ayrımı................................................................................................... 199

Tanımlar....................................................................................................................... 200

Farkları......................................................................................................................... 201

Yetkili Organ................................................................................................................ 201

Temelleri....................................................................................................................... 202

Amnisti Yetkisinin Temeli...................................................................................... 202

Gras Yetkisinin Temeli........................................................................................... 203

Gras Yetkisi Konusunda Karşılaştırmalı Hukuktan  Çıkan Sonuçlar........................... 204

Yetkili Organ........................................................................................................... 204

Gras Yetkisinin Bakanlar Hakkında Kullanılması Yasağı........................................ 204

Sebep Bakımından Sınırlama................................................................................... 205

Yargısal Bir Organın Görüşünün Alınması Şartı..................................................... 205

Devlet Başkanları Gras Yetkilerini Tek Başlarına Kullanabilirler mi?.................... 205

.... Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına
Kullanılabildiği Ülkeler....................................................................................... 205

.... Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına
Kullanılamadığı Ülkeler...................................................................................... 206

.... Türkiye.............................................................................................................. 207

B. Hakimleri Atamak......................................................................................................... 210

C. Savcıları Atamak........................................................................................................... 213

D. Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek.............................................................................. 213

E. Hakimler Yüksek Kuruluna Başkanlık Etmek ve Bu Kurula Üye Seçmek.................... 217

F. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak.............................................................. 218

V. Devlet Başkanlarının Dış İlişkiler Alanındaki Görev ve Yetkileri...................................... 219

A. Yabancı Devletlere Temsilci Göndermek ve Yabancı Temsilcileri Kabul Etmek.......... 220

B. Uluslararası Andlaşma Akdetmek ve Onaylamak......................................................... 222

1. Akdetme Yetkisi....................................................................................................... 222

2. Onay Yetkisi............................................................................................................ 223

a) Yetkili Makam.................................................................................................... 224

b) Karşı-İmza Kuralı .............................................................................................. 224

c) Parlâmentonun Uygun Bulması Şartı.................................................................. 224

d) Devlet Başkanları Parlâmentoların Uygun Bulduğu Andlaşmaları
Onaylamayı Reddedebilir mi?............................................................................ 226

Yürürlüğe Girme...................................................................................................... 227

İlân ve Yayın........................................................................................................... 227

C. Savaş ve Barış İlân Etmek............................................................................................. 229

1. Monarşilerde............................................................................................................ 229

2. Cumhuriyetlerde....................................................................................................... 230

VI. Devlet Başkanlarının Diğer Görev ve Yetkileri................................................................. 232

1. Bazı Kurullara Başkanlık Etmek.............................................................................. 232

2. Onursal Payeler Vermek........................................................................................... 232

3. Para Bastırmak......................................................................................................... 233

4. Medenî Hukuk Alanındaki Yetkiler......................................................................... 234

5. Yurt Dışına Çıkma Yasağı........................................................................................ 234

 

Dördüncü Bölüm
Karşı-İmza Kuralı

I. Karşı-İmza Kuralının Tanımı, Fonksiyonu, Müeyyidesi ve Tarihsel Kökeni.................... 235

1. Tanımı............................................................................................................................ 235

2. Fonksiyonu.................................................................................................................... 235

3. Müeyyidesi................................................................................................................... 236

4. Karşı-İmza Kuralının Tarihsel Kökeni.......................................................................... 236

II. Karşı-İmza Kuralı Hakkında Anayasal Düzenlemeler....................................................... 237

III. Karşı-İmza Kuralının Kapsamı......................................................................................... 243

1. Karşı-İmza Kuralını Mutlak Olarak Tanıyan Ülkeler................................................... 243

2. Karşı-İmza Kuralını Genel Olarak Tanıyıp Bundan Bazı  İşlemleri İstisna
Tutan Ülkeler................................................................................................................ 244

3. Karşı-İmza Kuralının İstisnaî Olarak Tanıyan Ülke...................................................... 245

IV. Anayasalar Devlet Başkanının Hangi İşlemlerini Karşı-İmza Kuralından İstisna Tutmaktadırlar?              246

1. Mesaj Gönderme Yetkisi............................................................................................... 246

2. Kanunları Bir Kez Daha Görüşümek Üzere Geri Göndermek Yetkisi.......................... 247

3. Kanunları Referanduma Sunma Yetkisi......................................................................... 247

4. Parlâmentoyu Feshetmek Yetkisi.................................................................................. 247

5. Başbakan Atamak Yetkisi.............................................................................................. 247

6. Anayasa Mahkemesine Üye Seçmek Yetkisi................................................................ 248

7. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak Yetkisi.................................................. 249

8. Devlet Başkanlığı İdarî Teşkilâtına Personel Atama Yetkisi......................................... 249

9. İstifa Yetkisi.................................................................................................................. 249

İstisnaların Dar Yorumlanması Kuralı (Yorum Yoluyla Yeni İstisna Yaratma Yasağı)..... 249

V. Karşı-İmza Atma Yetkisi................................................................................................... 251

VI. “Bakanın Refakati” İlkesi.................................................................................................. 252

II. Türkiye’de Karşı-İmza Kuralı ve Cumhurbaşkanının Tek Başına İşlem Yapıp Yapamayacağı Sorunu        255

A. Anayasal Düzenleme.................................................................................................... 255

B. Doktrinin Ürettiği İstisnalar.......................................................................................... 256

1. Yasama ve Yargıya İlişkin Yetkiler Karşı-İmza  Kuralına Tâbi Değildir.................. 257

2. Cumhurbaşkanının Yürütmeyle İlgili İcraî Olmayan Yetkileri
Karşı-İmza Kuralına Tâbi Değildir.......................................................................... 258

Doktrinin Ürettiği İstisnaların Eleştirisi....................................................................... 259

C. Görüşümüz................................................................................................................... 259

D. Cumhurbaşkanının Başbakan veya İlgili Bakanın Karşı-İmzasını Almadan
Yaptığı İşlemlerin Müeyyidesi Nedir?......................................................................... 262

 

Beşinci Bölüm
devlet başkanı-hükûmet Çatışması

I. Devlet Başkanları Yetkilerini Tek Başına Kullanabilir mi?.................................................. 265

A. Başkanlık Sistemlerinde: Evet....................................................................................... 265

B. Parlâmenter Sistemlerde: Hayır..................................................................................... 266

II. Devlet Başkanları Hükûmetin İşlemlerini İmzalamayı Reddedebilir mi?........................... 267

A. Birinci Neden: Devlet Başkanı Sorumsuzdur............................................................... 268

B. İkinci Neden: Devlet Başkanı Demokratik Meşruluktan Mahrumdur.......................... 269

C. Üçüncü Neden: Devlet Başkanının İmza Yetkisi, Bir Tevsik
Etme Yetkisinden İbarettir............................................................................................ 269

III. Devlet Başkanları Hükûmetin Kendisinden Yapmasını İstedikleri İşlemleri
Yapmayı Reddedebilir mi?................................................................................................. 271

İki-Başlılık Sorunu ve Çözümü.................................................................................... 273

Hangi Baş Etkisiz Bırakılmalı ...................................................................................... 273

V. Devlet Başkanının Bu Yükümlülüklerinin Müeyyidesi Nedir?.......................................... 274

A. Devlet Başkanının, Başbakan veya İlgili Bakanın Karşı-İmzasını Almadan İşlem Yapmasının Müeyyidesi Nedir?              275

B. Devlet Başkanının Bakanlar Kurulunun İşlemlerini İmzalamayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir?     276

C. Devlet Başkanının Hükûmetin Kendisinden Kullanılmasını İstediği
Yetkiyi Kullanmayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir?............................................. 277

- Müeyyidesizlik Durumunda Devlet Başkanına Karşı Yapılacak Bir Şey Yok mudur?.. 277

1. Tali Kurucu İktidarın Tepkisi.................................................................................. 277

2. Yasama Organının Tepkisi....................................................................................... 278

3. Anayasayı İhlâl İle Suçlandırma............................................................................... 278

4. Vatana Ehanetle Suçlandırma ................................................................................... 279

5. İstifaya Zorlama....................................................................................................... 279

a) Sistematik Güvensizlik Oyu............................................................................... 281

b) Bakanlar Kurulunun Grevi.................................................................................. 281

6. Bütçe Kısma............................................................................................................. 280

7. Halkın Hakemliğine Başvurma................................................................................. 280

a) Referandum......................................................................................................... 280

b) Fesih ve Erken Seçim Kararı............................................................................... 280

8. Bakanlar Kurulunun İstifası .................................................................................... 281

 

Sonuç..................................................................................................................................... 283

 

EK: Devlet Başkanları Listesi................................................................................................. 290

 

Bibliyografya......................................................................................................................... 291

.... I. Anayasalar...................................................................................................................... 291

.... II. Kitaplar ve Makaleler.................................................................................................... 292

 

Dizin...................................................................................................................................... 297

.... I. Anayasa Maddeleri......................................................................................................... 297

.... II. Kanunlar........................................................................................................................ 299

.... III. Mahkeme Kararları...................................................................................................... 299

.... IV. İsim ve Kavram Dizini................................................................................................. 300

 

Yazarın Özgeçmişi ve Yayın Listesi.................................................................................. 283

 

 

 

 

TABLOLAR

 

 

 

 

TABLO 1: Cumhurbaşkanlarının Statüleri ......................................................................... 77

TABLO 2: Cumhurbaşkanlarının Görevleriyle İlgili Suçlarından Dolayı
Cezaî Sorumluluğu ..................................................................................................... 84

TABLO 3: Devlet Başkanlarının Sorumluluğu ................................................................ 103

TABLO 4: Devlet Başkanlarının Fesih Yetkisi ................................................................ 139

TABLO 5: Devlet Başkanlarının Kanunlar Üzerinde Veto, Isdar ve
Yayın Yetkileri .......................................................................................................... 161

TABLO 6: Devlet Başkanlarının Başbakanı Atamak Ve Azletmek Yetkileri ............... 172

TABLO 7: Devlet Başkanlarının Bakan Atama ve Azil Yetkisi...................................... 177

TABLO 8: Devlet Başkanlarının Kamu Görevlisi Atama Yetkisi................................... 182

TABLO 9: Devlet Başkanlarının Düzenleme Yetkisi ....................................................... 186

TABLO 10: Devlet Başkanlarının Bakanlar Kurulu İşlemlerini
İmzalamak Yetkisi ..................................................................................................... 188

TABLO 11: Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetler ile İlgili Yetkileri .......................... 195

TABLO 12: Devlet Başkanlarının Olağanüstü Hâllere İlişkin Yetkileri......................... 198

TABLO 13 : Devlet Başkanlarının Gras Yetkisi ............................................................... 209

TABLO 14: Devlet Başkanlarının Hakimleri Atamak Yetkisi ......................................... 212

TABLO 15: Devlet Başkanlarının Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek Yetkisi ........... 216

TABLO 16: Devlet Başkanlarının Hakimler Yüksek Kurullarına
İlişkin Yetkileri .......................................................................................................... 218

TABLO 17: Devlet Başkanlarının Uluslararası Andlaşmaları Akdetme
ve Onaylama Yetkisi ................................................................................................ 228

TABLO 18: Karşı-İmza Kuralı ............................................................................................ 254

 

 

GİRİŞ

 

 

 

I. Konu: devlet başkanları

Çalışmamızın konusu devlet başkanlarıdır. Biz burada devlet başkanlarının statülerini (seçilme yeterliliği, görev süresi, seçim, göreve başlama , görevin sona erdiren haller , devlet başkanlığının boşalması, vekâlet, vs.), sorumluluklarını (siyasî, cezaî ve hukukî sorumluluk ve sorumsuzluklarını) ve görev ve yetkilerini  incelemeye çalışacağız.

Tarihsel Olarak Mevcut Olma.- “Devlet başkanı (head of state, chef de l’Etat, president of the state )” anayasaların icat ettiği bir kişi değildir. Anayasalar, devlet başkanlarını ve devlet başkanlığı makamını tarihsel olarak kurulmuş olarak bulmuşlardır[1]. Parlâmentolar tarihsel olarak belirli bir dönemde ortaya çıkmıştır. Birçok ülkede parlâmentoyu anayasalar kendileri sıfırdan kurmuşlardır. Oysa devlet başkanlığı makamını anayasalar yaratmamışlardır. Tarihin her döneminde devlet başkanlığı makamı ve devlet başkanları olmuştur. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı mevcuttur. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devletin en eski organının devlet başkanı olduğunu söyleyebiliriz.

Devlet Başkanlığının Tekliği  veya Kolejyalliği [2].- Devlet başkanının işgal ettiği makama “devlet başkanlığı (presidency of state , présidence de l’Etat )” denebilir. Acaba bu makam tek bir kişiye mi, yoksa birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula mı verilmelidir? Birinci halde devlet başkanlığının “tekliği (unité)”nden, ikinci halde devlet başkanının “kolejyalliği (collégialité)”nden bahsedilir[3]. Bu iki sistemden genellikle birincisi kabul edilmiştir. Bununla birlikte tarihte ikinci sistemin kabul edildiği ülkelere de rastlanır. Örneğin Roma Cumhuriyetinde devlet başkanı olarak iki konsül vardı. Keza Roma İmparatorluğunda birden fazla Sezar bulunuyordu. Fransa’da da bir dönem devlet başkanlığı görevi “üç konsül”e[4], 5 Fructidor Yıl III (13 Ağustos 1795) Anayasasına göre de beş “direktör”den oluşmuş Directoire isimli bir kurula verilmişti[5]. Günümüzde istisnasız bütün ülkelerde devlet başkanlığı makamı tek bir kişi tarafından işgal edilmektedir. Yani günümüzde bir kurul, bir kolej tarafından işgal edilen devlet başkanlığı müessesesi yoktur[6]. O nedenle “devlet başkanlığı”ndan bahsetmek yerine, doğrudan “devlet başkanı”ndan bahsetmekte hiçbir hata yoktur. Biz de burada “devlet başkanlığı”ndan ziyade doğrudan “devlet başkanı”ndan bahsedeceğiz.

“Devlet Başkanı”-“Devlet Başkanlığı”.- Her ne kadar “devlet başkanlığı”ndan değil, “devlet başkanı”nından bahsedeceksek de, bunların arasında fark olduğunu ifade etmek gerekir. “Devlet başkanı” bir gerçek kişi, “devlet başkanlığı” ise bir makamdır. Diğer bir ifadeyle, devlet başkanı, devlet başkanlığı makamını işgal eden gerçek kişidir. Bu ayrım, aşağıda ayrıca görüleceği gibi, sorumluluk gibi bazı konular söz konusu olduğunda gereklidir. Zira, devlet başkanları sorumsuzdur. Devlet başkanının veya onun adamlarının devlet başkanının emir ve talimatı altında çalışırken üçüncü kişilere verdiği zararların tazmininin mümkün olabilmesi için, sorumsuz olan devlet başkanı ile sorumlu olan devlet başkanlığı teşkilâtı arasında ayrım yapılmaktadır. Böyle bir ayrım cumhuriyetlerde ve monarşilerde de geçerlidir. Cumhuriyetlerde aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi bir cumhurbaşkanlığı teşkilâtı vardır. Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu kabul edilirken, cumhurbaşkanlığı teşkilâtının idarî ve malî sorumluluğunun olduğu kabul edilmektedir. Aynı şekilde monarşilerde de benzer bir ayrım yapılmaktadır. Örneğin İngiltere’de “Monark (Monarch )” ile “Taç  (Crown)” arasında ayrım yapılmaktadır. Monark, Tacın kendisine emanet edildiği “Kral  (King)” veya “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)” dır. Oysa “Taç”, hukukî ve kişilik dışı bir kurumdur[7]. Monarka, yani kral veya kraliçeye karşı hukuk davası açılamaz; oysa Taca karşı dava açılabilir[8].

Devlet Başkanı Çeşitleri[9].- Aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, demokrasilerde devlet başkanları, hükûmet sistemine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde devlet başkanına kısaca “başkan (president)” denir. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise devlet başkanları, devletin şekline göre değişmektedir.  Monarşilerde devlet başkanına “kral (king, roi)”; cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı (president of the republic, président de la république)” denir.

II. Yöntem: karşılaştırmalı YaklaşıM 

Konumuza karşılaştırmalı açıdan yaklaşacağız. Yani devlet başkanlarının statülerini, sorumlulukları ve yetkilerini, seçeceğimiz ülkelerin anayasal düzenlemelerinden hareketle incelemeye çalışacağız.

Yirmi Beş Ülke.- Karşılaştırmalı incelememizi seçtiğimiz yirmi beş ülke çerçevesinde yapacağız. Bu yirmi beş ülkenin biri Türkiye’dir. Türkiye’nin seçilmesinin sebebi, kendi ülkemiz olmasıdır. Diğer yirmi dört ülke ise şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Yeni Zelanda, Yunanistan. Neden bu ülkeleri seçtik? Bu yirmi dört ülkenin seçilmiş olmasının nedeni, bunların istikrarlı birer demokrasi olmalarıdır. Dolayısıyla seçim, iki kritere göre yapılmıştır.

1. Demokrasi Kriteri.- Seçimde rol oynayan birinci kriter, demokrasi kriteridir. Demokratik olmayan ülkelerin anayasal düzenlemeleri, anayasa hukuku incelemelerinde veri olarak kullanılamaz. Zira, bu anayasal düzenlemeler ile siyasal gerçeklik arasında uyuşum yoktur. Demokratik olmayan ülkelerde anayasa tarafından şu veya bu organa verilmiş yetkiler, fiilen başka organ veya kişiler tarafından kullanılır. O nedenle, demokratik olmayan ülkelerin anayasalar düzenlemelerini incelemenin zaman kaybetmekten başka bir anlamı yoktur.

O hâlde çalışmamızda sadece demokratik ülkeleri ele almalıyız. Peki ama “demokrasi” nedir? Demokrasi iki değişik anlamda tanımlanmakta ve buna paralel olarak iki değişik demokrasi teorisinden  bahsedilmektedir: Normatif ve ampirik demokrasi teorisi[10].

Normatif demokrasi teorisi , demokrasiyi sözlük anlamından hareketle tanımlar. Demokrasi eski Yunanca “halk” anlamına gelen demos ve “yönetmek” anlamına gelen kratein sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur ve bu anlamıyla “halkın yönetimi” demektir[11]. Demokrasi sadece “halk tarafından yönetim” olarak değil, “halk için yönetim” olarak da tanımlanmalıdır. O halde bu anlamda demokrasi, Abraham Lincoln’ün meşhur ifadesiyle “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi (government of the people, by the people, for the people)” olarak tanımlanabilir[12]. Normatif anlamda demokrasi, bir ideali, bir olması gerekeni yansıtır. Bu anlamda bir rejimin demokratik olabilmesi için, halkın bütününün arzularına tam olarak uyması gerekir. Arend Lijphart’ın  gözlemlediği gibi, “böylesine halkın eğilimlerine tam olarak uyan bir yönetim hiçbir zaman olmamıştır ve belki de hiç olmayacaktır”[13]. Normatif anlamda demokrasi, demokratik rejimlerin ulaşmayı düşledikleri bir idealden başka bir şey değildir. Şüphesiz bu ideal reddedilemez; ancak, demokrasilerin bu idealle tanımlanması doğru olmaz. Zira demokrasi bu şekilde tanımlanırsa, yeryüzünde demokratik rejim kalmaz. O nedenle bir de ampirik demokrasi teorisi ortaya atılmıştır.

Ampirik demokrasi teorisi  ise, ideal anlamda demokrasiyi değil, “bu ideale kaba taslak yaklaşan... gerçek demokrasiler”i[14] esas alır. Demokrasinin tanımı konusunda “olması gereken”e değil, “olan”a bakar. Demokratik olarak kabul edilen mevcut rejimlerin ortak özelliklerinin neler olduğunu ortaya koymaya çalışır. Bu tür demokratik rejimlerin özelliği, “tam bir demokratik duyarlılık değil, nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilmesidir”[15]. Robert Dahl, bu tür rejimlere, onları ideal demokrasilerden ayırt etmek için, “poliarşi (polyarchy)” ismini vermektedir[16]. İşte nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilen rejimlerin ortak özellikleri olarak şu altı özellik ortaya konabilir:

1. Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmektedir.

2. Seçimler düzenli aralıklar ile tekrarlanmaktadır.

3. Seçimler serbesttir.

4. Birden çok siyasal parti vardır.

5. Muhalefetin iktidar olma şansı mevcuttur.

6. Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır.

Şüphesiz bu özellikler oldukça basit ve ilkel özellikler olarak görülebilir. Gerçekten de sıradan bir demokrasi, bu özelliklerden çok daha fazla niteliklere sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki, yukarıdaki altı özellik, demokrasinin “vazgeçilmez özellikleri”, “minimum şartları”dır. Kanımızca demokrasi ampirik teorinin ileri sürdüğü özelliklerinden hareket edilerek tanımlanmalıdır. Buna göre demokrasiyi, yukarıdaki altı özelliği yerine getiren rejim olarak tanımlayabiliriz. Yani, demokrasi, etkin siyasal makamların, düzenli aralıklarla tekrarlanan, birden fazla siyasal partinin katıldığı, muhalefetin iktidar olma şansına sahip olduğu serbest seçimlerle belirlendiği ve temel kamu haklarının tanınmış ve güvence altına alınmış olduğu bir rejimdir.

2. İstikrar Kriteri.-  Yukarıdaki yirmi dört ülkenin seçilmesinde kullanılan ikinci kriter ise “istikrar kriteri”dir. Her demokrasiyi değil, ancak “istikrarlı demokrasileri” ele almalıyız. Zira, bugün demokratik olan, ama yarın anti-demokratik olacak bir ülkenin anayasal düzenlemelerini, karşılaştırmalı anayasa hukuku incelemelerinde veri olarak kullanmak pek akılcı değildir. Çünkü, bu ülkelerin anayasal düzenlemeleri hakkında yapılacak sayfalar dolusu incelemeler, yarın yapılacak bir hükûmet darbesi ile çöpe atılacaktır. O nedenle, istikrarlı bir demokrasi kuramamış ülkelerin anayasal düzenlemelerini incelemekle vakit kaybetmemek gerekir.

Peki ama bir demokrasi de “istikrar”ın ölçüsü nedir? Demokratik rejim en az kaç yıl kesintisiz sürerse, o demokratik rejim istikrarlı olarak kabul edilebilir? Arend Lijphart’a göre istikrarın ölçüsü, demokratik rejimin İkinci Dünya Savaşından bu yana kesintiye uğramamış olmasıdır[17]. Dünyamızda istikrar şartını (İkinci Dünya Savaşından bu yana demokrasinin kesintiye uğramamış olması şartını) yerine getirebilmeyi başarabilmiş sadece yirmi bir ülke vardır. Arend Lijphart ’ın tespitlerine göre bu ülkeler şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Yeni Zelanda[18]. Bu yirmi bir ülkeye, Arend Lijphart tarafından  İspanya, Portekiz ve Yunanistan da ilâve edilmektedir. Demokratik rejim İspanya’da 1978’den beri, Portekiz’de 1976’dan ve Yunanistan’da ise 1975’ten beri kesintiye uğramamıştır. Bu üç ülkenin de diğerleri gibi artık istikrarlı birer demokrasiye sahip oldukları kabul edilmektedir[19].

III. Yürütme Organının Yapısı 

İnceleme konumuz devlet başkanıdır. Ancak devlet başkanının statüsü, sorumluluğu ve yetkilerini görmeden önce, devlet başkanının devlet başkanının, devletin temel organları orasında bulunduğu yeri görmek uygun olur. Bilindiği gibi devletin “yasama”, “yürütme” ve “yargı” olmak üzere üç temel organı vardır. Devlet başkanı bu organlardan “yürütme organı” içinde yer almaktadır. O nedenle yürütme organının yapısını kısaca görmekte yarar vardır.

Öncelikle belirtelim ki bir ülkedeki yürütme organının yapısı, o ülkenin hükûmet sistemine göre değişiklik göstermektedir. O nedenle kısaca hükûmet sistemleri hakkında bilgi vermek uygun olur.

Hükûmet Sistemleri.- Bilindiği gibi, hükûmet sistemleri ilkönce kuvvetler birliği ve kuvvetler ayrılığı sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır. “Kuvvetler birliği sistemleri  (systèmes de confusion des pouvoirs)”, yasama ve yürütme kuvvetlerinin aynı elde birleştiği hükûmet sistemleridir. Bu birleşmede iki ihtimal olabilir. Yasama ve yürütme kuvvetleri, ya yürütme organında, ya da yasama organında birleşir. Kuvvetlerin yürütmede birleştiği sistemler, “diktatörlük”[20] veya “mutlak monarşi (monarchie absolue[21] olmak üzere iki tanedir. Kuvvetlerin yasamada birleştiği sistem ise, “meclis hükûmeti sistemi (système du gouvernement d’assemblée)”dir[22].

“Kuvvetler ayrılığı sistemleri  (systèmes de séparation des pouvoirs)” ise yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrı ayrı organlara verildiği hükûmet sistemleridir. Kuvvetler ayrılığı sistemleri kendi içinde kuvvetler ayrılığının derecesine göre “sert kuvvetler ayrılığı sistemi (système de séparation rigide des pouvoirs)” ve “yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi  (système de séparation souple des pouvoirs)” olmak üzere ikiye ayrılır. Sert kuvvetler ayrılığı sistemi “başkanlık sistemi (système présidentiel[23], yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi ise “parlâmenter sistem (système parlementaire[24]dir.

Başkanlık sistemine sahip ülkelerde yürütme organı “monist (tekçi)”, parlâmenter hükûmet sistemine sahip ülkelerde ise yürütme organı “düalist (ikici)” yapıdadır[25].

A. başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Özellikleri

Bibliyografya.- Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.32-43; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.I, s.483-494; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.582-588; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.31-40; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.109-125; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.138-158; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.165-167; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.753-765; Georges Burdeau, Francis Hamon ve Michel Troper, Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiüçüncü Baskı, 1993, s.1232-130; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.151-153; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.182-187; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, Sekizinci Baskı, 1991, s.126-129; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, s.62-81; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-251; Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, s.27-55; Gérard Conac, “Régime présidentiel”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.888-901.

Bir sert kuvvetler ayrılığı sistemi olan başkanlık sisteminde, yasama ve yürütme organları ayrı ayrı seçilmekte ve seçildikten sonra da birbirlerinin varlıklarına son verememektedirler. Başkanlık sistemlerinde yürütme organının gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:

1. Tek-Başlılık [26].- Başkanlık sistemlerinde yürütme organının temel özelliği onun “monist (tekçi)” nitelikte olmasıdır. Aşağıda göreceğimiz gibi parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı “düalist (ikili)” yapıdadır. Bir yanda sorumsuz olan devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı), diğer yanda ise sorumlu olan bakanlar kurulu (hükûmet) vardır[27]. Bakanlar kurulu da başbakan ve bakanlardan oluşmuş kolektif bir organdır. Oysa başkanlık sisteminde yürütme organı tek kişiden oluşur[28]. O da “başkan”dır[29]. Yani başkanlık sisteminde yürütmede “tek-başlılık (monocéphalisme )” vardır[30]. Başkanlık sisteminde, başkanın dışında sembolik bir “devlet başkanlığı” makamı yoktur. Başkan aynı zamanda, “devlet başkanı”dır[31]. Diğer yandan, başkanlık sisteminde, parlâmenter sistemlerde görülen tipte bir “kabine”, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur[32]. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır[33]. Yürütme birimlerinin (bakanlıkların) başı durumunda olan kişiler (bakanlar), parlâmenter sistemlerdeki “bakanlar” gibi değildirler; bunlar başkanın “yardımcılar”ı konumundadır. Amerika Birleşik Devletlerinde bunlara “sekreter (secretary[34] denir[35]. Biz de burada bu kişilere “bakan” değil, “sekreter” diyeceğiz. Bunlar, yani sekreterler, başkanın emir ve talimatı dışına çıkamazlar[36]. Sekreterler, başkan tarafından atanırlar ve başkan tarafından görevden alınırlar[37]. Keza sekreterler, yasama organına karşı değil, münhasıran başkana karşı sorumludurlar[38]. O halde, başkanlık sisteminde, başkan, hem devlet başkanı, hem de hükûmet başkanıdır[39].

Gerçi başkanlık sistemlerinde başkan ve sekreterleri bir araya gelip toplanabilir ve yürütme işlerini görüşebilirler. Hatta Amerika Birleşik Devletlerinde olduğu gibi, Başkan ve sekreterlerinin toplanmasına “kabine” ismi de verilebilir[40]. Ama bu “kabine”, parlâmenter hükûmet sistemlerinde görülen kabineden çok farklıdır. Çünkü bu kabine, dayanışma ilkesinin geçerli olduğu kolektif bir karar organı, kolejyal bir organ değildir[41]. Bu kabinenin karar alma, “genel siyaseti” belirleme yetkisi yoktur. Bu kabine “istişarî” niteliktedir[42]. Başkan sekreterlerine görüşlerini sorabilir. Ancak onların görüşleri başkanı bağlamaz. Karar alma yetkisi münhasıran başkana aittir[43]. Amerika Birleşik Devletleri tarihinden çok bilinen bir olay, bu durumu tipik bir şekilde göstermektedir: ABD başkanlarından (1861-1865) Abraham Lincoln kabineye bir öneri getirir. Bu öneriye kendi dışında herkes karşı çıkar. Sonuçta Lincoln, “yedi hayır, bir evet; evetler kazandı” diyerek toplantıyı bitirmiştir[44].

2. Başkanın Halk Tarafından Seçilmesi [45].- Başkanlık sisteminde, devlet başkanı, yani başkan, doğrudan doğruya veya ona benzer bir şekilde[46] halk tarafından, belli bir dönem için (örneğin 4 yıl) seçilir[47]. Bu şu anlama gelir ki, başkanlık sistemlerinde devlet başkanı, yani başkan, varlığını yasama organının iradesine borçlu değildir[48]. Oysa aşağıda göreceğimiz gibi parlâmenter cumhuriyetlerde devlet başkanı yasama organı tarafından seçiliyor olabilmektedir. Başkanlık sistemlerinde devlet başkanının yani başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi ona büyük bir prestij ve otorite kazandırmaktadır[49].

3. Başkanın Siyasal Sorumsuzluğu [50].- Başkanlık sisteminde, devlet başkanı, yani başkan, halk tarafından belli bir süre (örneğin 4 yıl) için seçildikten sonra, görev süresi boyunca görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasama organının güvenine dayanmaz. Başkan normal olarak süresi dolmadan yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz[51]. Dolayısıyla başkanlık sisteminde, başkanın parlâmento karşısında “siyasal sorumluluğu (responsabilité politique)” yoktur[52].

B. parlâmenter sistemlerde Yürütme Organının Yapısı: İki-başlılık[53]

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Gaudemet, op. cit., s.51-570; 6; Favoreu et al., op. cit., s.589; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, Hükûmet Sistemleri, op. cit., s.51.

Yukarıda kuvvetler ayrılığına göre hükûmet sistemleri konusunu işlediğimiz bölümde gördüğümüz gibi, parlâmenter sistem, bir yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemidir. Parlâmenter sistem, yürütme organının yasama iktidarından kaynaklandığı ve ona karşı sorumlu olduğu bir hükûmet sistemi olarak tanımlanmaktadır[54]. Parlâmenter sistemlerde yürütme organının gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:

1. İki-Başlılık [55].- Parlâmenter sistemlerde yürütme organının yapısı bakımından gösterdiği başlıca özellik, onun “iki-başlılığı (bicéphalisme )” veya “ikililiği (dualisme)”dir. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organında bir yanda “devlet başkanı”, diğer yanda ise “bakanlar kurulu” vardır[56]. “Devlet başkanı (chef de l’Etat)”, monarşik parlâmenter sistemlerde “kral (king, roi, hükümdar, monarch, monarque )”, cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde ise “cumhurbaşkanı (president of republic , président de la République)”dır[57]. Gerek kral olsun, gerekse cumhurbaşkanı olsun, devlet başkanı yasama organı karşısında sorumsuzdur[58]. Yürütme organının diğer kanadında ise “bakanlar kurulu (council of miniters , conseil des ministres)” bulunur. Bakanlar kuruluna, “kabine (cabinet)” veya “hükûmet (government , gouvernement) ” de denir. İşte yürütme organının bu ikinci kanadı yasama organı karşısında sorumludur[59]. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde bakanlar kurulu da kendi içinde “ikili (dualiste  yapıdadır. Bir tarafta “başbakan (prime minister, premier ministre)”[60], diğer tarafta “bakanlar (ministers, ministres) ” bulunur.

2. Yürütmenin Göreve Gelişi[61].- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı doğrudan doğruya halk tarafından seçilmez. Yürütme organının birinci kanadı olan “devlet başkanı”, monarşik parlâmenter sistemlerde, “veraset (hérédité)” yoluyla belirlenir. Yani, devlet başkanlığı (krallık) babadan oğula irsî olarak intikal eder. Cumhurî parlâmenter sistemlerde ise, devlet başkanı, doğrudan doğruya halk tarafından değil, değişik sistemlerle, örneğin parlâmento tarafından seçilir. Parlâmenter sistemlerde yürütme organının ikinci kanadı olan kabine de doğrudan doğruya halk tarafından seçim usûlüyle değil[62], yasama organı tarafından belirlenir. Kabine parlâmentonun içinden çıkar; ondan kaynaklanır. Kabinenin parlamentodan çıkması, ondan kaynaklanması konusunda çeşitli usûller vardır.

3. Siyasal Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma [63].- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yürütmenin bir kanadı olan devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı) yasama organı karşısında sorumsuzdur[64]. Ancak, yürütmenin ikinci kanadı olan bakanlar kurulu (başbakan ve bakanlar) yasama organı karşısında sorumludur[65]. Parlâmenter sistemde, bakanlar kurulu (kabine, hükûmet), yasama organının güvenine dayanır. Yasama organı güvensizlik oyuyla bakanlar kurulunu görevden alabilir[66].

“Yarı-Başkanlık Sistemleri ”nde Yürütme Organının Yapısı: İki-Başlılık.- Yukarıda hükûmet sistemlerini incelediğimiz bölümde gördüğümüz gibi, devlet başkanının doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği parlâmenter sistemlere “yarı-başkanlık sistemi” ismi verilmektedir. Bu sistemlere örnek olarak, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti, gösterilmektedir. Bu ülkelerde cumhurbaşkanları, doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir. Ancak bu ülkelerde yürütme organının gösterdiği özellikler, cumhurbaşkanının halk tarafından seçimi dışında, bütünüyle bir parlâmenter hükûmet sisteminin yukarıda açıkladığımız özellikleriyle aynıdır. Yani, bunlarda da yürütme organı iki-başlıdır. Birinci baş olan cumhurbaşkanı sorumsuzdur. İkinci baş olan hükûmet ise parlâmento karşısında sorumludur.  Hükûmetin kuruluş usûlü de tamamıyla parlâmenter sistemlerdeki gibidir. Keza, bu sistemlerde cumhurbaşkanlarının sorumlulukları ile görev ve yetkileri parlâmenter hükûmet sistemlerindeki cumhurbaşkanlarının sorumlulukları, görev ve yetkileri ile aynıdır. Ve bu sistemler işleyişte de, bir başkanlık siteminden ziyade bir parlâmenter hükûmet sistemine benzemektedir[67]. Bu nedenle, biz burada, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyetinde devlet başkanlarını parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarını inceleyeceğimiz başlık altında göreceğiz. 

IV. Plân

Yukarıda görüldüğü gibi başkanlık sistemlerinde ve parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı yapısı birbirinden tamamıyla farklıdır. O nedenle, başkanlık sistemlerinde devlet başkanı ile parlâmenter sistemlerde devlet başkanları arasında pek bir benzerlik yoktur. Dolayısıyla başkanlık ve parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının statüleri, sorumlulukları ve görev ve yetkilerini aynı  başlık altında incelmenin imkanı yoktur. İşte bu nedenle biz ilk önce başkanlık sistemlerinde devlet başkanlarını, sonra da parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını incelemeyi uygun bulduk.  Buna göre planımız şöyle olacaktır.

Birinci Kısım.- Başkanlık Sistemlerinde Devlet Başkanları

İkinci Kısım.- Parlâmenter Sistemlerde Devlet Başkanları

 


 

[1].   Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II, s.32.

[2].   Esmein, op. cit., c.II, s.32-33; Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.581-582; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.605; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[3].   Wigny, op. cit., s.531-532.

[4].   Ibid., s.582.

[5].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.605.

[6].   İsviçre de bu kurala istisna teşkil etmez. İsviçre’de yürütme görevi yedi kişilik “Federal Konsey (Conseil fédéral)”e aittir. Ancak bu Konsey devlet başkanlığı görevini yerine getirmez. 1999 İsviçre Anayasasının 176’ncı maddesine göre, İsviçre’de devlet başkanlığı görevi, bu Konseyin, “Federal Meclis (Assemblée fédérale)” tarafından bir yıllığına seçilen bir üyesi tarafından yerine getirilir. Federal Konsey üyeleri arasında Konsey Başkanı, yani devlet başkanı olmak bakımından rotasyon geleneği vardır (Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.235; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/ library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[7].   S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.111-158, s.124; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.30; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.590.

[8].   De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[9].   Wigny, op. cit., s.582-583.

[10]. Demokrasi teorileri konusunda bkz.: Giovanni Sartori, Demokrasi Kuramı (Çev. Deniz Baykal), Ankara, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz; Giovanni Sartori, Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, (Çev. Tunçer Karamustafaoğlu ve Mehmet Turhan), Ankara, Yetkin Yayınları, 1993; Giovanni Sartori, “Democracy”, in International Encyclopedia of the Social Sciences, New York, Macmillan and Free Press, 1968, Cilt 4, s.112-121; Robert A. Dahl, Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971; Robert A. Dahl, Demokrasi ve Eleştirileri (Çev. Levent Köker), Ankara, Yetkin Yayınları, 1996; Herry B. Mayo, Demokratik Teoriye Giriş (Çev. Emre Kongar), Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, 1964; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, s.1-2, 23-28; Bingham Powel, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Mehmet Turhan), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, 1990, s.1-20; Münci Kapani, “Demokratik Teori Alanında Bazı Yeni Görüş ve Tartışmalar”, Prof.Dr. Bülent N. Esen’e Armağan, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1977, s.205-219.

[11].    Mustafa Erdoğan, Anayasal Demokrasi, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1999, s.205.

[12].    Lijphart, op. cit., s.1; Erdoğan, op. cit., s.205.

[13].    Lijphart, op. cit., s.1.

[14].    Ibid.

[15].    Ibid.

[16].    Robert A. Dahl, Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971. Dahl’e göre, makul ölçüde duyarlı bir demokraside en az şu sekiz kurumsal garantinin olması gerekir: (1) Örgüt kurma ve bunlara katılma hürriyeti, (2) ifade hürriyeti, (3) oy verme hakkı, (4) kamu görevlerine getirilme hakkı, (5) siyasal liderlerin seçmen tercihini kazanmak için yarışabilme hakkı, (6) değişik haber alma kaynaklarının varlığı, (7) serbest ve âdil seçimler, (8) hükûmet politikalarını oylara ve diğer tercih belirtilerine dayandırmak için gerekli kurumların bulunması (Ibid., s.3).

[17]. Lijphart, op. cit., s.36.

[18]. Ibid., s.24.

[19]. Ibid., s.38, 179-180.

[20]. Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.152-153; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.163-164; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.I, s.401-404.

[21]. Cadart, op. cit., c.I, s.398-398; Debbasch et al., op. cit., s.151-152.

[22]. Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.747-752; Cadart, op. cit., c.I, s.466-468; Debbasch et al., op. cit., s.154-156; Vedel, op. cit., s.164-165; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, Sekizinci Baskı, 1991, s.129-131; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.148-149; Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Döndüncü Baskı, 1984, s.294-295; Paul Bastid, Le Gouvernement d’assemblée, Paris, Cujas, 1956, passim.

[23]. Cadart, op. cit., c.I, s.483-494; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.109-125; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.138-158; Vedel, op. cit., s.165-167; Laferrière, op. cit., s.753-765; Georges Burdeau, Francis Hamon ve Michel Troper, Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiüçüncü Baskı, 1993, s.1232-130; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.151-153; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.182-187; Jeanneau, op. cit., s.126-129; Lijphart, op. cit., s.62-81; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-251; Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, passim; Gérard Conac, “Régime présidentiel”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.888-901.

[24]. Esmein, op. cit., c.I, s.94-144; Léon Duguit, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Anciennes Maisons Thorin et Fontemoing, Dördüncü Baskı, 1923, s.196-207; Cadart, op. cit., c.I, s.661-707; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.158-167; Vedel, op. cit., s.167-172; Burdeau, Hamon ve Troper, op. cit., s.117-123; Pactet, op. cit., s.145-151; Turpin, op. cit., s.187-190; Jeanneau, op. cit., s.126-129; Lijphart, op. cit., s.62-81; Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, op. cit., s.137-161; Jean Gicquel, “Régime parlementaire” in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.886-888.

[25]. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Altıncı Baskı, 2000, s.279.

[26]. Favoreu et al., op. cit., s.585-586; Uluşahin, op. cit., s.41; Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.42; Pactet, op. cit., s.152; Conac, “Régime présidentiel”, op. cit., s.891; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; İlhan Arsel, Anayasa Hukuku (Demokrasi), Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964, s.204.

[27]. Buna “iki-başlılık (bicéphalisme denir (Pactet, op. cit., s.152).

[28]. Uluşahin, op. cit., s.41; Turhan, op. cit., s.42;

[29]. Yürütme organını oluşturan bu gerçek kişiyi ifade etmek için “yürütmenin başı” terimi veya adet olduğu üzere “başkan” terimi kullanılabilir. Biz burada “başkan” terimini kullanacağız.

[30]. Pactet, op. cit., s.152; Conac, op. cit., s.891.

[31]. Uluşahin, op. cit., s.41-42; Pactet, op. cit., s.152.

[32]. Conac, op. cit., s.891; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; Arsel, op. cit., s.204.

[33]. Pactet, op. cit., s.152;

[34]. “Secretary of State (Devlet Sekreteri)” dışişlerinden sorumlu olan sekretere denir (Chantebout, op. cit., s.114).

[35]. Biz bunlara burada bu kişilere bu nedenle “bakan” değil, “sekreter” diyeceğiz.

[36]. Arsel, op. cit., s.204.

[37]. Pactet, op. cit., s.152; Erdoğan, op. cit., s.142.

[38]. Laferrière, op. cit., s.760-761; Arsel, op. cit., s.204.

[39]. Uluşahin, op. cit., s.42.

[40]. Turhan, op. cit., s.42.

[41]. Pactet, op. cit., s.152, 225; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; Arsel, op. cit., s.204.

[42]. Vedel, op. cit., s.166; Arsel, op. cit., s.204.

[43]. Turhan, op. cit., s.42; Arsel, op. cit., s.204; Vedel, op. cit., s.166.

[44]. Chantebout, op. cit., s.115; Turhan, op. cit., s.42.

[45]. Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.32-35; Favoreu et al., op. cit., s. 582-584; Lijphart, op. cit., s.62-63; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-114; Uluşahin, op. cit., s.30-31; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.187; Turhan, op. cit., s.41; Arsel, op. cit., s.204.

[46]. Amerika Birleşik Devletlerinde başkan esasen iki-dereceli bir seçimle seçilir. Ama, pratikte ABD Başkanının halk tarafından seçildiği kabul edilmektedir (Teziç, op. cit., s.424).

[47]. Lijphart, op. cit., s.62-63; Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, op. cit., s.113-114; Uluşahin, op. cit., s.30-31; Turhan, op. cit., s.41; Arsel, op. cit., s.204; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.187.

[48]. Uluşahin, op. cit., s.32.

[49]. Vedel, op. cit., s.166.

[50]. Favoreu et al., op. cit., s.584; Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Arsel, op. cit., s.204; Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167. 

[51]. Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Arsel, op. cit., s.204. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın istisnaî bir usûl olan impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini belirtelim. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi, bu usûl, başkanın siyasî değil, cezaî sorumluluğunu tahrik etmek içindir. O nedenle, yukarıdaki özelliğe aslında bir istisna oluşturmaz.

[52]. Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167.

[53]. Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51; Erdoğan, op. cit., s.147; Arsel, op. cit., s.206.

[54]. Leon D. Epstein, “Parliamentary Government”, International Encyclopedia of the Social Sciences, (ed. David L. Sills), New York, Macmillian and Free Press, 1968, Cilt 11, s.419’da nakleden Lijphart, op. cit., s.62.

[55]. Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Gaudemet, op. cit., s.51-56; Debbasch et al., op. cit., s.160; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51; Erdoğan, op. cit., s.147; Arsel, op. cit., s.206.

[56]. Vedel, op. cit., s.168; Laferrière, op. cit., s.798-799; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51.

[57]. Laferrière, op. cit., s.770-771.

[58]. Laferrière, op. cit., s.770-771; Vedel, op. cit., s.168; Debbasch et al., op. cit., s.161; Arsel, op. cit., s.207.

[59]. Laferrière, op. cit., s.774-780.

[60]. Başbakana ülkeden ülkeye değişik isimler verilmektedir. Şansölye, taoiseach, bakanlar kurulu başkanı (président du conseil des ministres), hükûmet başkanı gibi. Bizde de tarihsel süreç içinde başbakana, “sadrazam”, “icra vekilleri heyeti reisi”, “başvekil” gibi değişik isimler verilmiştir.

[61]. Turhan, op. cit., s.51, 55; Lijphart, op. cit., s.63.

[62]. İsrail’de 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında Temel Kanuna (Basic Law: The Government [1992], http://www.uni-wuerzburg.de/law/is00000_.html, 1.2.2001) göre başbakan doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir (seksiyon 5-7). İsrail’de bu sistem 1996’dan beri uygulanmaktadır (Erdoğan, op. cit., s.152). Ancak, başbakan ve onun kuracağı kabine yine de parlâmentoya karşı sorumludur. Dolayısıyla, başbakanın doğrudan doğruya seçilmesi usulü, hükûmet yasama organının güvenine dayanması kuralını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle de İsrail sistemi parlâmenter sistemden çok önemli bir sapma oluşturmamaktadır.

[63]. Laferrière, op. cit., s.770-782; Cadart, op. cit., c.II, s.667-673; Turhan, op. cit., s.47-49; Lijphart, op. cit., s.63; vedel, op. cit., s.169; Arsel, op. cit., s.209.

[64]. Laferrière, op. cit., s.770-773.

[65]. Ibid., s.773-782.

[66]. Lijphart, op. cit., s.63.

[67]. Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.487-489. Fransa’da Cumhurbaşkanı ile Parlâmento çoğunluğu aynı partiden olduğu dönemlerde, Fransız sistemi işleyiş bakımından daha ziyade Başkanlık sistemine benzemektedir. Ancak, Parlâmentoda Başkanın Partisi değil bir başka parti veya partiler çoğunluktaysa, sistemin işleyişi klasik bir parlâmenter sistemin işleyişine benzemektedir (Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.714-733).

 

Birinci Kısım
başkanlık sistemlerinde
devlet başkanı : Başkan 
(Abd Örneği)

 

 

 

Bibliyografya.- Laurence H. Tribe, American Constitutional Law, New York, Foundation Press, 2000, c.I, s.630-789; James Q. Wilson ve John J. DiIullio, American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995, s.343-415; Marie France Toinet, Le système politique des Etats-Unis, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1990, s.167-201; Theodore J. Lowi ve Benjamin Ginsburg, American Government, New York, W.W. Norton & Company, Üçüncü Baskı, 1994, s.140-181; John E. Nowak, Ronald D. Rotunda ve J. Nelson Young, Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn. West Publishing Co. 1978, s.204-220; Paul C. Bartholomew, Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Littlefield, Adams & Company, 1970, c.I., s.81-109; Alpheus Thomas Mason ve William M. Beaney, American Constitutionnal Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice‑Hall, Üçüncü Baskı, 1964, s.57-61; Thomas E. Cronin, The State of the Presidency, Boston, Little, Brown and Company, İkinci Baskı, 1980; Alan Shank, American Politics, Policies and Priorities, Boston, Ally and Bacon, Inc, Dördüncü Baskı, 1984, 211- 225; 241-281; Peter Woll, American Government: Readings and Cases, Boston, Little, Brown and Company, 1975, s.371-436; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.580-588; 599-602; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.31-40; Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, Available: http://gi. grolier.com/presidents/ea/ side/pofus. html, 2.1.2001; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/ side/succsion.html, 2.1.2001; Donald Young, “Vice-President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/ presidents/ ea/vp/ vpusa.html, 2.1.2001; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/ presidents/ea/side/veto.html, 2.1.2001; Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net, 1.2.2001).

Biz bu kısımda, başkanlık sisteminde devlet başkanlığını inceleyeceğiz. İncelememizi Amerika Birleşik Devletleri örneği üzerinden yapacağız. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde “Başkan (President)”ın statüsünü (I), sorumluluğunu (II) ve görev ve yetkilerini (III) göreceğiz.

I. Başkanın Statüsü  

Bibliyografya.- Wilson ve DiIulio, op. cit., s.348-365, 380-381; Toinet, op. cit., s.169-173, 189-190, 193-194, 197-198; Favoreu et al., op. cit., s.35-36, 582-585, 587; Cronin, op. cit., s.27-75; Gaudemet, op. cit., s.32-40; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154-156, 158-159, 162-163; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ea/side/succsion.html, 2.1.2001.

Biz burada “Başkanın statüsü” başlığı altında, Başkanın seçilme yeterliliği ni, görev süresini, seçimini, göreve başlamasını, görevinin sona ermesini, başkanlık makamının kesin ve geçici olarak boşalmasını, Başkan Yardımcısını, departmanları, sekreterleri, kabineyi, başkanlık teşkilatını (The White House Office, Executive Office of the President) göreceğiz.

Seçilme Yeterliliği [1].- Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlık seçimlerinde aday olabilmenin “vatandaşlık”, “yaş” ve “ikamet” olmak üzere üç şartı vardır. Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına göre (m.2 , b.1, f.4)[2], başkan seçilebilmek için gerekli olan birinci şart, doğuştan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olmaktır. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri  vatandaşlığını sonradan kazananlar başkanlık seçimlerinde aday olamazlar. Başkanlık seçiminde aday olabilmenin ikinci şartı, 35 yaşında olmaktır. Üçüncü şart ise Amerika Birleşik Devletlerinde en az 14 yıl ikamet etmiş olmaktır.

Görev Süresi [3].- Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına göre (m.2, b.1, f.1), başkanın görev süresi dört yıldır. 1951 yılında kabul edilen 22’nci Amendment [4] ile bir kişinin ikiden fazla defa başkan seçilmesi yasaklanmıştır. İkinci Dünya Savaşından bu yana Eisenhower , Reagan  ve Clinton iki defa başkan seçilmeyi başarmışlardır.

Seçim [5].- Başkanlık seçimleri Kasım ayının ilk Pazartesini izleyen Salı günü yapılır. Bu seçimlerde doğrudan başkan seçilmez, başkanı seçecek olan “ikinci seçmenler (electors)” seçilir. Her eyaletten o eyaletin çıkardığı temsilci ve senatör sayısı kadar ikinci seçmen seçilir. Toplam 538 ikinci seçmen vardır[6] (100 senatör+435 Temsilciler Meclisi üyesi+Columbia için 3 delege). Bunların oluşturduğu topluluğa, “seçim koleji (electoral collegedenir[7]. İkinci seçmenler “tek turlu liste usûlü” ile seçilirler[8]. Bir eyalette en çok oyu elde eden bir listedeki bütün ikinci seçmenler seçilmiş olur[9]. İkinci seçmenler, seçilmelerini izleyen Aralık ayının ikinci Çarşambasını izleyen Pazartesi günü kendi eyaletlerinin başkentlerinde toplanıp başkan seçimi için oylarını atmaktadırlar[10]. İkinci seçmenler, “emredici vekâlet” ilkesi uyarınca oy kullanırlar. Yani daha önceden desteklediklerini açıkladıkları aday için oy kullanırlar[11]. Bu oylar izleyen yılın 6 Ocak gününde Temsilciler Meclisi ve Senatonun Kongre halinde toplanmasında sayılırlar ve daha çok oy toplayan aday, Kongre tarafından seçilmiş ilân edilir.

Göreve Başlama [12].- 1933 tarihli 20’nci Amendment’a göre, bu şekilde seçilen Başkan, 20 Ocak günü Yüksek Mahkeme Başkanının (Chief Justice) huzurunda, Kitab-ı Mukaddes üzerine “Birleşik Devletler başkanlık görevini bağlılıkla yapacağına ve Birleşik Devletler Anayasasını koruyacağına, kollayacağına ve savunacağına” yemin  eder (m.2, b.1, f.7).

Görevin Sona Ermesi [13]- Başkanın görevi normal olarak, dört yıllık görev süresinin dolmasıyla sona erer. Bunun dışında başkanın görevi “ölüm  (death[14], “istifa  (resignation[15], “görevden uzaklaştırılma  (removal of the President from Office[16] hallerinde de sona erer (m.2, b.1, f.4).

Başkanlık Makamının Kesin Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının Başkan Olması[17]- Başkanın normal dört yıllık görev süresi dolmadan, “ölüm (death[18], “istifa  (resignation)”, “görevden uzaklaştırılma (removal of the President from Office[19] sebepleriyle başkanlık makamı boşalabilir (m.2, b.1, f.4). Bu sebeplerin dışında Başkanın “makamının yetki ve görevlerini yerine getirmede yetersizlik (inability to discharge the powers and duties of the said Office)” içinde bulunması durumunda da başkanlık makamı boşalır (m.2, b.1, f.4). Bu son halin içine, başkanın sürekli hastalığı, temyiz kudretini yitirmesi gibi nedenlerle başkanlık görevini yapamayacak durumda olması girer. Bu hallerde, başkanlık görevi, başkan yardımcısına geçer (m.2, b.1, f.4). Yani başkan yardımcısı, başkan olur (25’inci Amendment, Bölüm 1). Başkan Yardımcısı bu durumda “vekil başkan (acting president)” değil; kelimenin tam anlamıyla bir “başkan” haline gelir[20]. Başkan yardımcısı, başkanın geri kalan görev süresi boyunca görevde kalır. 1901’den buya 5 adet Başkan Yardımcısı Başkan olmuştur[21].

Başkanlık Makamının Geçici Olarak Boşalması : Başkan Yardımcısının Vekil Başkan Olması[22].- Başkanın görevinin, ölüm, istifa, impeachment sonucu görevden alınma ve görevini kesin ve sürekli olarak yapamayacak duruma düşmesi durumunda ne olacağını yukarıda söyledik. Ancak başkan hastalık gibi bazı durumlarda görevini geçici olarak yerine getiremeyecek bir durumda olabilir[23]. 1967 tarihli 25’inci Amendment’a göre, Başkan, Temsilciler Meclisi Başkanına (Speaker) ve Senatonun pro tempore Başkanına, başkanlık görevinin gereklerini yerine getiremeyecek bir durumda bulunduğunu bildiren birer mektup gönderirse, başkanlık görev ve yetkileri başkan yardımcısı tarafından “vekil başkan (acting president)” sıfatıyla yerine getirilir[24].

Eğer başkan görevini yapamayacak duruma düşmesine rağmen, Temsilciler Meclisi Başkanına ve Senatonun pro tempore Başkanına  mektup göndererek görevini başkan yardımcısına devretmek için istemde bulunmazsa, başkan yardımcısı, bakanların (principal officers of the executive departments) çoğunluğunun onayını alarak, Temsilciler Meclisi Başkanı ve Senatonun pro tempore Başkanına birer yazı göndererek başkanlık görevini ve yetkilerini “vekil başkan” olarak re'sen üstlenir. Eğer Başkan yetersizlik içinde bulunmadığını bildirerek buna itiraz ederse, başkan yardımcısı ve hükûmetin çoğunluğu Temsilciler Meclisi ve Senato Başkanlarına birer mektup göndererek buna direnebilirler ve başkan yardımcısı başkanlık görevini üstlenmeye devam edebilir. Bu durumda Kongre 48 saat içinde toplanır ve her iki Meclisin üçte iki çoğunluğuyla Başkan Yardımcısının görevde kalıp kalmayacağına karar verir. Bu çoğunlukla karar veremiyorsa Başkan tekrar başkanlık görevine geri döner[25].

Başkan Yardımcısı [26].- Yukarıda başkanlık makamının kesin veya geçici olarak boşalması durumunda başkanlık görevinin “Başkan Yardımcısı tarafından üstlenileceğini gördük. “Başkan Yardımcısı (Vice-President)”, Başkan ile birlikte seçilir. Seçilme yeterliliği şartları bakımından Başkanın tâbi olduğu şartlara tâbidir. Anayasanın Başkan Yardımcısına verdiği tek görev, Senato Başkanlığı görevidir. Ancak oyların eşit dağılımı hali dışında, onun oy hakkı yoktur (m.1, b.3, f.4). Bununla birlikte Senato, Başkan Yardımcısının olmadığı zamanlarda Senatoya başkanlık yapmak üzere kendisine bir pro tempore Başkan  seçer (m.1, b.3, f.4). Bunun dışında Başkan Yardımcısı National Security Council’in  üyesidir. Başkan Yardımcısı keza Cabinet toplantılarına da katılır.

Departmanlar [27].- Yukarıda da belirttiğimiz gibi, başkanlık sisteminde yürütme organı monist yapıdadır[28]. Başkanlık sisteminde, parlâmenter sistemlerde görülen tipte bir bakanlar, bakanlar kurulu, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur[29]. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır[30]. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletlerinde de parlâmenter sistemlerde “bakanlıklar”a tekabül eden teşkilâtlar vardır. Bu teşkilâtlara “departman (department)” ismi verilir. Departmanların anayasal dayanağı vardır. Anayasada açıkça “yürütme departmanları (executive departments)”ndan bahsedilmektedir (m.2, b.2, f.1 ). İlk department, 1789’da kurulmuş olan “Devlet Departmanı  (Department of State )”dır. Bu Departman dışişlerinden sorumludur. İkinci olarak yine 1789’da kurulmuş olan “Hazine Departmanı  (Treasury Department)” gelir. “Savunma Departmanı (Department of Defense)” 1789’da “Savaş Departmanı (Department of War)” adı altında kurulmuştur. “Adalet Departmanı  (Department of Justice )” 1870’te kurulmuştur. Bununla birlikte, bir departmana sahip olmaksızın “adalet bakanı” olarak görülebilecek bir Attorney General 1789’dan beri mevcuttur. 1849’da kurulan “İçişleri Departmanı (Department of the Interior)” kamu güvenliğinden değil, tabiî kaynaklardan, çevreden ve Kızılderili sorunlarından sorumludur. Tarımdan sorumlu olan “Tarım Departmanı  (Department of Agriculture)” 1862’de kurulmuştur. “Ticaret Departmanı  (Department of Commerce )” 1903’te, “Çalışma Departmanı  (Department of Labor )” 1913’te, “Sağlık ve Beşerî Hizmetler Departmanı  (Department of Health and Human Services )” 1953’te, “Konut ve Kentsel Gelişme Departmanı  (Department of Housing and Urban Development )” 1965’te, “Ulaştırma Departmanı (Department of Transportation)” 1966’da ve “Eğitim Departmanı (Department of Education )” 1979’da kurulmuştur[31]. Son olarak da George Bush zamanında “Muharip İşleri Departmanı (Department of Veterans Affairs)” kurulmuştur[32]. Günümüzde toplam 14 departman vardır.

Sekreterler [33].- Bu departmanların her birinin başında haliyle bir kişi bulunur. Anayasa bu departmanların başında bulunan kişilerden de açıkça “yürütme departmanlarından her birinde bulunan baş görevli (the principal officer in each of the executive departments )” ibaresini kullanarak bahsetmektedir (m.2, b.2, f.1). O halde bu kişilerin de anayasal bir dayanağa sahip olduğu söylenebilir. Anayasada geçen bu “baş görevliler (principal officers)”e uygulamada “sekreter (secretary [34] denir: Secretary of State, Secretary of Treasury, Secretary of Defence gibi[35]. Sekreterleri atama yetkisi Başkana aittir. Ancak Başkan, sekreterleri atamadan önce Senatonun görüş ve onayını almak zorundadır (m.2, b.2, f.2)[36]. Sekreterler Kongre üyesi olamazlar. Sekreterler, tamamıyla Başkana bağımlıdırlar[37]. Sekreterler, Kongreye karşı değil, münhasıran Başkana karşı sorumludurlar. Başkan istediği zaman, Senatonun onayı olmaksızın bir sekreteri görevden alabilir[38].

Kabine [39].- Amerika Birleşik Devletlerinde George Washington’dan beri, zaman zaman Başkan ve sekreterlerin bir araya gelip yürütme işlerini görüşmeleri adettir. Başkan ve sekreterlerin bir araya gelmelerine “Kabine (Cabinet)” ismi verilmektedir[40]. Başkan Yardımcısı da Kabine toplantılarına katılabilmektedir. Bu “Kabine”nin anayasal bir dayanağı yoktur. Anayasanın hiçbir yerinde geçmemektedir[41].

Amerika Birleşik Devletlerindeki “Kabine”, parlâmenter hükûmet sistemlerinde görülen “kabine  (bakanlar kurulu)”den çok farklıdır. Çünkü Amerika Birleşik Devletlerindeki bu “Kabine”, dayanışma ilkesinin geçerli olduğu kolektif bir organ, kolejyal bir organ değildir[42]. Bu kabinenin karar alma, “genel siyaseti” belirleme yetkisi yoktur. Bu kabinenin kararları “istişarî” niteliktedir[43]. Başkan sekreterlerine görüşlerini sorabilir. Ancak onların görüşleri başkanı bağlamaz. Karar alma yetkisi münhasıran başkana aittir[44]. Amerika Birleşik Devletleri tarihinden çok bilinen bir olay, bu durumu tipik bir şekilde göstermektedir: ABD başkanlarından (1861-1865) Abraham Lincoln Kabineye bir öneri getirir. Bu öneriye kendi dışında herkes karşı çıkar. Sonuçta Lincoln, “yedi hayır, bir evet; evetler kazandı” diyerek toplantıyı bitirir[45].

Amerika Birleşik Devletlerinde kabine, gayri resmî bir şekilde “iç kabine (Inner Cabinet[46] ve “dış kabine (Outer Cabinet[47] olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birincisinin içinde, dışişleri, savunma, hazine, adalet departmanları gibi önemli departmanların sekreterleri, ikincisinin içinde ise, sağlık, tarım, ticaret, ulaştırma, enerji gibi daha az önemli departmanların sekreterleri bulunur[48].

Başkanlık Teşkilatı.- Amerika Birleşik Devletlerinde geniş bir Başkanlık teşkilâtı vardır. Bu teşkilât ikiye ayrılır: The White House Office ve Executive Office of the President.

The White House Office [49].- Bununla esas olarak başkanlık sarayı kastedilir. 1901’de The White House Office (Beyaz Saray Ofisi) beş on kişilik bir personele sahipti. Günümüzde The White House Office’te çalışanların sayısı 400-500 civarındadır. Bunların önemli bir kısmı, başkanın danışmanları, yardımcıları vs.dir. Bunlar counsel, counsellor , assistant, special adviser, special consultant, special assistant gibi isimler taşırlar[50].

Executive Office of the President [51].- Executive Office of the President (Başkanın Yürütme Ofisi) 1939’da F.D. Roosevelt tarafından bir başkanlık kararnamesi (executive order) ile kurulmuştur. Executive Office of the President bünyesinde 14 ayrı organ barındırır. Bunlar başkanın karar almasına teknik yardımda bulunan ve doğrudan doğruya başkana bağlı bulunan organlardır. Bunların en önemlileri şunlardır:

Office of Management and Budget [52] (Yönetim ve Bütçe Ofisi ) 1921’de kurulmuştur. Bugün 600’den fazla kişiyi barındırır. Temel görevi, Başkanın Kongreye sunacağı federal bütçe tasarısını hazırlamaktır. Keza, her departmana tahsis edilen kredilerin harcanmasını da kontrol etmekle görevlidir[53]. Diğer yandan Office of Management and Budget federal idarenin karşılaştığı problemlerin çözümü ile de uğraşır. Office of Management and Budget’in müdürü Senatonun onayı ile Başkan tarafından atanır[54].

Council of Economic Advisers [55] (Ekonomi Danışmanları Konseyi), 1946’da kurulmuştur. Bu Konsey, üç ekonomistten oluşur. Senatonun onayıyla Başkan tarafından atanırlar. Başkana ekonomik sorunlar hakkında danışmanlık yapmakla görevlidirler.

National Security Council [56] (Millî Güvenlik Konseyi ) 1947’de National Security Act  ile kurulmuştur. Konsey Amerika Birleşik Devletlerinin dış politika ve ulusal savunma alanında karşılaştığı sorunlar hakkında başkana danışmanlık yapar. Konseyde Başkan, Başkan Yardımcısı, Devlet Sekreteri (=Dışişleri Sekreteri), Savunma Sekreteri, Genelkurmay Başkanı ve CIA Müdürü bulunur. Bunların dışında Başkan gerekli gördüğü kişileri de Konseye davet edebilir[57].

Central Intelligence Agency  (CIA)[58] (Merkezî İstihbarat Ajansı), Office of Strategic Studies  yerine 1947’de kurulmuştur. İstihbarattan sorumludur. CIA Müdürü, Başkanın en yakın danışmanıdır. Büyük bir bütçeye ve çok sayıda görevliye sahiptir.

II. Başkanın Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

Bibliyografya.- Tribe, op. cit., c.I, s.753-769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.383-384; Toinet, op. cit., s.173-174; Conac, op. cit., s.892; Favoreu et al., op. cit., s.584-585; Turpin, op. cit., s.606-607; Cronin, op. cit., s.340-345; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge, 2000: The American Presidency, (Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net).

Biz burada “Başkanın sorumluluğu ve sorumsuzluğu” başlığı altında Başkanın Kongre karşısında siyasal sorumsuzluğunu, Başkanın cezaî sorumluluğunu (Impeachment) ve Başkanın hukukî sorumluluğunu göreceğiz.

1. Başkanın Kongre Karşısında Siyasal Sorumsuzluğu [59]

Başkanın Kongre karşısında siyasal sorumluluğu yoktur. Bunun temelinde başkanlık sisteminin kendi mantığı yatar. Yukarıda görüldüğü gibi, başkanlık sistemi, bir sert kuvvetler ayrılığı sistemi olarak, yasama ve yürütme organlarının birbirinden bağımsız olmasını ve birbirlerinin görevlerine son verememesini öngörmektedir. Bu nedenle, Başkanın görevine Kongre tarafından son verilemez. Başkan halk tarafından dört yıllığına seçilir ve görev süresi boyunca görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasama organının güvenine dayanmaz. Başkan yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz[60]. Başkanı halk seçtiğine göre, başkanın halka karşı siyasî sorumluluğunun olduğu düşünülebilir. Keza demokratik başkanlık sistemlerinde egemenlik halkta bulunduğuna göre, başkanın egemen olan halka karşı sorumlu olduğu teorik olarak kabul edilebilir. Ne var ki, halkın başkanın siyasal sorumluluğunu tahrik etmesi, yani onu görev süresi dolmadan görevden alması mümkün değildir. Bununla birlikte, başkanın yeni başkanlık seçimlerine katılması mümkün olması durumunda, yeni seçimlerde başkanın halka karşı olan sorumluluğunun bir bakıma gerçekleştiği düşünülebilir. Halk başkanın dört yıllık siyasetinden memnun ise, onu yine seçer. Değilse bir başka adaya oy vererek onu başkanlıktan indirir.

2. Başkanın Cezaî Sorumluluğu: Impeachment [61]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın, “ihanet (treason)”, “zimmet (bribery)” ve “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)”den dolayı “cezaî sorumluluğu (criminal liability)” vardır (m.2, b.4). Başkan bu suçlardan dolayı suçlandırılıp mahkum edilirse görevinden alınmış olur (m.2, b.4). Suçlandırma (impeachment) yetkisi Temsilciler Meclisine aittir (m.1, b.2, f.7). Temsilciler Meclisi Başkan hakkında impeachment usûlünün açılmasına karar verince, Judiciary Committee’yi  görevlendirir. Judiciary Committee’nin raporundan sonra Başkanın suçlandırılıp suçlandırılmaması konusunda nihai oylamayı yapar. Temsilciler Meclisi tarafından suçlandırılan Başkanı yargılama yetkisi ise Senatoya aittir (m.1, b.3, f.6). Başkanın yargılanması söz konusu olduğunda Senatoya Yüksek Mahkeme Başkanı (Chief Justice) başkanlık eder (m.1, b.3, f.6). Senato, mahkumiyet kararını ancak hazır bulunan üyelerinin üçte ikisinin oyuyla verebilir (m.1, b.3, f.6). Mahkumiyet halinde verilecek ceza, görevden alınma cezası ile Birleşik Devletlerde her türlü ücretli, fahri veya güveni gerektiren görevden mahrumiyet cezasından ibarettir (m.1, b.3, f.7). Bununla birlikte, Senato tarafından mahkum edilen Başkan, kanunun öngördüğü biçimde ayrıca takip, muhakeme ve cezaya tâbi tutulabilir (m.1, b.3, f.7 ).

Örnekler.- Amerika Birleşik Devletlerinde Başkana karşı impeachment usûlü şimdiye kadar üç defa işletilmiştir:

a) 1868: Johnson.- Kongre 1867’de Senatonun onayıyla atanan bütün görevlilerin Senatonun onayı olmadan görevden alınması yasaklayan Tenure of Office Act’ı kabul etti. Bu Kanunun Anayasaya aykırı olduğunu düşünen Başkan Andrew Johnson bu Kanuna uymadan Savaş Sekreteri (=Savunma Bakanı) Edwin Stanton’u Ağustos 1867’de görevden aldı. Bunun üzerine Temsilciler Meclisi Şubat 1868’de Johnson’u impeachment  usûlüyle 47’ye karşı 126 oyla suçlandırdı. Johnson Senato tarafından Mart-Mayıs 1868’de yargılandı. Ancak Başkan hakkındaki suçlandırma Senatoda sadece bir oy farkla reddedildi[62] (35-19)[63].

b) 1975: Nixon (Watergate).- Temsilciler Meclisi 1974’te Judiciary Committee’sini Başkan Richard Nixon’un Watergate  skandalındaki sorumluluğunu araştırılması amacıyla görevlendirmiştir. Ağustos 1974’te Nixon, impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini düşünerek istifa etmiştir. Bu şekilde impeachment usûlü sonuçsuz kalmıştır[64].

c) 1998: Clinton.- Üçüncü olarak impeachment usûlü Başkan Bill Clinton’a  karşı işletilmiştir. Arkansas Eyaletinde eski bir memur olan Paula Jones , Mayıs 1994’te Başkan’ın Vali olduğu zaman kendisine karşı cinsel tacizde bulunduğunu iddia ederek Başkana karşı dava açmıştır. Clinton 17 Ocak 1998 tarihindeki yeminli ifadesinde, bu iddiaları reddetmiş, keza, Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile de cinsel ilişkisi olduğu iddiasını inkâr etmiştir. Ne var ki, Başkan Clinton, 17 Ağustos 1998’de büyük jüri önünde, Lewinsky ile cinsel kontakta bulunduğunu kabul etmiştir. Ekim 1998’de Temsilciler Meclisi 176’ya karşı 258 oyla Başkan Clinton hakkında “yeminli ifadesinde yalan söylemek  (perjury)” ve “adalete engel olmak (obstruction of justice )” suçlarından impeachment soruşturmasına başlanmasına, 19 Aralıkta da, bu suçlardan suçlandırılmasına karar vermiştir. Başkanın Senato önündeki yargılaması 7 Ocak 1999’da başlamış, nihaî oylama 6 Şubat 1999’da yapılmıştır. Yeminli ifadesinde yalan söylemek suçunu işlediği konusunda 46 evet, 54 hayır, adaleti engel olmak suçlamasında ise 50 evet, 50 hayır oyu çıkmıştır. Üçte iki kabul oyu gerektiğinden, Başkan Clinton hakkında da impeachment usûlü sonuçsuz kalmıştır[65].

Konusu.- Burada belirtmek gerekir ki, impeachment usûlü Başkanın her suçundan dolayı değil, “ihanet (treason), “zimmet (bribery)” ve “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)”den dolayı öngörülmüş bir usûldür (m.2, b.4). “İhanet  (treason)” ve “zimmet (bribery)” suçlarının ne olduğu bellidir. Ancak, “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)” ifadesinin ne anlama geldiği oldukça tartışmalıdır. Bu ifade biri “dar”, diğeri “geniş” olmak üzere iki değişik anlamda yorumlanmaktadır[66].

a) “Dar yorum (narrow reading)” taraftarlarına göre, “ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinden gerçekten “çok ağır (very high)” suçlar anlaşılır. Bu yorum tarzı, başkanlık makamının otoritesini, saygınlığının korunmasını isteyenler tarafından savunulmaktadır. Bu görüş sahiplerine göre, ancak olağanüstü derecede ağır ve çok ciddî suçlar halk oyuyla seçilmiş bir başkanın görevden alınmasını haklı gösterebilir. Impeachment bir kişinin özel hayatındaki basit kabahatleri için öngörülmüş bir tedbir değildir. Eğer bu tür basit hatalardan dolayı Başkan görevinden alınabilirse, ulus ağır bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilir. Özetle bu görüşe göre impeachment, “büyük (great)” ve “ciddî (serious)” suçlar için söz konusu olabilir. Özellikle Başkanın görevi dışında işlediği, basit suçlar için impeachment usûlü uygulanamaz[67].

b) “Geniş yorum  (broad reading)” taraftarlarına göre ise, “ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinden, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından “ağır” olarak kabul edilebilecek her suç ve kabahat anlaşılır. Zira impeachment, esas itibarıyla bir “ceza davası (criminal trial)” değil, “siyasî suçlar (political offenses)” için öngörülmüş bir usûldür. Görevini gereklerinin dışına çıkan, yetkilerini kötüye kullanan bir Başkanın impeachment usûlüyle görevden alınabilmesi gerekir. Bu usûl başkanlık makamının doğruluk ve dürüstlüğünü sağlamaya yönelik bir tedbirdir. Özetle, geniş yorum taraftarlarına göre, yetkilerini aşan, doğruluk ve dürüstlük ile bağdaşmayan davranışlarda bulunan bir başkan, ceza hukuku anlamında adam öldürme, tecavüz gibi ağır suçlar işlememiş olsa bile impeachment usûlüyle suçlandırılabilir ve sırf bu sebepten dolayı görevinden alınabilir[68].

“Ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinin yorumu sorunu uygulamada da yaşanmıştır. Başkan Clinton’un, 1998’de “adalete engel olma (criminal obstruction of justice )” suçundan dolayı impeachment ile suçlandırılması söz konusu olduğunda, Clinton’un avukatları Başkana atfedilen fiilin Anayasanın öngördüğü şekilde bir “ağır cürüm ve kabahat (high crimes and misdemeanors)” niteliğinde olmadığını iddia etmişlerdir. Ne var ki, Temsilciler Meclisi bu savunmayı dikkate almayarak Başkanı Aralık 1998’de suçlandırmıştır. Ancak Senato Başkan hakkında Şubat 1999’da beraat kararı vermiştir[69].

3. Başkanın Hukukî Sorumluluğu [70]

Başkanın bir özel kişi olarak kendi özel işlerinden dolayı “hukukî sorumluluğu (civil liability)” kural olarak vardır. Ancak görevdeki bir başkana karşı göreviyle alakalı olmayan bir fiilinden dolayı hukuk davası (civil suits against a sittihg president for non-presidential conduct ) açılıp açılamayacağı hususunu ayrıca tartışmak gerekir. Zira, başkana karşı dava açılması durumunda, başkanın bu davayla uğraşması, zaman ve enerji bakımından onun başkanlık görevini hakkıyla yapmasına engel olabilir ve keza kuvvetler ayrılığı ilkesine zarar verebilir[71]. Yüksek Mahkeme 1997 yılında Clinton v. Jones [72] davasında, bu konuda karar vermek imkanını bulmuştur[73]. Mahkeme, başkanın görevi dışındaki özel fiillerinden dolayı, özel kişiler tarafından başkana karşı hukuk davası açılmasında başkanlık görevinin yerine getirilmesi bakımından herhangi bir sakınca görmemiş ve kimsenin kanunların üstünde olmadığı gerekçesiyle görevdeki başkana karşı hukuk davası açılabileceğine karar vermiştir[74].

III. Başkanın görev ve yetkileri 

Bibliyografya.- Tribe, op. cit., c.I, s.633-783; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.142-149; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.354-356; Toinet, op. cit., s.167-201; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.204-220; Elowitz, McGeever ve Hanus, op. cit., s.182-197; Bartholomew, op. cit., c.I, s.81-109; Mason, op. cit., s.57-61; Cronin, op. cit., s.119-221; Shank, op. cit., s.241-280; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.354-356.

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası Başkana aşağıda göreceğimiz görev ve yetkileri vermektedir. Ama öncelikle başkanın görev ve yetkilerinin anayasal temelini görelim. Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 1’inci bölümünün ilk fıkrası, “yürütme yetkisi Amerika Birleşik Devletleri Başkanına verilecektir (The executive power shall be vested  in a President of the United States of America)” demektedir. Anayasada yürütmeyle ilgili bir başka organ zikredilmemektedir. Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünde ise, başkana tek tek verilen görevler sayılmaktadır. Ordunun baş komutanlığını yapmak, dış ilişkileri yürütmek, uluslararası antlaşmaları görüşmek, bazı görevlileri atamak, cezaları affetmek gibi. Acaba, 2’nci maddenin birinci bölümünde bütün yürütme yetkileri genel olarak Başkana verilmiş, bu maddenin ikinci bölümünde sayılan yetkiler, birinci bölümde genel olarak verilen yürütme yetkisine örnek mi teşkil etmektedir? Yoksa, Başkanın yetkileri 2’nci maddenin ikinci bölümünde sayılanlardan mı ibarettir? Yani ikinci bölümde sayılan yetkiler, örnek olarak değil, “tadadî (numerus clausus)” olarak mı sayılmıştır? Bu soruya kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri uygulamasında Başkanın yetkileri devamlı olarak geniş yoruma tâbi tutulmuştur. Yüksek Mahkeme de, özellikle Myers v. United States  kararında[75], Başkanın yetkilerini geniş bir şekilde yorumlamıştır[76]. Buna göre, Anayasada ayrıca sayılmamış olsa da, Anayasa metninin yasaklamaması kaydıyla, bütün yürütme yetkisini Başkanın kullanabileceği söylenebilir[77]. Başkanın başlıca yetkileri şunlardır:

1. Baş Komutanlık Yetkisi (Military Power , President as Commander-in-Chief )[78]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün ilk fıkrasında Başkanın Birleşik Devletler ordusunun ve donanmasının baş komutanı olacağı belirtilmiştir (The President shall be Commander in Chief of the Army and Navy of the United States). Ancak aynı Anayasa, savaş ilân etme (m.1, b.8, f.11), ordu kurmak ve beslemek (m.1, b.8, f.12) ve donanma kurmak (m.1, b.8, f.13) yetkilerini Kongreye vermiştir. Bununla birlikte uygulamada ilk zamandan günümüze kadar, Amerika Birleşik Devletlerinin girdiği 11 önemli savaştan sadece beşinde Kongrenin savaş ilanıyla Amerika Birleşik Devletleri savaşa girmiştir[79]. Kongre değil, Başkan, orduyu savaşa hazırlamakta, savaş ilân etmekte ve savaşta orduyu yönetmektedir[80]. Başkan ulusal savunmadan sorumludur. Savunmadan sorumlu asker ve sivilleri o seçer; o atar; gerektiğinde onları o görevinden alır. Askerî makamlar tamamıyla Başkanın kontrolü altındadır. Başkan dilerse bizzat ve bilfiil savaşı yönetir. Örneğin, Vietnam savaşında  Başkan Lyndon Johnson bombalanacak hedefleri bizzat tespit etmeye kadar savaşın yönetimine karışmıştır[81].

2. Af Yetkisi (Pardoning Pover)[82]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün ilk fıkrasına göre Başkan, impeachment hali dışında Birleşik Devletlere karşı işlenmiş suçları affetme ve erteleme yetkisine sahiptir (He shall have power to grant reprieves and pardons for offenses against the United States, except in cases of impeachment)”. Fıkradan da anlaşılacağı üzere, Başkan sadece federal suçları affedebilir. Federe devletlere karşı işlenmiş suçları affedemez. Diğer yandan Başkan impeachment usûlüyle mahkum olanlar hakkında da af yetkisini kullanamaz.

Af, suçlu tarafından reddedilebilir. Suçlunun kabul etmediği af, hükümsüzdür. Mahkemeler de bir suçluyu affı kabul etmeye zorlayamaz[83]. Bununla birlikte cezanın ortadan kaldırılması değil, cezanın daha hafif bir ceza türüne dönüştürülmesi (commutation), örneğin idam cezasının ömür boyu hapis cezasına dönüştürülmesi durumunda af kararı suçlu tarafından reddedilemez[84].

Başkan af yetkisini, suçun işlenmesinden sonra her aşamada, davadan önce, dava sırasında ve mahkumiyet kararından sonra kullanabilir[85]. Af kararı şartlı olabileceği gibi, şartsız da olabilir[86]. Başkan sadece bir kişiyi affedebileceği gibi, birden fazla kişiyi, hatta grupları affedebilir[87]. Örneğin Başkan A. Johnson iç savaştan sonra, bazı çok ağır suçları işleyenler dışında, savaşa katılan herkesi affetmiştir.

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın “af (pardon)” yetkisi, parlâmentoları incelediğimiz bölümde gördüğümüz gibi bir “genel af (amnistie)” yetkisi değildir. Başkanın “af (pardon)” yetkisi, suçu ve cezayı bütün sonuçlarıyla kaldırmaz. Başkanın af kararında ne belirtilmişse affın etkisi o kadardır. Bu cezanın ortadan kaldırılması, cezanın daha hafif bir cezaya dönüştürülmesi ve cezanın ertelenmesinden (reprieves) ibarettir. Başkanın “af (pardon)” yetkisi, mahkumiyet kararına bağlı olan siyasal haklardan mahrumiyet gibi kanunun öngördüğü diğer sonuçları ortadan kaldırmaz[88]. Yüksek Mahkeme de, Carlesi v. New York [89] kararında mahkumiyet hükmünün bazı kanunî sonuçların aftan sonra da devam edebileceğine karar vermiştir[90].

3. Uluslararası Andlaşma Yapma Yetkisi  (Traity Power)[91]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, başkanın milletlerarası andlaşmalar (treaties) yapma yetkisi vardır. Ancak Anayasaya göre, Başkanın yapacağı andlaşmalar Senatonun üçte iki çoğunluğunun onayına tâbidir.

4. Executive Agreements Yapma Yetkisi[92]

Başkanın uluslararası andlaşma yapma yetkisi, Senatonun onayına tâbi olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletlerinde, Başkanın Senatonun onayını almadan, bazı durumlarda, “executive agreements” denen andlaşmalar yapma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Ancak Başkanın böyle andlaşmalar yapabilmesi için, ya Anayasanın kendisine açıkça verdiği bir yetkiye dayanması[93], yahut bu andlaşmanın daha önceden yapılan bir andlaşma tarafından öngörülüyor olması, veyahut Başkanın daha önceden Kongrenin iznini alması gerekmektedir[94].

Executive agreements denen andlaşmaların iç hukuk bakımından bağlayıcı olmadığı baştan kabul edilmişse de[95], Yüksek Mahkeme United States v. Belmont [96] kararında executive agreement’ların da diğer andlaşmalar (treaties) gibi bağlayıcı olduğunu kabul etmiştir[97]. Yüksek Mahkeme, United States v. Pink[98] kararında da uluslararası andlaşmalar (treaties ) ile executive agreement’ların aynı hukukî değerde bulunduğuna karar vermiştir[99].

5. Elçileri ve Diğer Temsilcileri Kabul Etmek Yetkisi [100]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 3’üncü bölümüne  göre Başkan elçileri ve diğer temsilcileri kabul eder (he shall receive Ambassadors and other public ministers). Yani yabancı bir elçinin güven mektubu Başkana sunulur ve onun tarafından akredite edilir. Elçilerden ülkelerine dönmelerini isteme yetkisi de yine Başkana aittir. Keza yeni bağımsızlığını ilân eden devletleri veya mevcut bir ülkede yeni bir rejimi tanıma yetkisi de yine Başkana aittir.

6. Kanunların Yürütülmesi (Execution of the Laws ) Görev ve Yetkisi[101]

Anayasa, Başkana kanunların yürütülmesini gözetme görev ve yetkisini vermiştir (he shall take to take care that the laws be faithfully executed ) (m.2, b.3). Başkan bu görev ve yetkisine dayanarak, kanunların tam bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla gerekli gördüğü bütün tedbirleri alabilir. Yüksek Mahkeme Başkanın kanunların yürütülmesini gözetme görev ve yetkisini oldukça geniş yorumlama eğiliminde olmuştur[102]. Yüksek Mahkeme bazen Başkanın bu görev ve yetkisinden başka görev ve yetkiler türetmiştir.

7. Atama Yetkisi (Appointment Power)[103]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, Başkanın çeşitli görevlileri Senatonun görüş ve onayını  alarak (by and with advice and consent of the Senate) “atama yetkisi” vardır. Bu görevlilerin başında ikinci fıkrada ismen zikredilen “elçiler (ambassadors)”, “diğer temsilciler (other public ministers )”, “konsoloslar (consuls)”, “Yüksek Mahkeme hakimleri (judges of the Supreme Court )” gelir. Keza Anayasada atanmaları için başka bir usûl öngörülmemiş bütün görevliler de yine Senatonun onayıyla Başkan tarafından atanırlar (m.2, b.2, f.2). Amerika Birleşik Devletlerinde bu usûlle atanan iki bin civarında görevli vardır[104]. Bununla birlikte Anayasa, Kongrenin bir kanunla “alt görevliler (inferior officers)”in atama yetkisini doğrudan doğruya Başkana, mahkemelere, departman başlarına (heads of departments), yani sekreterlere bırakabileceğini öngörmüştür (m.2, b.2, f.2).

8. Azil Yetkisi (Removal Power)[105]

Yukarıda görüldüğü gibi, Başkanın atama yetkisi Anayasada düzenlenmiştir. Buna karşılık Başkanın kendi atadığı kişileri görevden alma yetkisine ilişkin Anayasada bir hüküm yoktur. Acaba Başkan, kendi atadığı kişileri görevden alabilir mi? Alabilirse, bunun için yine Senatonun onayını alması gerekir mi? Yoksa bu kişileri Senatonun onayını almaksızın istediği zaman, istediği sebeple görevden alabilir mi?

Bir kere Başkanın yürütme departmanlarının başına atadığı kişileri Senatonun onayı olmadan görevden alma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Zira aksi takdirde, sekreterlerin Başkana karşı değil, Kongreye karşı sorumlu olmaları gibi bir durum ortaya çıkar ki, bu başkanlık sisteminin doğasıyla bağdaşmaz. Bu sorun Amerika Birleşik Devletlerinde uygulamada yaşanmıştır. Kongre 1867’de sekreterlerin görevden alınması için Senatonun onayını öngören Tenure of Office Act’ı kabul etti. Bu Kanunun Anayasaya aykırı olduğunu düşünen Başkan Andrew Johnson bu Kanuna uymadan Savaş Sekreteri Edwin Stanton’u Ağustos 1867’de görevden aldı. Bunun üzerine 1868’de Johnson impeachment usûlüyle suçlandırıldı. Ancak Başkan Senatoda sadece bir oy farkla beraat etti[106].

Başkanın kamu görevlilerini görevden alıp alamayacağı sorunu 1926 yılında Yüksek Mahkeme tarafından Myers v. United States  (272 US 52, 1926)[107] davasında çözümlenmiştir. 1876 tarihli bir federal kanun, birinci, ikinci ve üçüncü sınıf posta müdürlerinin görevden alınması için Senatonun onayının alınmasını öngörüyordu. Oregon Portland’ta posta müdürü olan Myers, Senatonun onayı olmaksızın Başkan Wilson tarafından görevden alınmıştır. Bu davada Yüksek Mahkeme, görevden alma için Senatonun onayını şart koşan, 1876 tarihli Kanunun Anayasaya aykırı olduğuna ve geçersiz olduğuna karar vermiştir[108]. Yüksek Mahkemeye göre, atama yetkisi, görevden alma yetkisini de gerektirir. Anayasa atama için Senatonun onayı şartını ararken, görevden alma yetkisi için herhangi bir şart koymamıştır. Mahkeme, Senatonun onayı olmaksızın görevden alma yetkisini, Başkanın kanunları uygulanmasını gözetme (to take care that the laws be faithfully executed) yetkisinin bir uzantısı olarak değerlendirmiştir[109]. Zira, Başkan bir görevliyi görevden alamazsa, kanunların uygulanmasını gözetme görevini yerine getiremez. Keza Mahkeme, Başkanın görevden alma yetkisini, Başkanın idare üzerindeki idarî kontrolü sağlaması bakımından da gerekli bir tedbir olarak görmüştür[110].

Bununla birlikte, Yüksek Mahkeme, Humphrey’s Executor v. United States [111] davasında, Başkanın görevden alma yetkisinin “bağımsız düzenleyici ajans  (independent regulatory agency)” üyeleri için geçerli olmadığına karar vermiştir[112]. Başkan Franklin Roosevelt  Federal Trade Commission ’un üyesi Humphrey’i normal görev süresinin dolmasına daha beş yıl varken 1933 yılında, Federal Trade Commission Act ’ın öngörmediği bir sebeple (Başkan ile aynı görüşü paylaşmaması nedeniyle) görevden almıştır[113]. Mahkeme, Başkanın bu işlemini Anayasa aykırı olduğuna karar verirken, haksız rekabeti önlemek amacıyla kurulmuş olan Federal Trade Commission’un saf idarî nitelikte değil, “yarı-teşriî  (quasi-legislative)” ve “yarı-yargısal (quasi-judicial)” nitelikte bir kuruluş olduğunu ve bu nedenle de bağımsız olması gerektiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre, böyle bir kuruluşun üyelerinin kanunda öngörülen sebepler dışında bir sebeple görevden alınması, bu kuruluşun bağımsızlık niteliğiyle bağdaşmaz[114].

Myers ve Humprey kararlarının birlikte değerlendirilmesinden özetle şu sonuç çıkmaktadır: Başkanın, “saf yürütme görevlileri (purely executive officers)”ni istediği zaman, istediği sebeple, Senatonun onayı olmaksızın görevden alma yetkisi vardır (Myers Kararı)[115]. O halde, bu tür görevliler için “kayırma sistemi (spoils system)”inin geçerli olduğunu söyleyebiliriz[116]. Buna karşılık, Başkanın, “yarı-teşriî  (quasi-legislative)” ve “yarı-yargısal (quasi-judicial)” nitelikteki kuruluşların üyelerini, ancak kanunda öngörülen sebeplerle ve eğer kanunda bir sebep öngörülmüyorsa sadece siyasî olmayan nedenlerle görevden alma yetkisi vardır (Humprey Kararı)[117]. O halde, bu tür görevliler için “kayırma sistemi (spoils system)” geçerli değildir.

Nihayet, bir yürütme departmanı, kendi “sıradan memurları (employees)”nın atanması ve görevden alınması konusunu, “düzenleyici idarî işlemler (administrative regulations )” ile düzenlemiş ise, bu memurların, ancak o düzenleyici işlemlere uygun olarak görevden alınabilecekleri kabul edilmektedir[118]. Dolayısıyla departmanlarda çalışan “sıradan memurlar (employees)”ın atanması ve görevden alınması konusunda “kayırma sistemi (spoils system)”nin değil, “liyakat sistemi  (merit system)”nin geçerli olduğunu söyleyebiliriz[119].

9. Veto Yetkisi (Power of Veto)[120]

Anayasanın 1’inci maddesinin 7’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, kanun tasarıları kanunlaşmadan önce Başkanın onayına sunulur. Başkan kanun tasarısını uygun görürse imzalar. Bu şekilde tasarı kanunlaşmış olur. Ancak Başkan uygun bulmuyorsa, Pazar günleri hariç 10 gün içinde, itirazlarıyla birlikte bu kanun tasarısını (bill) bir veto message ile geri gönderir. Bu tasarının tekrar kabul edilebilmesi için, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından üçte iki çoğunlukla oylanması gerekir. Başkan bu geri gönderme işlemini 10 gün içinde yapmazsa, tasarı imzalanmış sayılarak, kendiliğinden kanunlaşır. Ancak, Başkanın kanunu geri göndermesini engellemek için Kongrenin tatile girmesi durumunda tasarı kanunlaşamaz.

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın sahip olduğu bu geri gönderme yetkisine veto denmektedir. Başkanın vetosu oldukça etkilidir[121]. Zira Başkanın vetosunun aşılabilmesi için aynı kanun tasarısının Temsilciler Meclisi ve Senatonun üçte iki çoğunluğuyla kabul etmesi gerekir ki, bu oldukça güçtür. Örneğin, 1787 ile 1988 yılları arasında 2469 kanun tasarısı Başkan tarafından veto edilmiş bunların sadece % 6’sı Kongre tarafından üçte ikilik çoğunlukla tekrar kabul edilebilmiştir[122].

İki çeşit veto uygulaması vardır:

a) Normal Veto.- Bu on günlük süre içinde Başkanın kanun tasarısını imzalamayı açıkça reddetmesi ve tasarıyı bir gerekçeyle birlikte Kongreye geri göndermesidir. Bu veto yukarıda belirtildiği gibi Temsilciler Meclisi ve Senatonun üçte iki çoğunluğuyla aşılabilmektedir.

b) Cep Vetosu (Pocket Veto)[123].- Yukarıda belirtildiği gibi, Başkan veto yetkisini 10 gün içinde kullanmalıdır. 10 gün içinde kullanmazsa, tasarının kanunlaştığı varsayılır. Bununla birlikte, Başkanın kanunu geri gönderebilmesi için, Kongrenin toplantı dönemi (session) içinde olması gerekir[124]. Kongre toplantı dönemi içinde değilse, Başkan, kanunu geri gönderemez. Çünkü kanunu tekrar görüşecek Kongre ortada yoktur[125]. İşte bir kanun tasarısı kendisine geldiğinde, Kongrenin toplantı döneminin bitmesine (end of session; adjournment) 10 günden az bir zaman kalmışsa, Başkan tasarıyı 10 gün boyunca imzalamazsa, kanun kendiliğinden yürürlüğe giremez[126]. Yani, bu durumda, başkanın harekesiz kalması, kanun tasarısı üzerinde “mutlak veto” etkisi doğurur[127]. Böyle durumda Kongrenin yapacağı tek şey, yeni toplantı döneminde, kanun tasarısını yeni baştan görüşmektir. O halde Kongrenin toplantı döneminin bitmesine 10 gün ve 10 günden az bir zaman kaldığında yeni kanun kabul etmemesi uygun olur. Oysa, iş yoğunluğu nedeniyle Kongre, en önemli kanunları toplantı döneminin son günlerinde çıkarır. Bu şekilde de Başkan bu kanunlar üzerinde mutlak bir veto yetkisini ele geçirmiş olur.

Federal Yüksek Mahkeme de The Pocket Veto Case ismiyle bilinen Okanogon Indians v. United States [128] davasında Kongrenin toplantı döneminin bitmesine (adjournment) on günden az bir süre kaldığında Başkana gönderilen kanun tasarıları hakkında Başkanın bir şey yapmaması durumunda, kanun tasarısının yürürlüğe giremeyeceğini karar vererek, Başkanın “cep vetosu” yetkisini teyit etmiştir[129].

Ancak Başkan, isterse Kongrenin toplantı döneminin sona ermesinden sonra da -10 gün içinde- kanun tasarısını imzalayabilir. Buna herhangi bir engel yoktur[130].

Item Veto?[131]- Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın kural olarak “kısmî veto (item veto) ” yetkisi yoktur. Yani Başkan bir kanun tasarısının bazı maddelerini onaylayıp, diğer bazı maddelerini Kongreye geri gönderemez. Başkan bir kanun tasarısının sadece bir maddesine itirazı varsa, tasarının tümünü geri göndermek zorundadır[132]. Bununla birlikte Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlar item veto yetkisinin gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. 1989’da Başkan Bush Treasury Department Appropriations Bill’i onaylamış ama onaylarken bu Kanunun bir hükmünü yürürlükte olduğunu kabul etmediğini onu dikkate almayacağını açıklamıştır. Nihayet 9 Nisan 1996 tarihli Line Item Veto Act , Başkana, Kongre tarafından kabul edilen kredi artışlarını ve yeni masrafları ortadan kaldırma yetkisi vermiştir. Bu durumda Başkan onaylamadığı kredi ve yeni giderleri özel bir mesaj ile Kongreye bildirir. Line Item Veto Act’ın 1997 ile 2005 yılları arasında uygulanması öngörülmüştür[133]. Ne var ki, Yüksek Mahkeme 1998 yılında Clinton v. City of New York [134] davasında, bu Kanunun, Anayasa aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğuna karar vermiştir[135].

10. Başkanın Kongreye İlişkin Yetkileri [136]

Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümü  Başkana Kongre ile ilgili bazı yetkiler vermektedir.

a) Mesaj [137].- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, zaman zaman Kongreye “Birliğin durumu hakkında bilgi (information of the state of the Union)” verir. Bu bilgi bir “mesaj” şeklindedir. Başkan mesajını her yılın başında Senato ve Temsilciler Meclisinin birleşik toplantısında okur[138]. Mesaj bir nevi hükûmet programı gibidir. Bu mesaj ile Başkan Kongreye istediği kanunları çıkarmasını telkin eder.

b) Gerekli Tedbirleri Tavsiye Etmek.- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, gerekli ve uygun olacağını düşündüğü tedbirler üzerine Kongrenin dikkatini çeker.

c) Kongreyi Toplantıya Çağırma .- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, olağanüstü durumlarda (extraordinary occassions ) her iki meclisi veya onlardan birini ivedilikle toplantıya çağırabilir (convene). Başkanın bu yetkisini uzun zamandan beri kullandığına şahit olunmamıştır[139].

d) Kongrenin Toplantı Dönemini Kapatma.- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Kongrenin toplantı dönemini kapatma zamanı (time of adjournment) konusunda Meclisler arasında uyuşmazlık çıktığında, Başkan Meclisleri tatile sokar (adjourn). Başkanın bu yetkisini de uzun zamandan beri kullandığına şahit olunmamıştır[140].

11. Yürütme İmtiyazı  (Executive Privilege )[141]

Başkan ve başkana tâbi olan kişiler arasında yapılan görüşmeler konusunda gizlilik (confidentiality) esası geçerlidir. Bu nedenle, başkan ile başkanın yardımcıları arasındaki konuşmalara ve yazışmalara yasama ve yargı organının karışamayacağı kabul edilmektedir. Bu amaçla, Amerika Birleşik Devletlerinde, Başkana “yürütme imtiyazı (executive privilege)” denen bir imtiyaz tanınmıştır. Bu imtiyazı ileri sürerek, başkan ve yardımcıları, kendi aralarında olan görüşmeler konusunda Kongrenin ve mahkemelerin sorularını cevaplamayı reddedebilirler. Yani yürütme imtiyazı başkana ve yardımcılarına Kongrenin ve mahkemelerin sorularını cevaplamama hakkı veren bir imtiyazdır[142]. Yürütme imtiyazı, Anayasanın hiçbir yerinde yazmamaktadır[143]. Yürütme imtiyazının varlığı şu iki nedenle açıklanmaktadır: Bir kere kuvvetler ayrılığı teorisi, bir kuvvetin diğer kuvvetin iç işlerine karışmaya hakkı olmadığı anlamına gelir[144]. İkinci olarak, devlet yönetimi ve sağlam idare ilkeleri, başkanın kendine tâbi olan kişilerin gizli ve samimi görüşlerini almaya hakkı olmasını gerektirmektedir. Böyle bir görüş, daha sonra kamu oyuna açıklanırsa elde edilemez[145]. Diğer bir ifadeyle, yürütme kuvvetinin yasama ve yargı kuvvetlerinden bağımsız olabilmesi için, yürütme organının kendi içinde, yani Başkan ve yardımcıları arasında tam bir güvenin ve gizliliğin olması gerekir[146].

Bu nedenle, Başkan ve yardımcıları, Kongrenin ve mahkemelerin kamu yararına ve millî güvenliğe aykırı olacaklarını düşündükleri sorularını cevaplamaktan kaçınabilmektedirler. Eğer Kongre veya bir mahkeme Başkanı veya Başkanın yardımcılarını tanık olarak dinlemek isterse, Başkan veya onun yardımcıları (Başkanın yazılı istemi üzerine) tanıklık yapmayı reddedebilirler. Aynı şekilde bir mahkeme Başkandan bazı bilgi ve belgelerin kendisine sunulmasını isterse, Başkan bu istemi reddedebilir. Bununla birlikte, Yüksek Mahkeme iki ayrı davada yürütme imtiyazını sınırlandırmıştır. Watergate skandalı  nedeniyle ortaya çıkan United States v. Nixon [147] davasında Yüksek Mahkeme, yürütme imtiyazını prima facie kabul etmekle birlikte, bu imtiyazın “görülmekte olan bir ceza davasından kesin ve apaçık bir delil ihtiyacı (demonstrated, specific need for evidence in a pending criminal trial)” karşısında geçerli olmadığına karar vermiştir[148].

Keza, Yüksek Mahkeme 1997 yılında Clinton v. Jones [149] davasında yürütme imtiyazının başkanlık seçimlerinden önceki olaylara uygulanamayacağını ve Başkana karşı özel kişilerin dava açabileceğini (civil lawsuit), zira bu tür davaların tamamıyla onun resmî olmayan yükümlülükleriyle ilgili olduğunu ve davaların kuvvetler ayrılığını bozmayacağına karar vermiştir[150].

12. Özerk Düzenleme Yetkisi (Executive Orders)[151]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın düzenleyici işlem yapma, yani genel ve kişilik-dışı kurallar koyma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Başkan bu yetkisini executive orders, proclamations, rules, regulations  denen işlemler ile yerine getirmektedir. Başkanların ne zamandan beri düzenleme yetkisine sahip olduğu tam olarak bilinmemektedir. 1 numaralı executive order 1806 yılına aittir[152]. Özellikle Birinci Dünya Savaşından bu yana başkanlar düzenleyici işlem yapma yetkilerini çok geniş olarak kullanmaktadırlar[153]. Günümüzde, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanlar her yıl yüzlerce executive order çıkarmaktadır[154].

Bununla birlikte, Amerikan Anayasasının hiçbir yerinde, Başkana böyle bir düzenleme yetkisi verilmemiştir. Anayasada Başkanın görevleri arasında sadece kanunların uygulanmasını gözetmek  (he shall take care that the laws be faitfully executed) görevi sayılmıştır (m.2, b.3). Belki Başkanın bu görevi nedeniyle Kongrenin çıkardığı kanunların uygulanmasını göstermek amacıyla, bizdeki yönetmeliklere benzer şekilde düzenleyici işlemler (rules, regulations) yapma yetkisine sahip olduğu düşünülebilir. Ne var ki, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın executive order’larından önemli bir kısmı, kanundan kaynaklanmamaktadır. Bu “başkanlık kararnameleri (executive order)” mevcut bir kanunda değişiklik yapabilmekte, hatta daha önceden kanunla düzenlenmemiş bir alanda düzenlemeler yapabilmektedirler[155]. Örneğin, Woodrow Wilson , Committee on Public Information’u böyle bir executive order ile kurmuştur[156]. Keza, Başkan Truman 1947’de memurların sadakatinin teyidi konusunda bir programı yine herhangi bir kanuna dayanmayan bir executive order ile uygulamıştır[157].

Bu nedenle bu executive order’lar bizdeki kanun hükmünde kararnamelere büyük ölçüde benzemektedirler. Ancak bizdeki kanun hükmünde kararnamelerden farklı olarak Başkanın executive order’lar çıkarabilmesi Kongreden yetki kanunuyla yetki almasına gerek yoktur. Keza, Başkanın executive order’ları onay için Kongreye de sunulmazlar. O halde, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın düzenleme yetkisi secundum legem nitelikte değildir. Başkan ab initio düzenleme yetkisine, yani “özerk düzenleme” yetkisine sahiptir. Bununla birlikte Başkanın sahip olduğu bu yetkinin anayasal dayanağı yoktur. Başkanın bu yetkisinin bir nevi “anayasal teamül” olduğu ileri sürülmektedir[158].

13. Devredilmiş Düzenleme Yetkisi (Statutory Powers)[159]

Başkanın düzenleme yetkisinin ikinci şekli ise, Kongre tarafından kendisine devredilmiş olan düzenleme yetkisidir. Özellikle Birinci Dünya savaşından bu yana, Kongrenin kendi çıkardığı kanunlarla, belirli alanlardaki düzenleme yetkisini Başkanlara devrettiği görülmektedir[160]. Bu yetki devri başlangıçta, Birinci Dünya Savaşı zamanında olağanüstü ve acil durumlar için ihracat, demir yolları, beslenme ve enerji alanı için yapılmıştır[161]. Bununla birlikte, Birinci Dünya Savaşı bitince bu kanunlar ilga edilmemiş, dahası yenileri de çıkarılmıştır. 1941 yılına gelindiğinde 250’den fazla yetki devri kanunu yürürlükteydi. Günümüzde, barış zamanlarında da Kongre, bir kanunla, etkililik düşüncesiyle, teknik, idarî, ekonomik ve dış ticaret konularında düzenleme yetkisini Başkana devredebilmektedir[162]. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde administrative agency ’ler bu yolla kurulmuşlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde bu şekilde sarih yetki devri yoluyla Başkanın kullandığı düzenleme yetkisine statutory power denmektedir[163]. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın sahip olduğu statutory power, bizdeki kanun hükmünde kararname kurumuna daha büyük ölçüde benzemektedir. Çünkü her ikisinde de yasama organından yürütme organına doğru kanunla yapılan bir yetki devri söz konusudur.

14. Kredileri Harcamama  (Impoundment of Funds ) Yetkisi[164]

Amerika Birleşik Devletlerinde başkanların Kongre tarafından verilen kredileri bazen harcamayı reddettikleri görülmüştür[165]. İlk örnek Jefferson tarafından verilmiştir. Jefferson Kongre tarafından inşa edilmesi istenen iki fırkateyni inşa ettirmemiştir[166]. Nixon  1973’te yol inşaatı için Kongre tarafından verilen milyarlarca doları kullanmayı reddetmiştir[167]. Keza, 1973 ve 1974 malî yıllarında Water Pollution Control Act ’a göre kullanılması gereken 6 milyar dolarlık kredinin kullanılması reddedilmiştir. Bu uygulama Yüksek Mahkeme tarafından Train v. City of New York [168] kararıyla Anayasaya aykırı bulunmuştur[169].

Başkan ile Kongre arasındaki kredilerin harcanması konusundaki bu gerginlikten sonra, Kongre bu konuda 1974 tarihli Budget and Impoundment Act’ı kabul etmiştir[170]. Bu Kanuna göre, Kongre tarafından oylanan bir kredinin yürütme tarafından kullanılması zorunludur. Böyle bir krediyi kullanmak istemeyen Başkan, bu konuda Kongrenin ya iznini, ya da onayını almalıdır. Buna göre, Başkanın Kongre tarafından oylanan kredileri, Kongrenin izni ve onayı dışında kullanmayı reddetme yetkisinin bulunmadığını söyleyebiliriz[171].

15. “Devletin Başı” Olma Sıfatından Kaynaklanan Yetkileri [172]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkan, “hükûmet başkanı” olma sıfatından kaynaklanan görev ve yetkilerinin dışında, “devletin başı” olma sıfatıyla bir takım görev ve yetkileri de vardır. Başkan, ulusun birliğinin ve bütünlüğünün sembolüdür. Başkan, federe çıkarlar karşısında ulusal çıkarı temsil eder.

* * *

Bu kısımda başkanlık sistemlerinde yürütme organının “başkan”dan oluştuğunu ve Amerika Birleşik Devletleri örneğinde başkanın hukukî statüsünü, sorumluluğunu, görev ve yetkilerini gördük. İzleyen kısımda parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını inceleyeceğiz.


 

[1].   Laurence H. Tribe, American Constitutional Law, New York, Foundation Press, 2000, c.I, s.169-170; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.582.

[2].   Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri Anayasası toplam 7 “madde (article)”den oluşmaktadır. Ancak ilk dört madde kendi içinde birçok “bölüm (section)”e ayrılmaktadır. Keza her bölüm de birçok paragraftan oluşmaktadır. O nedenle, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının hükümleri zikredilirken sadece madde numarası verilmez, aynı zamanda bölüm ve paragraf numarası da verilir: Art. II, Sec. 2, Cl. 3. gibi. Biz burada, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasında “article” karşılığı madde, “section” karşılığı “bölüm”, her bölümün kendi içindeki paragraflara da “fıkra” ismini veriyor; “madde”yi, “m.”, “bölüm”ü “b.” ve “fıkra”yı “f.” harfleriyle kısaltıyoruz.

[3].   Marie France Toinet, Le système politique des Etats-Unis, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1990, s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582.

[4].   Amendment, Anayasanın 5’inci maddesine göre yapılan Anayasa değişiklikleridir. Ancak bu değişiklikler mevcut maddelere ilâve edilmemiş, Anayasanın sonuna birinci amendment, ikinci amendment, ... şeklinde ilâve edilmişlerdir. O nedenle bu “amendment” terimini “Anayasa değişikliği” olarak Türkçe’ye çevirmek pek doğru değildir. Keza “amendment” kelimesini “ilâve” olarak da Türkçe’ye çevirmenin de pek güzel olmadığını düşündük. Bu nedenle “amendment” kelimesini çevirmeden olduğu gibi kullandık.

[5].   James Q. Wilson ve John J. DiIullio, American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995, s.348; Toinet, op. cit., s.171; Favoreu et al., op. cit., s.583-584; Thomas E. Cronin, The State of the Presidency, Boston, Little, Brown and Company, İkinci Baskı, 1980, s.49-60; Alan Shank, American Politics, Policies and Priorities, Boston, Ally and Bacon, Inc, 4’üncü Baskı, 1984, s.211-224; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.32-33.

[6].   Cronin, op. cit., s.57.

[7].   Ibid., s.56.

[8].   Favoreu et al., op. cit., s.584.

[9].   Kasım 2000 başkanlık seçimlerinde Florida’da oyların sayımı konusunda uyuşmazlık ortaya çıkmış, sorun Amerika Birleşik Devletleri Federal Yüksek Mahkemesine gitmiş, Yüksek Mahkeme, 12 Aralık 2000 tarih ve No.00-949 sayılı Bush v. Gore  kararıyla uyuşmazlığı başkan adayı Bush lehine çözümlemiştir (531 U.S. ...*, 2000) (http://laws. findlaw.com/us/ 000/00-949.html, 23.12.2000). *United States Reports (U.S.)’da henüz yayınlanmadığından sayfa numarası almamıştır). Yüksek Mahkeme kararlarına atıf usûlü hakkında aşağıda 72’inci dipnota bakınız.

[10]. 5 Haziran 1934 tarihli Kanun (Toinet, op. cit., s.171; Cronin, op. cit., s.57).

[11]. Favoreu et al., op. cit., s.585. Şüphesiz hukuken ikinci seçmen, istediği adaya oy vermek yetkisine sahiptir. Ancak Amerikan tarihinde şimdiye kadar on kadar ikinci seçmenin oy değiştirdiğine şahit olunmuştur (Favoreu et al., op. cit., s.584).

[12]. Toinet, op. cit., s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582.

[13]. Toinet, op. cit., s.172.

[14]. 1841 ile 1963 tarihleri arasında 8 Başkanın görevi ölümle sona ermiştir. Donald Young, “Vice-President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ea/vp/vpusa.html, 2.1.2001.

[15]. Örneğin Başkan Nixon 1974’te istifa etmiştir.

[16]. Aşağıda göreceğimiz gibi Başkan impeachment usûlüyle görevinden alınabilmektedir.

[17]. Toinet, op. cit., s.172; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380-381; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presi-dency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/succsion.html, 2.1.2001.

[18]. Amerika Birleşik Devletleri, sekiz başkanın görevi ölümle sona ermiştir (Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380).

[19]. Aşağıda göreceğimiz gibi Başkan impeachment usûlüyle görevinden alınabilmektedir.

[20]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380.

[21]. John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/succsion. html, 2.1.2001; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380.

[22]. Toinet, op. cit., s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/ side/succsion.html, 2.1.2001.

[23]. Örneğin 1881’de 80 gün boyunca Başkan James Garfield yaşam ile ölüm arasında mücadele etmiştir. Woodrow Wilson, Dwight Eisenhower’ın hastalık dönemleri olmuştur. Bu dönemlerde 1967 tarihli Yirmibeşinci Amendment yürürlükte olmadığı için, Başkan Yardımcısı Başkanlık görevini vekil başkan olarak üstlenememiştir. Bu da eleştirilere konu olmuştur (John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/succsion.html, 2.1.2001.)

[24]. Örneğin Temmuz 1985’te Başkan Reagan ameliyat olurken Temsilciler Meclisi Başkanına (Speaker) ve Senatonun pro tempore Başkanına birer mektup göndererek başkanlık görevini Başkan Yardımcısı Bush’a devretmiş, sekiz saat sonrada aynı yöntemle vekaleti geri almıştır (Toinet, op. cit., s.172).

[25]. 1967 tarihli Yirmibeşinci Amendment.

[26]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380-381; Theodore J. Lowi ve Benjamin Ginsberg, American Government, New York, W. W. Norton & Company, Üçüncü Baskı, 1994, s.162-163; Toinet, op. cit., s.193-194; Favoreu et al., op. cit., s.587; 35-36.

[27]. Toinet, op. cit., s.194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587; Cronin, op. cit., s.223-251

[28]. Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, s.41; Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.42.

[29]. Gerard Conac, “Régime présidentiel”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.891; Pierre Pactet, Institutions politiques -Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.166; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1994, s.188.

[30]. Pactet, op. cit., s.152.

[31]. Toinet, op. cit., s.194-195.

[32]. http://www.usconstitution.net/consttop_cabi.html, 23.12.2000.

[33]. Toinet, op. cit., s.194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587.

[34]. “Secretary of State (Devlet Sekreteri)” dışişlerinden sorumlu olan sekretere denir.

[35]. Adalet Departmanının başında bulunan sorumluya Secretary değil, Attorney General denir. Clinton dönemindeki Sekreter listesi için bkz. http://www.usconstitution.net/ consttop _cabi.html, 23.12.2000.

[36]. Favoreu et al., op. cit., s..586.

[37]. Toinet, op. cit., s.195.

[38]. Ibid., s.190.

[39]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.360-361; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154-156; Toinet, op. cit., s.189-190; 194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587; Cronin, op. cit., s.253-296; Gaudemet, op. cit., s.37-39.

[40]. Favoreu et al., op. cit., s.585.

[41]. Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154.

[42]. Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154; Toinet, op. cit., s.190; Pactet, op. cit., s.152, 225; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188.

[43]. Vedel, op. cit., s.166; İlhan Arsel, Anayasa Hukuku (Demokrasi), Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964, s.204.

[44]. Turhan, op. cit., s.42; Arsel, op. cit., s.204; Vedel, op. cit., s.166.

[45]. Toinet, op. cit., s.190; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Altıncı Baskı, 1985, s.115; Turhan, op. cit., s.42.

[46]. Cronin, op. cit., s.275-277.

[47]. Ibid., s.282-286.

[48]. Favoreu et al., op. cit., s.586.

[49]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.356-358; Toinet, op. cit., s.196-197; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.157; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[50]. Toinet, op. cit., s.197.

[51]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.359-360; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.158-159; Toinet, op. cit., s.197-198; Favoreu et al., op. cit., s.587; Gaudemet, op. cit., s.39-40.

[52]. Toinet, op. cit., s.197; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[53]. Favoreu et al., op. cit., s.587.

[54]. Ibid.

[55]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[56]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[57]. Toinet, op. cit., s.198.

[58]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[59]. Toinet, op. cit., s.173-174; Favoreu et al., op. cit., s.584-585; Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167.

[60]. Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın istisnaî bir usûl olan impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini belirtelim. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi, bu usûl, başkanın siyasî değil, cezaî sorumluluğunu tahrik etmek içindir. O nedenle, yukarıdaki özelliğe aslında bir istisna oluşturmaz.

[61]. Tribe, op. cit., c.I, s.753-769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.383-384; Toinet, op. cit., s.174; Conac, op. cit., s.892; Turpin, op. cit., s.606-607; Cronin, op. cit., s.340-345; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge, 2000: The American Presidency, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001.

[62]. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.340.

[63]. Mahkumiyet için, üçte iki çoğunlukla (o zaman için 36 oyla) karar alınması gerekiyordu. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.340.

[64]. Lomansk, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.341-342.

[65]. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001).

[66]. Bu konuda bkz. Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net)

[67]. Ibid.

[68]. Ibid.

[69]. Ibid.

[70]. Tribe, op. cit., c.I, s.757-769.

[71]. Ibid., s.765;

[72]. 520 U.S. 681 (1997). Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinin (United States Supreme Court) kararlarına en yaygın atıf biçimi  bu şekildedir. “U.S.”, United States Reports’un kısaltmasıdır. Bu Government Printing Office  (Washington, D.C.) tarafından yapılan resmî yayındır. 1875’e kadar reporter ismine göre zikredilir. Örneğin 3 Dallas 378. 91’inci ciltten itibaren sadece U.S. şeklinde zikredilir. Örnek: 233 U.S. 51. İlk rakam cilt numarasına, son rakam ise sayfa numarasına işaret eder. Buna göre, 233 U.S. 51, United States Reports’un 233’üncü cildinin 51’inci sayfası demektir. Bu kaynağa internet aracılığıyla şu adresten ulaşılabilir: http://www.lib.muohio.edu/libinfo/depts/documents/ lawrept.html.

Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi (United States Supreme Court ) kararlarına şu yayınlar üzerinden de atıf yapılmaktadır:

L.Ed.: United States Supreme Court Reports, Lawyers’ Edition, Lawyers' Co‑operative Publishing Company (Rochester, New York) tarafından yayınlanmaktadır. Atıf usûlü şöyledir. 96 L.Ed. 954. İlk numara cilde, son numara sayfaya gönderme yapar. Bu kaynağa da internet aracılığıyla ulaşmak mümkündür: http:www.carswell.com/ records/ USSCR.html.

S.Ct.: Supreme Court Reporters. West Publishing Company (St. Paul, Minnesota) tarafından yayınlanmaktadır. Atıf örneği: 58 S.Ct. 166.

[73]. Tribe, op. cit., c.I, s.764.

[74]. Ibid., s.766.

[75]. 272 U.S. 52, 118 (1926).

[76]. Toinet, op. cit., s.175; Favoreu et al., op. cit., s., op. cit., s.597.

[77]. Tribe, op. cit., c.I, s.633.

[78]. Tribe, op. cit., c.I, s.657-670; John E. Nowak, Ronald D. Rotunda ve J. Nelson Young, Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn. West Publishing Co. 1978, s.190-203; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.609-629; Alpheus Thomas Mason ve William M. Beaney, American Constitutionnal Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice‑Hall, Üçüncü Baskı, 1964, s.60; Paul C. Bartholomew, Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Littlefield, Adams & Company, 1970, c.I., s.100; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.142; Toinet, op. cit., s.187-188; Favoreu et al., op. cit., s.598; Cronin, op. cit., s.191-192.

[79]. Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/pofus. html, 2.1.2001. Kongrenin savaş ilânı bulunan savaşlar şunlardır: 1812 Savaşı, Meksika Savaşı, İspanya-Amerika Savaşı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları. Kongre tarafından savaş ilânı kararı alınmadan Amerika Birleşik Devletlerinin girdiği savaşlar şunlardır: 1903’te Theodore Roosevelt Panama’ya Kongreden izin olmadan asker göndermiştir. 1951’de Başkan Truman yine Kongrenin iznini almadan Güney Kore’ye  asker göndermiş ve Kuzey Kore birliklerine karşılık verilmesini emretmiştir. Vietnam ve Kamboçya’ya da Kongrenin izni alınmadan müdahale edilmiştir. Nihayet 1990-1991’de Kongrenin onayı olmadan Başkanın kararıyla Amerika Birleşik Devletleri Körfez Savaşında Irak’a karşı müdahale etmiştir (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.192-193; Toinet, op. cit., s.187-188; Favoreu et al., op. cit., s.598).

[80]. Toinet, op. cit., s.187.

[81]. Ibid.

[82]. Tribe, op. cit., c.I, s.717-722; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.218-220; Bartholomew, op. cit., c.I, s.92; Mason ve Beaney, op. cit., s.59; Toinet, op. cit., s.180-181; Favoreu et al., op. cit., s.599-600; Cronin, op. cit., s.195-196.

[83]. United States v. Wilson, 7 Pet 150, 1833; Burdick v. United States, 236 U.S. 79 (1915) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.94).

[84]. Biddle v. Perovich , 274 U.S. 480 (1927) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.95).

[85]. Ex parte Grossman , 267 U.S. 87 (1925) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.94).

[86]. Ibid.

[87]. Ibid.

[88]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.59.

[89]. 233 U.S. 51 (1914).

[90]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.95.

[91]. Tribe, op. cit., c.I, s.643-656; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.183-203; Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.60-61; Favoreu et al., op. cit., s.598.

[92]. Tribe, op. cit., c.I, s.648-656; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.183-203; Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.61; Favoreu et al., op. cit., s.598; Cronin, op. cit., s.193-195.

[93]. Örneğin, Başkanın silahlı kuvvetlerin baş komutanlığını yapmak yetkisine dayanarak executive agreement’lar yapabileceği kabul edilmektedir.

[94]. Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.188.

[95]. Altman and Company v. United States, 224 U.S. 583 (1912), Bartholomew, op. cit., c.I, s.95.

[96]. 301 U.S. 324 (1937). Kararın metni için bkz.: Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[97]. Keza United States v. Curtiss-Wright Corp,  315 U.S. 230 (1936). Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.189. Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.95-98

[98]. 315 U.S. 203 (1942). Kararın metni için bkz.: Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[99]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[100].  Toinet, op. cit., s.181; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.144; Favoreu et al., op. cit., s.598.

[101].  Mason ve Beaney, op. cit., s.59; Tribe, op. cit., c.I, s.722-730.

[102]In re Neagle, 135 U.S. 1, 1890; Mason ve Beaney, op. cit., s.59.

[103].  Tribe, op. cit., c.I, s.677-103; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213-218; Mason ve Beaney, op. cit., s.58-59; Favoreu et al., op. cit., s.599.

[104].  Favoreu et al., op. cit., s.599.

[105].  Tribe, op. cit., c.I, s.703-717; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213-218; Bartholomew, op. cit., c.I, s.86; Mason ve Beaney, op. cit., s.58-59; Favoreu et al., op. cit., s.599;

[106].  Toinet, op. cit., s.210.

[107].  Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.89-93; Bartholomew, op. cit., c.I, s.86-88.

[108].  272 U.S. 52, 1926, Bartholomew, op. cit., s.88.

[109].  272 U.S. 52, 1926, Bartholomew, op. cit., s.87.

[110].  272 U.S. 132 (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.216; Bartholomew, op. cit., s.87)

[111].  295 U.S. 602 (1935). Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.93-95; Bartholomew, op. cit., c.I, s.89-92.

[112].  295 U.S. 624 (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.217.

[113].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.89; Mason ve Beaney, op. cit., s.93.

[114].  295 U.S. 602, 1935; Bartholomew, op. cit., c.I, s.90; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.217.

[115].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.91.

[116].  Toinet, op. cit., s.210.

[117].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.91.

[118].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.218; Toinet, op. cit., s.210.

[119].  Toinet, op. cit., s.208.

[120].  Tribe, op. cit., c.I, s.736-753; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372-372; Bartholomew, op. cit., c.I, s.107; Toinet, op. cit., s.181-183; Favoreu et al., op. cit., s.376-379; Cronin, op. cit., s.203-205; Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/ presidents/ea/side/veto.html, 2.1.2001.

[121].  Örneğin Başkan Andrew Jackson 12, Ulysses S. Grant 92, Grover Cleveland 584, Franklin D. Roosevelt 63 bills, ve Harry S. Truman 250, Dwight D. Eisenhower 181 adet kanunun veto etmiştir (Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/veto. html, 2.1.2001).

[122].  Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372; Toinet, op. cit., s.182.

[123].  Tribe, op. cit., c.I, s.737-740; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372; Bartholomew, op. cit., c.I, s.107.

[124].  Tribe, op. cit., c.I, s.738.

[125]Ibid.

[126].  Kongrenin yasama dönemi iki yıl olduğuna ve bu iki yıllık dönem, birer yıllık toplantı dönemlerine (annual sessions ) ayrıldığına göre, Başkanın pocket veto imkanı bir yasama döneminde iki defa ortaya çıkar. Yüksek Mahkemede The Pocket Veto Case’de sadece ikinci toplantı yılının sonunda (end of second annual session; final adjournment) değil, birinci toplantı yılının sonunda (end of first annual session; adjournment) da pocket veto ihtimalinin doğduğunu kabul etmiştir (279 U.S. 665, 1929; Tribe, op. cit., c.I, s.738).

[127].  Tribe, op. cit., c.I, s.737.

[128].  279 U.S. 655 (1929). Bkz. Bartholomew, op. cit., c.I, s.109.

[129].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.109.

[130].  Tribe, op. cit., c.I, s.738.

[131].  Tribe, op. cit., c.I, s.740-753; Toinet, op. cit., s.182;

[132].  Toinet, op. cit., s.182.

[133].  Favoreu et al., op. cit., s.379.

[134].  524 U.S. 417 (1998), Tribe, op. cit., c.I, s.740.

[135].  Louis W. Koenig, “President of The United States”, The New Book of   Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier. com/presidents/ ea/side/ pofus.html. 2.1.2001; Tribe, op. cit., c.I, s.740.

[136].  Favoreu et al., op. cit., s.599, 374-375.

[137]Ibid., s.374-375.

[138].  Turpin, op. cit., s.605.

[139].  Favoreu et al., op. cit., s.199.

[140]Ibid., s.599.

[141].  Tribe, op. cit., c.I, s.769-788; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.204-208; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372-373; Toinet, op. cit., s.183-184; Favoreu et al., op. cit., s.600; Cronin, op. cit., s.194.

[142].  Toinet, op. cit., s.183.

[143].  Tribe, op. cit., c.I, s.769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372.

[144].  Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372.

[145]Ibid.

[146].  Favoreu et al., op. cit., s.600.

[147].  418 U.S. 683 (1974). Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.207.

[148]United States v. Nixon (418 U.S. 713, 1974) (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.207).

[149].  117 S.Ct. 1636 (1997).

[150].  Favoreu et al., op. cit., s.600; Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ea/side/pofus.html, 2.1.2001.

[151].  Favoreu et al., op. cit., s.600-601; Toinet, op. cit., s.175-177

[152].  Toinet, op. cit., s.176.

[153].  Örneğin 1984 yılında Federal Register’da 49.000 adet düzenleyici işlem yayınlanmıştır (Toinet, op. cit., s.186).

[154].  Favoreu et al., op. cit., s.601.

[155]Ibid.

[156].  Toinet, op. cit., s.177.

[157]Ibid.

[158].  Favoreu et al., op. cit., s.600.

[159].  Favoreu et al., op. cit., s.601; Toinet, op. cit., s.175-176.

[160].  Toinet, op. cit., s.176.

[161]Ibid.

[162].  Toinet, op. cit., s.176; Favoreu et al., op. cit., s.601.

[163].  Toinet, op. cit., s.176.

[164].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.208-213; Tribe, op. cit., c.I, s.730-736; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.373-374; Toinet, op. cit., s.177; Cronin, op. cit., s.195.

[165].  Toinet, op. cit., s.177.

[166]Ibid.

[167]Ibid.

[168].  420 U.S. 35 (1975).

[169].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.212; Toinet, op. cit., s.177.

[170].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.212; Toinet, op. cit., s.177.

[171].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213.

[172].  Toinet, op. cit., s.180; Favoreu et al., op. cit., s.601-602; Cronin, op. cit., s.86-88.

 

İkinci Kısım
Parlâmenter Hükûmet Sistemlerinde Devlet Başkanları

 

 

 

Bibliyografya.- Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II. 32-230; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Ancienne librairie fontemoing, İkinci Baskı, 1924, c.IV, s.558-689; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.390-398; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.1022-1053; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.427-434; Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.562-615; S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.111-158; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.II, s.1115-1170; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.389-397; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, 8e édition, 1991, s.159-188; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, Beşinci Baskı, 1972, s.634-665; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.631-733; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.332-369; Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.363-406; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.432-476; Patricia Kinder-Gest, Droit anglais, Paris, LGDJ, 1993, s.28-32; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.589-597, 602-607, 609-627; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.53-55; Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.482-517; Elisabeth Zoller, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999, s.446-474; Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel. Paris, Editions Seuil, 1998, s.63-68; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.519-572; Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.469-502; Guiseppe De Vergottini, Diritto costituzionale comparato, Padova, CEDAM, Beşinci Baskı, 1999, s.535-545; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001). 

Yukarıdaki kısımda başkanlık sistemlerinde devlet başkanını gördük. Bu kısımda ise parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını inceleyeceğiz. Girişte de belirttiğimiz gibi Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti gibi “yarı-başkanlık sistemi” denen ülkelerde yürütme organlarının yapısı, başkanlık sistemine değil, parlâmenter hükûmet sistemine benzemektedir ve bu nedenle bu ülkeleri biz birer parlâmenter hükûmet sistemi gibi kabul edip bu kısımda inceleyeceğiz.

Bu kısımda parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının sırasıyla statülerini, sorumluluklarını, görev ve yetkilerini inceleyeceğiz. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının görev ve yetkilerini kullanabilmelerinin temel şartı karşı-imza kuralıdır. Karşı-imza kuralını da ayrıca incelemeyi uygun gördük.  Keza parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı düalist yapıda olduğu için devlet başkanı ile hükûmet arasında çatışma çıkma ihtimali de vardır. biz bu çatışmaya da arıca değinmeyi gerekli gördük. Bu şekilde ikinci kısmın planı şu şekilde ortaya çıkmaktadır:

Birinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Statüsü
İkinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Sorumlulukları
Üçüncü Bölüm.- Devlet Başkanlarının Görev ve Yetkileri
Dördüncü Bölüm.- Karşı-İmza Kuralı
Beşinci Bölüm.- Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması

 

 

 
Birinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Statüsü

 

 

 

 

“Devlet başkanlarının statüsü ” başlığı altında devlet başkanlarının belirlenmesi, göreve gelmesi, görevlerinin sona ermesi, vekâlet, vs. gibi konular görülecektir. Devlet başkanlarının belirlenmesi, göreve gelmesi, görevlerinin sona ermesi gibi hususlar, monarşilerde ve cumhuriyetlerde birbirinden oldukça farklıdır. O nedenle bunları ayrı ayrı incelemek gerekir.

I. Monarşilerde 

Bibliyografya.- Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.586-596; S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.124-133; O. Hood Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987, s.255-261; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.31; Charles Cadoux, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I, s.176; Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européen-nes, Paris, PUF, 1995, s.483-485; Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel, Paris, Seuil, 1998, s.63-64; Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.470-475; Guiseppe De Vergottini, Diritto costituzionale comparato, Padova, CEDAM, Beşinci Baskı, 1999, s.535-542; Philippe Lauvaux, “Les monarchies: inventaires des types”, Pouvoirs: Revue française d'études constitutionnelles et politiques, 1996, no 78, s.26; Francis Delpérée, “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (sous la direction de-), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608-609; Francis Delpérée, “Régence”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, op. cit., s.870-871.

Terminoloji.- Parlâmenter monarşilerde (ör: Belçika, Danimarka, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, Japonya, Lüksemburg, Norveç) “devlet başkanı (head of state, chef d’Etat)”na, “kral (king, roi[1], “kraliçe (queen, reine )”[2], “imparator (emperor , empereur) ”[3], “büyük dük (grand duke , grand duc[4] “egemen (sovereign , souverain) ”[5] gibi isimler verilmektedir.[6] Bunların hepsini kapsayıcı bir şekilde “hükümdar (monarch, monarque) ” ismi verilebilir[7]. Uygulamada “hükümdar” terimi yerine çoğunlukla “kral” terimi kullanılır. Oysa, “hükümdar” teriminin kullanılması, hem “kral”ları, hem de “hüküm süren kraliçe (queen regnant)”leri kapsaması bakımından daha isabetlidir. Ne var ki, yaygın kullanım “kral” teriminin kullanılmasıdır. Biz de burada bu genel eğilime uyarak, monarşilerde devlet başkanını ifade etmek için, “hükümdar” değil, “kral” terimini kullanacağız.

Burada sırasıyla kralın belirlenmesini (A), krallık sıfatının başlamasını (B), krallık sıfatının sona ermesi hallerini (C), niyabeti (D), kraliyet ödeneğini (E) göreceğiz.

A. Kralın Belirlenmesi[8] 

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.592-596; De Smith ve Brazier, op. cit., s.124-123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255-256; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.483-485; Maus, op. cit., s.63; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.471-472.

1. Hanedan Dışına Çıkma Yasağı .- Krallar, yani monarşik parlâmenter sistemlerin “devlet başkanları”, “veraset” yoluyla belirlenir. Krallık, “irsî  (hereditary, héréditaire)” olarak intikal eder. Bu şu anlama gelir ki, bir krallıkta herkesin kral olmaya hakkı yoktur. Kral olabilmenin ilk koşulu, “kraliyet ailesi (royale family, famille royale)”nin bir üyesi olmaktır[9]. Kraliyet ailesine “hanedan (dynasty , dynastie)” da denir. Bir monarşide devlet başkanlığı, yani saltanat, hanedanın dışına çıkmaz. Buna “saltanatın hanedanın dışına çıkması yasağı” denir[10].

Saltanatın belirli bir hanedanın içinde kalacağı hususu birçok monarşik anayasa tarafından açıkça öngörülmüştür. Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement’a göre, taht irsî olarak Hanover Electress’i Sofia’nın  füruuna aittir[11]. 1994 Belçika Anayasasına göre, Kral ırsîdir ve S.M. Léopold, Georges, Chrétien, Frédéric de Saxe-Cobourg’un doğal ve meşru, direkt füruuna aittir. 1983 Hollanda Anayasasına göre tahta çıkma hakkı irsî olarak Orange-Nassau Prensi Kral William I’in meşru füruuna aittir (m.24 ). 1978 İspanyol Anayasasına göre İspanya Tahtı, irsî olarak H.M. Don Juan Carlos I de Borbon’un soyundan gelenlere aittir (m.57/1). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, Büyük Düklük Tahtı , 30 Haziran 1783 tarihli Pakta, 9 Haziran 1825 tarihli Viyana Andlaşmasının  71’inci maddesine ve 11 Mayıs 1867 tarihli Londra Andlaşmasının 1’inci maddesine göre Nassau ailesine  aittir (m.3). 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsine göre “Saltanat-ı Seniye-i Osmaniye”, “sülale-i âli Osman”a aitti (m.3 ).

2. Hanedanın Tükenmesi.- Hanedan tükenirse (extinction ), yani hanedana mensup kimse kalmaz ise, kralın nasıl belirleneceğini yine anayasalar öngörmektedir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasına göre, S.M. Léopold de Saxe-Cobourg’un soyundan gelenlerin bulunmaması durumunda, Kral, kendi halefini Meclislerin rızasıyla atayabilir (m.86 ). 1983 Hollanda Anayasası, Parlâmento yeni bir Kral seçer (m.33). 1978 İspanyol Anayasasına göre ise, bu durumda İspanya  Parlâmentosu (Cortes) yeni bir Kral seçer (m.57/3). 1814 Norveç Anayasasına göre ise bu durumda Kral kendi halefini Storting’e önerir. Storting Kralın önerisini kabul etmeme hakkına sahiptir.

3. İntikal Kuralları.- Hanedan içinde de kimin tahta çıkacağını belirleyen birtakım “intikal (succession)” kuralları vardır. Şimdi bu kuralları görelim.

a) Direkt Hat Sistemi.- Bazı monarşilerde “usûl-füru (direct line , ligne directe) sistemi” uygulanır[12]. Bu sisteme göre, hükümdar ölünce, taht çocuğuna, çocuğu yoksa torununa geçer. Usûl-füru sisteminin de kendi içinde ayrımları vardır. Birden fazla çocuk varsa, bunlar farklı cinstenseler, bir sistemde erkek çocukların kız çocuklara önceliği vardır[13]. Diğer bazı sistemlerde ise, erkek çocuklar ile kız çocuklar arasında ayrım yapılmaz. Her iki cins arasında eşitlik varsa, veya önceliği olan cinste birden fazla birey varsa bunların arasından daha yaşlı olan çocuğa saltanat geçer. Buna “primogenitur sistemi” denir.

Örneğin 1994 Belçika  Anayasasına göre, Krallık, “direkt füru (descendance directe)” sistemine göre ve “büyüklük esası (ordre de primogéniture )”na göre intikal eder (m.85). 1983 Hollanda Anayasasına göre de Taht, “yaşlılık esası (order of seniority)”na göre Kralın meşru füruuna geçer (m.25). Kralın füruu yoksa, taht, Kralın ebeveyninin füruuna, onlar da yoksa kralın büyük ebeveyninin füruuna geçer (m.25). 1978 İspanyol  Anayasasına göre tahtın geçişinde “direkt hat  (ligne directe)”, “indirekt hat (ligne indirecte)”ta göre önceliğe sahiptir (m.57/1). Keza, aynı hat içinde, uzak dereceye göre yakın dereceye, aynı derece içinde ise kadına göre erkeğe öncelik verilir (m.57/1). Aynı cins içinde ise, daha yaşlının daha gence göre üstünlüğü vardır (m.57/1). 1814 Norveç Anayasası da, tahtın intikalinde direkt hat (direct line) kuralını benimsemiştir (m.6). Bu Anayasaya göre, bir hat içinde de büyüğün küçüğe göre öncelik hakkı vardır (m.6). Yani Norveç  Anayasası da primogeniture kuralını benimsemiştir. Bununla birlikte 1814 Norveç Anayasasında erkeklere öncelik veren bir hüküm yoktur. Kralın çocukları içinde cinsiyetine bakılmaksızın en yaşlı olan tahta çıkar.

b) Civar Sistemi.- İkinci bir sistem, “civar (ligne colleteral, ligne indirecte, dolaylı hat ) sistemi”dir[14]. Bu sisteme göre ise, kardeşten kardeşe veya amcadan yeğene saltanat geçebilir. Burada saltanat ailenin en yaşlı üyesine geçer. Buna “seniorat sistemi” veya “ekber evlat (droit d’aînaisse) sistemi” denir. Örneğin 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsi  ekber evlat sistemini benimsemişti. Bu Anayasanın 5’inci maddesi, “Saltanat-ı Seniye-i Osmaniye... sülale-i âli Osmandan usûl-ü kadimesi veçhile ekber evlada aittir” demekteydi.

Sonuç olarak bir monarşi de kralın intikal sistemleri dahilinde bir tabiî olayla, yani “doğum”la belirlendiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla intikal şartlarını taşıyan kişi, doğumla kral olma hakkını elde eder ve mevcut kralın ölümü veya tahtan feragat etmesiyle tahta çıkar.

c) Baba Soyundan - Ana Soyundan İntikal.- Diğer yandan bazı monarşilerde “baba soyundan intikal (succession en ligne paternelle)” sistemi  varken, diğer bazı monarşilerde ise “ana soyundan intikal sistemi (système matrilinéaire )” de kabul edilmektedir. Birinci sisteme göre kız evlada saltanat geçmez. Sadece erkek çocukların saltanata hakkı vardır. Keza kızın erkek çocuklarının da saltanata hakkı yoktur. Örneğin Osmanlı İmparatorluğunda kızların ve onların erkek çocuklarının saltanata hakkı yoktur. Fransa’da da Franklar zamanında saltanatın ana tarafından intikali yasaktı[15]. Saltanatın ana tarafından geçmemesi kuralına “loi salique” denir[16]. Belçika’da 1991’e kadar da kadınların ve onlardan gelen füruun saltanata hakkı yoktu[17]. Danimarka [18] ve Hollanda [19] Anayasaları ise loi salique’i reddetmektedirler. Ancak yine de erkek çocuklara tahta geçmekte öncelik tanırlar. Kızlar ancak erkek füru yoksa tahta çıkabilirler[20]. İsveç  ve İngiltere’de ise, tahta geçmek bakımından kadın ve erkek füru arasında tam bir eşitlik  vardır. Öncelik yaş bakımından büyüklüğe göredir[21].

4. Din Şartları.- Bazı monarşilerde kralın belirlenmesinde belirli bir dinden veya mezhepten olma gibi şartlar aranmaktadır. Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement’a  göre, tahta çıkacak kişinin kendisinin ve eşinin Protestan olması gerekir[22]. Yani İngiltere’de Katoliklerin veya bir Katolik  ile evli olan prens ve prensesin tahta çıkma hakkı yoktur[23]. 1953 Danimarka Anayasasının 6’ncı  seksiyonuna göre, Kral, “Lütherci Evanjelik Kilise (Evangelical Lutheran Church) ”nin üyesi olmalıdır. 1814 Norveç Anayasasına göre Kral, aynı şekilde “Lütherci Evanjelik Mezhebi (Evangelical Lutheran Religion)”ne mensup olmalıdır (m.4).

5. Evlenme İzni.- Bütün monarşilerde hanedan üyelerinin evlenmeleri izne bağlıdır. İzin almadan evlenenlerin tahta çıkma hakları düşmektedir. Örneğin İngiltere’de 1772 tarihli Royal Marriage Act’a göre Kraliyet ailesi üyelerinin evlenebilmeleri için Kraliçenin onayını almaları gerekir[24]. Kraliçenin onayını almadan evlenenler veya bir Katolik ile evlenenler tahtan vazgeçmiş sayılırlar[25]. Mesela 1978’de, George V’in torunu Prens Michael of Kent bir Katolik ile evlenmek için Kraliçenin onayını aldığında kendisi ve çocukları için tahttan vazgeçmiştir[26]. Aynı şekilde 1994 Belçika Anayasası da, Kralın izni olmaksızın evlenen hanedan mensuplarının tahta çıkma haklarının düşeceğini öngörmektedir (m.85). 1983 Hollanda Anayasasına göre ise, tahta çıkmaya hakkı olan hanedan üyelerinin evlenebilmek için Parlâmentonun iznini alması gerekir (m.28/1). Tahta çıkmaya hakkı olan birinin Parlâmentonun iznini almadan evlenmesi halinde tahta çıkma hakkını kaybetmektedir (m.28/2). 1978 İspanyol Anayasasına göre ise, tahta çıkmaya hakkı olan kişilerin Kralın ve Parlâmentonun açıkça yasaklamasına rağmen evlenmesi durumunda, tahta çıkma hakları düşmektedir (m.57/4). 1814 Norveç Anayasasına göre de tahta çıkmaya hakkı olan prens ve prensesler ancak Kralın izniyle evlenebilirler. Kralın iznini almadan evlenenlerin tahta çıkma hakkı düşer (m.36).

6. İnterregnum Yasağı .- Kral ölünce, kural olarak, “interregnum (fetret)” olmaz. Yani, saltanat kesintiye uğramaz; devlet başsız kalmaz. Saltanat “boşluk (vacuum)” kabul etmez[27]. Veraset ilkeleri gereğince saltanat kime geçiyorsa, saltanat ona ope legis, yani otomatik olarak ve kendiliğinden geçer[28]. Bu ilkeyi İngilizler “the king never dies (kral hiçbir zaman ölmez[29]; İtalyanlar aynı anlamda “il Re muore mai”[30], Fransızlar ise “Le Roi est mort, vive le Roi  (kral öldü, yaşasın kral [31] özdeyişleriyle dile getirirler[32].

7. Yaş.- Aşağıda göreceğimiz gibi cumhuriyetlerde cumhurbaşkanı olmak için belli bir yaşı doldurmuş olmak gibi şartlar aranır. Kral olmanın tek şartı intikal kurallarını yerine getirmektir. Kral olmanın yaş şartı yoktur. İntikal kurallarını yerine getiren kişi, küçük bir çocuk olsa dahi kral olur. Bu durum İngiltere’de “The King is never an infant  (Kral hiçbir zaman küçük değildir )” özdeyişiyle açıklanmaktadır[33]. Bununla birlikte, küçük kralın “rüşt yaşı  (age of majority)”na[34] ulaşmasına kadar, devlet başkanlığı görev ve yetkileri fiilen bir “naip (regent, régent)” tarafından yerine getirilir.

B. Krallık Sıfatının Başlaması

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.594-596; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256.

1. Tacın Otomatik İntikali .- Monarşilerde devlet başkanlığının irsî olarak intikal ettiğini söylemiştik. Yani bir kral ölünce veya tahtan feragat edince, taht, intikal kuralları gereğince saltanata hakkı olan veliahta kendiliğinden ve derhal geçer. Yeni kralın göreve başlaması sırasında “taç giyme töreni (coronation[35] yapılır. Ancak, krallık sıfatı, yeni krala, taç giyme töreninin yapıldığı an değil, eski kralın ölümü anında geçir[36]. Bir kralın ölümüyle tahtın intikaline “tacın irtihali (demise of the Crown)”[37] ismi verilir[38]. Zira, monarşilerde, mevcut kralın ölümü anında, veraset ilkeleri gereğince saltanata hakkı olan kişiye, saltanatın derhal ve kendiliğinden geçtiği kabul edilmektedir[39]. Bu ilkeye “tacın otomatik intikali (dévolution automatique de la Couronne)” ilkesi denmektedir[40].

2. Yemin.- Monarşilerde anayasalar, kralların tahta çıkmadan önce “yemin (serment )” etmesini veya “beyan (sworn)”du bulunmasını öngörmektedir. Örneğin 1994 Belçika Anayasası (m.91), 1983 Hollanda Anayasası (m.32), 1978 İspanyol Anayasası (m.61 ) ve 1814 Norveç Anayasası (m.9) Kralın yemin etmesini öngörmektedir. Krallar bu yeminlerinde genellikle, Anayasaya ve kanunlara sadakatle uyacağına, ulusal bağımsızlığı ve ülkenin bütünlüğünü koruyacağına söz vermektedirler[41]. Monarşilerin mahiyeti gereği, Kralların yemin usûlü tamamıyla dinsel niteliktedir[42]. Yemin töreni 1994 Belçika Anayasasına (m.91) ve 1983 Hollanda Anayasasına (m.32) göre, Parlâmentonun ortak toplantısında yapılır. 1978 İspanyol Anayasasına göre Kral Cortes generales’in önünde yemin eder (m.61). 1814 Norveç Anayasasına göre ise Kral, Storting’in önünde yemin eder (m.9).

1953 Danimarka  Anayasasına göre ise, Kral tahta çıkmadan önce sözlü yemin etmez; onun yerine Anayasaya sadakatle uyacağı konusunda, Devlet Şurası önünde yazılı beyanda bulunur (sek.9). Bu beyanın bir orijinal nüshası Parlâmento tarafından, diğer nüshası ise Public Record Office tarafından saklanır (sek.8).

C. Krallık Sıfatının Sona Ermesi

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.595; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256-257; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472.

Krallığın, cumhurbaşkanlığı gibi belirli bir görev süresi yoktur. Krallar ölünceye kadar veya tahttan feragat edinceye kadar görevde kalırlar. Yani bir monarşide krallık sıfatını sona erdiren ve dolayısıyla “tahtın boşalması (vacancy of the throne; vacance du trône )”na yol açan sadece iki hâl vardır[43]. “Ölüm (death, mort)” ve “feragat (abdication)”tir.

1. Ölüm.- Nihayette kral da bir gerçek kişidir. “Ölüm (death , mort)” ile kralın krallığı da sona erer. Ölüm ile krallığın sona erdiği bazı anayasalar (örneğin 1994 Belçika Anayasası, m.90) tarafından ayrıca belirtilmiştir.

2. Feragat.- Kral, krallıktan feragat de edebilir[44]. “Feragat (abdication )”, kralın krallık statüsünden vazgeçme işlemidir[45]. Bu vazgeçme kendi füruu için olabileceği gibi[46], sadece kendisi için de olabilir[47]. Bu iki sebep dışında başka bir sebep kralın krallık sıfatını sona erdirmez[48]. Kralın, fiil ehliyetini yitirmesi (incapacité), kralın sürekli hastalığı, temyiz kudretini yitirmesi, kralın krallık sıfatını sona erdirmez. Bir monarşide kural olarak kralın krallıktan düşürülmesi (déchéance) mümkün değildir[49]. Bu durumlar için niyabet kurumu öngörülmüştür.

D. Niyabet

Bibliyografya.- Francis Delpérée, “Régence”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.870-871; De Smith ve Brazier, op. cit., s.125-126; Wigny, op. cit., s.591-592; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.259; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

“Niyabet (regency, régence)” kralın fonksiyonlarını yerine getiremeyecek durumda bulunduğu döneme denir. Kral, ya küçüktür, ya gaiptir, ya da ağır bir şekilde hastadır. Niyabet, kralın bulunmadığı, hanedanın bittiği (extinction) durumlarda da söz konusu olur. Niyabet bu hallerde anayasal devamlılığın sağlanmasına hizmet eder. Belirli bir zaman diliminde kralın fonksiyonlarını, kralın yerine geçerek yerine getirmek gerekir. İşte anayasalar bu amaçla, böyle durumlarda, krallık görevinin niyabet usûlüyle yerine getirilmesini öngörmektedirler (örneğin İngiltere’de 1937 Regency Act; 1994 Belçika Anayasası, m.93, 94; 1983 Hollanda  Anayasası, m.37; 1978 İspanyol Anayasası, m.59; 1975 İsveç Anayasası, m.5, 6).

Niyabet, sadece bu dönemi değil, bu dönemdeki kurumları ve fonksiyonu da ifade eder. Genellikle niyabet tek kişi tarafından yerine getirilir[50]. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 94’üncü maddesine göre, “niyabet sadece bir kişiye verilebilir”. Bu takdirde buna “bireysel niyabet (régence individuelle , reggenza individuale) ”[51] bu görevi yerine getiren kişiye de “naip (regent, régent)” denir[52]. Naip bir nevi “vekil-kral”dır. Eğer bu kişi hanedana mensupsa, buna “naip prens (prince régent) ” denir. Ancak niyabet bazen bir kurul tarafından da icra edilebilir[53]. Bu takdirde bu tür niyabete “kolejyal niyabet (régence collégiale, reggenza collegiale[54], bu görevi yerine getiren kurula da “niyabet konseyi (conseil de régence)” denir[55].

Naibin belirlenmesinde değişik sistemler vardır. Bazı sistemlerde hüküm süren kral kendi naibini kendi seçebilir. Diğer bazı sistemlerde ise naibi parlâmento seçmektedir. 1975 İsveç Anayasası naibin Parlâmento tarafından seçilmesini öngörmektedir (m.4). 1983 Hollanda Anayasası da naibin Parlâmentonun iki Meclisi tarafından birlikte seçilmesini öngörmektedir (m.37/2). 1994 Belçika Anayasası da naibin Parlâmentonun iki meclisiyle birlikte seçilmesini öngörmektedir (m.93, 94).

Diğer bazı sistemlerde ise naibin kim olacağını anayasa belirlemiştir. Örneğin 1978 İspanyol  Anayasasına göre (m.59) Kralın küçük olması durumunda, anne veya babası, onların yokluğu halinde ise, en yakın reşit ebeveyni naip olur (m.59/1). Kral, Cortes Generales tarafından tanınan bir şekilde görevini yerine getiremeyecek bir durumda bulunursa, veliaht prens hemen naip olur (m.59/2). Veliaht prensin kendisi küçük ise m.59/1’e göre naip belirlenir. Bu usûllere göre naip belirlenemiyorsa, niyabet görevi Cortes Generales’in atayacağı bir, üç veya beş kişilik bir kurul tarafından yerine getirilir (m.59/3). İngiltere'de ise naibin kim olacağı hususu 1937 tarihli The Regency Act  ile belirlenmiştir. Buna göre naip, intikal kurallarına göre tahta çıkmaya en yakın olan kişidir. Bu kişinin reşit, İngiliz vatandaşı, Birleşik Krallıkta mukim olması da gerekir[56].

Niyabette belirli bir vekâlet, belirli bir yetki devri yoktur. Tümden kralın yerine geçme, tam bir ikame söz konusudur. Naip kralın bütün fonksiyonlarını ifa eder. Ancak bazı anayasalar, naibin yetkilerine sınırlamalar getirir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 197’nci maddesine göre niyabet döneminde Kralın statüsüne ve tacın yetkilerine ilişkin konularda, yani Anayasanın 85-88, 91-95, 106, 197’nci maddelerinde Anayasa değişikliği yapılamaz[57].

E. Kraliyet Ödeneği (Sivil Liste)

Bibliyografya.- De Smith ve Brazier, op. cit., s.126-127; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.271-272.

Kralların, kendisi, ailesinin üyeleri, saray, saray personeli, otomobilleri vs. için bir gelire ihtiyaçları vardır. İşte bu gelir krallara kendisine “sivil liste (civil list, liste civile adı verilen bir “kraliyet ödeneği” ile sağlanır. Bu ödenek, kralın tahta çıktığında, krallık dönemi için, yıllık olarak parlâmento tarafından tespit edilir. Örneğin İngiltere’de Kraliçe Elisabeth II’nin tahta çıktığı 1952 yılında böyle bir sivil liste, The Civil List Act 1952  ile tespit edilmiştir[58]. Enflasyon nedeniyle bu miktar düşük kalınca, 1952 tarihli The Civil List Act, 1972 ve 1975  tarihli The Civil List Act’la ile değişikliğe uğratılmıştır[59].

1994 Belçika  Anayasasına göre de her krallık dönemi için kanunla “sivil liste (liste civile)” tespit edilir (m.89). Keza 1953 Danimarka Anayasasına göre de Kralın sivil listesi her hükümranlık dönemi için kanunla belirlenir (sek.10). 1953 Danimarka Anayasası, ayrıca Kraliyet ailesi üyelerine kanunla yıllık gelir verilmesini de öngörmektedir (sek.11). 1983 Hollanda Anayasası Kralın devletten yıllık bir ücret alacağını öngörmektedir (m.40). Keza aynı madde Kraliyet ailesinin diğer üyelerinin devletten alacakları ödemenin kanunla belirleneceğini öngörmektedir. 1978 İspanyol Anayasası Kralın, ailesi ve sarayın bakımı için Devlet bütçesinden global bir tahsisat alacağını öngörmektedir (m.65/1). Anayasaya göre, Kral bu tahsisatı serbestçe paylaştırır (m.65/1). Keza, Anayasa, Kralın sarayın sivil ve askeri personelini serbestçe atayacağını belirtmektedir (m.65/2). 1868 Lüksemburg Anayasası ise, sivil listeyi kendisi yıllık üç yüz bin altın frank olarak tespit etmiştir (m.43/1).

Anayasalar, ayrıca krallara, kullanımları amacıyla saray, şato, vb. mülklerin tahsis edilmesini öngörmektedir. Örneğin 1953 Danimarka Anayasası, bir kanunla Krala tahsis edilecek sarayların, şatoların ve diğer devlet mülklerinin belirlenmesini öngörmektedir (sek.10).

II. Cumhuriyetlerde 

Bibliyografya.- Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II. 32-63; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.428-429; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Ancienne librairie fontemoing, İkinci Baskı, 1924, c.IV, s.558-568; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.392-396; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.607-616; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.1022-1026; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.II, s.116-117; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 5’nci Baskı, 1972, s.641-646; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.353; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.334-344; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.434-443; Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Dördüncü Baskı, 1984, s.353; Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.366-394; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.631-658; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.609-612; Maus, op. cit., s.64-65; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.273-274, 284-286; Jean Gicquel, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999, s.520-536; Christian Autexier, Introduction au droit public allemand, Paris, PUF, 1997, s.53-55; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485-487; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476-490; De Vergottini, 535-542; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/ 1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

Terminoloji.- Cumhuriyetlerde “devlet başkanı (head of state, chef d’Etat)”na değişik isimler verilmektedir. Devlet başkanına Almanya ve Avusturya’da “Federasyon Başkanı (Bundespräsident[60], Finlandiya, Fransa, İtalya, İzlanda, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da “Cumhurbaşkanı (President of the Republic, Président de la République)”[61], İsrail’de “Devlet Başkanı (President of the State)”[62], İrlanda’da sadece “başkan (President , Uachtan na Eireann [63], Avustralya’da[64] ise “Genel Vali (Governor-General) ”[65] denmektedir[66]. Biz burada genel olarak cumhuriyet tipi ülkelerin devlet başkanlarını ifade etmek için “cumhurbaşkanı” terimini kullanacağız.

Burada sırasıyla cumhurbaşkanlarının seçimini (A), göreve başlaması, görev süresi, tekrar seçilebilirliliği, görev bağdaşmazlıkları (B), cumhurbaşkanlarının görevini sona erdiren haller (C), cumhurbaşkanlığına vekâlet (D), cumhurbaşkanlığı teşkilâtı (E), cumhurbaşkanlarının malî hakları (F), kişisel statüleri (G) gibi konuları göreceğiz.

A. Cumhurbaşkanlarının Seçimi

Önce cumhurbaşkanlarının seçilme yeterliliğini, sonra da seçim usûlünü görelim.

1. Seçilme Yeterliliği

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.427; Laferrière, op. cit., s.1026; Debbasch et al., op. cit., s.635; Lavroff, op. cit., s.395; Prélot, op. cit., s.641; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/ 98bp12.htm (1.2.2001); Gicquel, op. cit., s.526-528; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.480-481.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabilmek için genellikle milletvekili seçilme yeterliliğine benzeyen şartlar öngörülmektedir. Bu şartlar arasında vatandaşlık, yaş, oy kullanma hakkına sahip olmak, medenî ve siyasî hakları kullanma ehliyetine sahip olmak sayılabilir.

a) Vatandaşlık.- Vatandaşlık en normal şarttır. Anayasalar cumhurbaşkanı seçilecek kişinin, o ülkenin vatandaşı olmasını aramaktadırlar. Bazı ülkelerde vatandaşlık şartından daha da ileriye gidilmiştir. Finlandiya’da doğuştan Finlandiya vatandaşı olanlar Cumhurbaşkanı seçilebilmektedirler (1999 Finlandiya Anayasası, m.54). Yani Finlandiya vatandaşlığını sonradan kazananlar Cumhurbaşkanlığına aday olamazlar. Yunan Anayasası ise, Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için “baba hattından Yunan neslinden olmak (be of Greek descendence from the father's line)” ve “en az beş yıllık Yunan vatandaşı olmak” şartlarını aramaktadır (1975 Yunan Anayasası, m.31). Portekiz’de ise ancak “köken itibarıyla Portekiz (Portuguese by origin)” olanlar Cumhurbaşkanı seçilebilirler (1976 Portekiz Anayasası, m.125). İsrail’de ise, vatandaşlık şartı yanında ikamet şartı da vardır. Ancak İsrail’de ikamet eden vatandaşlar Cumhurbaşkanı adayı olabilirler (16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.4).

b) Seçme Hakkı.- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanı adaylarının milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahip olması şartı aranmaktadır. Örneğin Almanya’da, Avusturya’da, İzlanda’da ve Yunanistan'da Cumhurbaşkanı adayı parlâmento seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip bir kişi olmalıdır (1949 Alman Anayasası, m.54/1; 1929 Avusturya Anayasası, m.60/3; 1944 İzlanda Anayasası, m.4, 1975 Yunan Anayasası, m.31). Portekiz’de ise seçilme yeterliliğine sahip olmalıdır (1976 Portekiz Anayasası, m.125).

c) Medenî ve Siyasî Hakları Kullanma Ehliyeti.- İtalya gibi bazı ülkelerde ise, Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için medenî ve siyasî hakları kullanma ehliyetine sahip olmak şartı aranmıştır (1947 İtalyan Anayasası, m.84).

d) Yaş .- Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği için en rastlanan şartlardan biri de yaştır. Bazı ülkelerde Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için belirli bir yaşı doldurmuş olma şartı aranmaktadır.

(aa) 1929 Avusturya Anayasası (m.60/3), 1937 İrlanda Anayasası (m.12/4-1), 1944 İzlanda Anayasası (m.4), 1976 Portekiz Anayasası (m.125), 35 yaşı  doldurmuş olmayı; (bb) 1949 Alman Anayasası (m.54/4), 1975 Yunan Anayasası (m.31) ve 1982 Türk Anayasası (m.102), 40 yaşını doldurmuş olmayı, (cc) 1947 İtalyan Anayasası (m.84) ise 50 yaşını  doldurmuş olmayı aramaktadır. (dd) 1999 Finlandiya Anayasası, 1958 Fransız Anayasası ve 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, cumhurbaşkanı olmak için minimum bir yaş şartı öngörmemiştir. Bu ülkelerde, genel olarak seçilme ve kamu görevine atanma yeterliliği için gerekli olan minimum yaş, aynı zamanda cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği için de gereken yaştır. Örneğin Fransa’da genel olarak seçilebilme yeterliliği için öngörülen yaş Seçim Kanununa göre 23 olduğuna göre[67], Fransa’da 23 yaşını doldurmuş herkes Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olabilir.

e) Öğrenim Şartı.- 1982 Türk Anayasasına göre Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için “yüksek öğrenim yapmış” olmak gerekir (m.102/1). İncelediğimiz Batı demokrasilerinde böyle bir şart öngören başka bir Anayasa yoktur.

f) Olumsuz Şartlar.- Bazı anayasalar, belirli kişilerin Cumhurbaşkanlığına aday olmasını yasaklamaktadır. Örneğin Malta’da Yüksek Mahkeme hakimleri başkan adayı olamazlar[68]. Avusturya’da ise hanedan üyeleri Cumhurbaşkanı olamazlar[69] Fransa’da da 14 Ağustos 1884 tarihli anayasa değişikliği kanunu “Fransa’da hüküm sürmüş aile üyelerinin Cumhurbaşkanlığına seçilmelerini” yasaklamaktaydı  (m.2). 1947 İtalyan Anayasası da “Savoia Hanedanı (Casa Savoia) ” üyelerinin ve füruunun kamu görevlerine ve seçimle belirlenen görevlere gelmesini yasaklamaktadır[70]. Bu nedenle Savoia Hanedanı üyelerinin Cumhurbaşkanı da olamayacağı söylenebilir[71]. 1929 Avusturya Anayasasına göre de Avusturya’da hüküm sürmüş hanedan üyelerinin Cumhurbaşkanlığına aday olmaları yasaktır (m.60/3).

2. Seçim Usûlü

Bibliyografya.- Hauriou, op. cit., s.394; Vedel, op. cit., s.428-429; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.606-610; Laferrière, op. cit., s.1023; Turpin, op. cit., s.334-337; Lavroff, op. cit., s.371-380; Ardant, op. cit., s.434-440; Favoreu et al., op. cit., s.609-612; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485-486; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001); Zoller, op. cit., s.467-468; Maus, op. cit., s.64; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476-477.

Cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde, bu sistemin tanımı gereği, devlet başkanı irsî olarak belirlenmez. Anti-demokratik cumhuriyetlerde cumhurbaşkanları cebir yoluyla belirlenir. Anti-demokratik sistemler incelememizin dışında kalmaktadır. Demokratik parlâmenter cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanlarının belirlenmesinde çok değişik usûller uygulanmaktadır. Kimi ülkelerde cumhurbaşkanı parlâmento, kimi ülkelerde özel bir seçim kurulu, kimi ülkelerde halk tarafından seçilmektedir. Hatta kimi ülkelerde cumhurbaşkanı seçimle değil, atamayla belirlenmektedir.

a) Parlâmento Tarafından

Üçüncü ve Dördüncü Fransız Cumhuriyeti[72], İsrail[73], Türkiye[74] ve Yunanistan[75] gibi kimi ülkelerde, cumhurbaşkanları parlâmento tarafından seçilmektedir .

b) Seçim Kurulu Tarafından

Bazı ülkelerde cumhurbaşkanı parlâmento tarafından değil, bu amaçla oluşturulan özel bir “seçim kurulu (electoral college)” tarafından seçilmektedir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre Cumhurbaşkanı (Bundesprasident) özel bir “federal konvansiyon (Bundesversammlung)” tarafından seçilmektedir (m.54/3). Bu konvansiyonun yarısı Bundestag üyelerinden, öbür yarısı ise eyalet parlâmentolarının nispî temsil esasıyla seçtiği temsilcilerinden oluşur (m.54/3)[76]. 1947 İtalyan Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı bir “seçim kurulu” tarafından seçilmektedir (m.83/1). Bu seçim kurulu, Parlâmentonun her iki meclisinin üyeleri ve 58 adet bölge temsilcisinden oluşmaktadır. Her bölge üç temsilci gönderir. Valle d'Aosta ise bir temsilci gönderir (m.83/2)[77]. Fransa’da da 1958 Anayasasının 6’ncı maddesinin 6 Kasım 1962 tarihli Kanunla değiştirilmesinden önceki şekline göre, Cumhurbaşkanı, parlâmento üyeleri, il genel meclisi üyeleri, belediye meclisi üyeleri ve belediye başkanlarından (+muhtarlardan)[78] oluşan bir topluluk tarafından seçilmekteydi[79].

Parlâmento ve Seçim Kurulları Tarafından Seçimde Kullanılan Usûl Kuralları.- Cumhurbaşkanlarının parlâmento veya özel seçim kurulları tarafından seçilmesinde izlenen birtakım esaslar vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

Gizli Oy.- Cumhurbaşkanlarının parlâmento tarafından seçildiği, İsrail, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da, cumhurbaşkanı seçiminde, “gizli oy (secret ballot, scrutin secret ) ” esası uygulanır[80]. Bu ülkelerde gizli oy esasının benimsenmesinin nedeni, cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlamak, ve seçimi siyasal partilerin etkisinden kurtarmak olduğu söylenebilir.

Turlar .- Almanya[81], İsrail[82], İtalya[83], Türkiye[84], Yunanistan’da[85] parlâmento veya seçim kurulu tarafından yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin çok turlu olma ihtimali vardır. Bu ülke anayasaları ilk turda belirli bir “yeter sayı (quorum)”ya ulaşılamamış ise ikinci, üçüncü ve sonraki tur oylamaların yapılmalarını öngörmektedir.

Yetersayı.- Çok turlu seçimi benimseyen ülkelerde genellikle ilk bir iki turda bir adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için “nitelikli çoğunluk  (qualified majority , majorité qualifiée) ”, daha sonraki turda “salt çoğunluk (absolute majority, majorité absolue)” aranır. Hatta bazı ülkelerde, cumhurbaşkanı seçiminde muhtemel tıkanıklığı gidermek için salt çoğunluğa erişilemiyorsa, daha sonraki turlarda “nispî çoğunluk (relative majority, majorité relative, highest number of votes)” yeterli görülmektedir.

Örneğin 1947 İtalyan Anayasasına göre, ilk üç turda bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için seçim kurulunun üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyunu alması gerekir. Üçüncü turdan sonraki turlarda ise salt çoğunluk yeterli görülür[86]. Ancak daha sonraki turlar için salt çoğunluktan daha düşük bir çoğunluk öngörülmemiştir. İtalyan Anayasası, tıkanmayı öngören bir kural getirmediği için İtalya’da Cumhurbaşkanı seçebilmek için çok sayıda tur yapılabilme ihtimali vardır. Örneğin İtalya’da  1971 yılında Cumhurbaşkanını seçebilmek için 23 tur oylama yapılmıştır[87]. 1961 Türk Anayasası da, Cumhurbaşkanının seçimin için ilk iki turda üçte iki çoğunluk, daha sonraki turlarda salt çoğunluk kuralını arıyordu. Bu Anayasa da tıkanıklığı giderici bir yol öngörmediği için Türkiye’de, 1980 yılında, 12 Mart 1980’den 12 Eylül 1980 askerî müdahalesine kadar, altı ay süreyle Meclis, Cumhurbaşkanı seçememiştir[88].

1982 Türk Anayasası ise tıkanıklık için bir çözüm yolu getirmiştir. Anayasaya göre, ilk iki turda bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için, için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin oyunu alması gerekir. Bu çoğunluk sağlanamazsa, üçüncü turda salt çoğunluğu sağlayan aday, seçilmiş olur. Üçüncü turda salt çoğunluk sağlanamamış ise, dördüncü tur yapılır. Dördüncü tura üçüncü turda en çok oy almış iki aday katılır. Bu turda da üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Bu dördüncü ve son turda Türkiye Büyük Millet Meclisi salt çoğunluğuyla Cumhurbaşkanı seçemezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri derhal yenilenir (m.102)[89].

1975 Yunan  Anayasası ise daha da ayrıntılı bir düzenleme getirmiştir (m.32): Birinci ve ikinci turda üçte ikilik çoğunluk sağlanamazsa, beş gün sonra üçüncü tur yapılır. Bu turda beşte üçlük çoğunluk sağlanamazsa, Parlâmento feshedilir ve yeni seçimlere gidilir. Parlâmento toplandıktan sonra, dördüncü tur oylama yapılır. Beşte üç çoğunluk sağlanamazsa, beş gün sonra beşinci tur oylama yapılır. Bu turda salt çoğunluğu alan aday seçilmiş olur. Bu turda hiçbir aday salt çoğunluğu sağlayamazsa, altıncı tur oylama yapılır. Bu tura beşinci turda en çok oy alan iki aday katılır. Bu turda en fazla oy alan aday seçilmiş sayılır (m.32) .

1949 Alman Anayasası ise, Cumhurbaşkanının seçimi için ilk iki turda nitelikli çoğunluk değil, sadece salt çoğunluk aramıştır. İlk iki turda bu çoğunluğa ulaşılamamış ise, üçüncü turda en fazla oy alan aday (yani nispî çoğunluk) seçilmiş sayılır (m.54/6). Yani 1949 Alman  Anayasası üçüncü turda nispî çoğunluk kuralını yeterli görmüştür[90].

İsrail’de ise sadece ilk turda salt çoğunluk aranır. Ondan sonraki her turda, salt çoğunluk sağlanıncaya kadar, en az oy alan aday sonraki tura katılamaz. Bu şekilde, bir aday salt çoğunluğu sağlayıncaya kadar seçim yenilenir (16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.7 ve 8).

c) Halk Tarafından [91]

Saf parlâmenter hükûmet sistemlerinde, bu sistemin tanımı gereği, cumhurbaşkanları doğrudan doğruya halk tarafından seçilmezler[92]; çünkü seçilirse, hükûmet sistemi, “başkanlık sistemi” veya “yarı-başkanlık sistemi” haline gelir. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanlarının doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği Avusturya [93], Finlandiya [94], İrlanda [95], İzlanda [96], Portekiz [97] ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti [98], düalist bir yürütmeye sahiptir ve parlâmenter hükûmet sistemlerinin diğer özelliklerini genel olarak taşımaktadır. Bunları “yarı-başkanlık sistemi” olarak gruplandırıp, bu ülkelerdeki devlet başkanlığını ayrı bir bölümde incelemek gerektiği düşünülebilir. Biz böyle yapmayı uygun görmedik. Zira bu ülkelerin devlet başkanlığı ve hükûmet sisteminde, cumhurbaşkanının seçimi dışında, parlâmenter sistemden farklı bir özellik yoktur. O nedenle, bu ülkeleri de biz burada bir parlâmenter hükûmet sistemine sahip bir ülke olarak kabul ediyor ve bunlardaki cumhurbaşkanının statüsünü, sorumluluğunu, görev ve yetkilerini burada görüyoruz.

İşte Avusturya[99], Finlandiya[100], İrlanda[101], İzlanda[102], Portekiz[103] ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti’nde[104] cumhurbaşkanları doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir[105]. Fransa[106], Avusturya[107], Portekiz[108] ve Finlandiya’da[109] cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, bir adayın seçilebilmesi için seçmenlerin salt çoğunluğunun oyunu alması gerekir. İlk turda hiçbir aday, seçmenlerin salt çoğunluğunun oyunu alamamış ise, iki hafta gibi bir süre[110] sonra ikinci tur oylama yapılır. Bu tura birinci turda en çok oy almış iki aday katılır. Bu turda en çok oy alan aday seçilmiş olur[111]. İrlanda’da ise “devredilebilir tek oy sistemi (single transferable vote )” nedeniyle bir oyların salt çoğunluğunu sağlar (m.12/2-3)[112]. İzlanda’da ise Cumhurbaşkanı adayının seçilebilmesi için seçmenlerin salt çoğunluğu değil, nispî çoğunluğu sağlaması yeterlidir (m.5). Yani İzlanda’da ilk ve tek turda en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur (m.5)

Finlandiya[113], İrlanda[114] ve İzlanda’da[115] cumhurbaşkanlığı seçimlerine tek kişi aday gösterilmiş ise, seçimlere gidilmez. Bu aday seçilmiş sayılır. Bir aday üzerinde partilerin uzlaşması durumunda bu ihtimal söz konusu olur[116].

d) Atamayla

İlginç bir usûlde Avustralya’da uygulanmaktadır. 1900 Avustralya Anayasasına göre “Genel Vali (Governor-General) ” denen devlet başkanı, İngiliz Kraliçesi tarafından atanır (seksiyon 3). Bu atama, 1926 ve 1939 İmparatorluk Konferanslarına göre Avustralya Başbakanının önerisi üzerine yapılmaktadır[117]. Dolayısıyla Avustralya’da Devlet Başkanının (Governor-General) Başbakan tarafından seçildiğini söyleyebiliriz. 1986 Yeni Zelanda Anayasası da Yeni Zelanda’da devlet başkanının “Hükümdar (Sovereign) (yani İngiliz Kraliçesi)” veya onun Yeni Zelanda’da temsilcisi olan “Genel Vali (Governor-General)” olduğunu hükme bağlamaktadır (seksiyon 2). Genel Vali Anayasaya göre, Hükümdar tarafından, yani İngiliz Kraliçesi tarafından atanır (sek.2/2).

B. Cumhurbaşkanlarının Göreve Başlaması , Görev Süresi, Tekrar Seçilebilirliliği, Görev Bağdaşmazlıkları

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Hauriou, op. cit., s.305; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613; Laferrière, op. cit., s.1025; Vedel, op. cit., s.493; Prélot, op. cit., s.6442; Debbasch et al., op. cit., s.662; Lavroff, op. cit., s.395-396; Ardant, op. cit., s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Chagnollaud, op. cit., s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Favoreu et al., op. cit., s.590; Maus, op. cit., s.64; Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851; Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001);

1. Göreve Başlama[118]

Seçilen cumhurbaşkanı seçildiği gün değil, kural olarak eski cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün göreve başlar[119].Örneğin 1976 Portekiz Anayasası, yeni Cumhurbaşkanının, görevi biten eski Cumhurbaşkanının görev süresinin son günü görevi devralacağını hükme bağlamaktadır (m.130). Keza, İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, yeni Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin bittiği gün göreve başlamasını öngörmektedir. 1975 Yunan Anayasası da yeni seçilen Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün göreve başlayacağını öngörmektedir (m.33/1). Bazı anayasalar cumhurbaşkanının göreve başlayacağı günü ayrıca öngörmüşlerdir. Örneğin 1999 Finlandiya Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı seçimi izleyen takvim ayının ilk günü yemin ederek göreve başlar (m.55). 1944 İzlanda Anayasası ise Cumhurbaşkanının görev süresinin başlangıç ve bitiş gününü kendisi belirlemiştir. 1944 İzlanda Anayasasının 6’ncı maddesine göre, Cumhurbaşkanının görev süresi 1 Ağustos’ta başlar ve dördüncü yılın 31 Temmuzunda sona erer.

2. Yemin

Anayasalar, cumhurbaşkanının göreve başlayacağı gün parlâmentoda bir tören yapılmasını ve orada yeni cumhurbaşkanının “yemin (oath, serment) ” etmesini öngörmektedirler. Örneğin Alman [120], Avusturya [121], Finlandiya [122], İrlanda [123], İtalya[124], İzlanda [125], Portekiz[126], Türk [127], Yunan [128] Anayasalarında cumhurbaşkanının yemin etmesine ilişkin hükümler vardır. Yeminlerde genellikle cumhurbaşkanları anayasaya sadık kalacağına ve onu koruyacağına söz vermektedir[129]. İtalya’da Cumhurbaşkanı, Cumhuriyete sadık kalacağına da söz vermektedir (m.91).

Bazı anayasalar sözlü yemin değil, cumhurbaşkanının yazılı ve imzalı beyanda bulunmasını öngörmektedir. Örneğin İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanununa göre, Devlet Başkanı, Knesset önünde bir “sadakat beyanı ” imzalar (sek.9).

Finlandiya, Portekiz ve Türkiye’de Cumhurbaşkanının yemini lâik bir şekildedir[130]. Almanya, İrlanda ve Yunanistan’da ise yemin lâik şekilde değildir. Bu ülkelerin anayasalarında öngörülen yemin metinlerinde dinsel terimler geçmekte, Tanrının varlığına göndermede bulunulmakta ve Tanrıdan yardım istenmektedir[131]. 1949 Alman Anayasasının yemin formülü dinsel nitelikte olmakla birlikte, Anayasa, Cumhurbaşkanına dinsel formülleri kullanmadan yemin etmesine de izin vermektedir (m.56). 1929 Avusturya Anayasasının formülü ise esas itibarıyla laiktir. Ancak Anayasa, dinsel formül kullanılmasına da izin vermektedir (m.62). Uygulamada Avusturya’da 1974 ve 1980’de Rudolf Kirchschläger, 1986’da Kurt Waldheim  ve 1992’de Thomas Klestil “Tanrı bana yardım etsin (So help me God ) ” ifadesini ekleyerek dinsel bir şekilde yemin etmiştir[132].

3. Görev Süresi [133]

Cumhurbaşkanlarının “görev süresi (term of office, durée du mandat ) ” genellikle beş veya yedi yıldır. (aa) Birincisine “beş yıllık sistem (quinquennat) ”[134] ismi verilmektedir. Bu sistem, Almanya’da[135], Yunanistan’da[136], İsrail[137], Portekiz[138] ve Fransa’da (2 Ekim 2000’den beri)[139] vardır[140]. (bb) İkincisine ise “yedi yıllık sistem (septennat) ”[141] ismi verilmektedir[142]. Bu sistem Üçüncü[143] ve Dördüncü Fransız Cumhuriyetlerinde[144], Ekim 2000’e kadar Beşinci Fransız Cumhuriyetinde[145], İtalya’da[146], Türkiye’de[147] ve İrlanda’da[148] bulunmaktadır[149]. (cc) Avusturya[150] ve Finlandiya’da[151] ise Cumhurbaşkanının görev süresi altı yıldır[152]. (dd) İzlanda’da ise Cumhurbaşkanının görev süresi dört yıldır[153].

Cumhurbaşkanlarının görev süreleri “kişisel” niteliktedir. Yani cumhurbaşkanı ölünce veya istifa ettiğinde yerine seçilen cumhurbaşkanı, ölen cumhurbaşkanının geri kalan süresi için değil, o da normal süre için seçilmiş olur[154]. İzlanda bunun istisnası durumundadır. 1944 İzlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının görevi 1 Ağustosta başlar, dört yıl sonraki 31 Temmuzda sona erer (m.6). Bu tarihten önce, Cumhurbaşkanının ölmesi veya istifa etmesi durumunda, yeni Cumhurbaşkanı dört yıl için değil, eski Cumhurbaşkanının kalan süresi için, yani dördüncü yılın 31 Temmuz tarihine kadar olan bir süre için seçilmiş olur (m.7).

Cumhurbaşkanlarının görev süresinin parlâmentoların görev süresinden birçok ülkede daha uzun olduğu gözlemlenmektedir. Cumhurbaşkanının görev süresinin parlâmentonunkinden uzun olması şu iki argümanla savunulmaktadır: Uzun görev süresi, bir yandan cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlar ve diğer yandan ise devletin devamlılığı ilkesine daha uygundur[155].

4. Tekrar Seçilebilirlilik

Görevdeki cumhurbaşkanının veya daha önce cumhurbaşkanı olmuş bir kişinin tekrar cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı sorununa “tekrar seçilebilirlilik (rééligibilité; eligibility for re-election ) ” sorunu denmektedir[156]. Tekrar seçilebilme konusunda üç sistem vardır. (a) Birinci sistemde tekrar seçilebilmek konusunda sınırlandırma yoktur. Bu sistem İtalya [157], Fransa [158], İzlanda [159] ve 1999 Anayasasına kadar Finlandiya’da da uygulanmıştır[160]. Bu sistemde bir kişinin iki, üç, dört, ... defa cumhurbaşkanlığına seçilmesi mümkündür. Örneğin Finlandiya’da Kekkonen  dört defa Cumhurbaşkanlığı yapmıştır[161]. (b) İkinci sistemde, bir kişi cumhurbaşkanlığına en çok iki defa seçilebilir. Almanya[162], Avusturya [163], Yunanistan [164], İrlanda [165], İsrail[166] ve Portekiz[167], 1999’dan beri Finlandiya’da[168] bu sistem uygulanmaktadır. Yani, bu ülkelerde cumhurbaşkanı olan bir kişi, ancak bir defa daha cumhurbaşkanlığına aday olabilir. (c) Üçüncü sistemde tekrar seçilebilirlilik kabul edilmemiştir. Yani bir kişi sadece bir defa cumhurbaşkanı seçilebilir. Bu sistem sadece Türkiye’de uygulanmaktadır. 1982 Türk  Anayasasına göre, “bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez” (m.101/2).

5. Cumhurbaşkanlığı Bağdaşmazlıkları [169]

Birçok anayasa, onun tarafsızlığını sağlamak amacıyla cumhurbaşkanı için bazı “bağdaşmazlıklar (incompatibilities; incompatibilités) ” öngörmüştür. En rastlanan bağdaşmazlık cumhurbaşkanlığı ile parlâmento üyeliğidir. 1929 Avusturya Anayasası, Cumhurbaşkanının halkın temsiline dayanan bir başka bir yerde görev alamayacağını hükme bağlamaktadır (m.61). 1937 İrlanda Anayasası, bir parlâmento üyesinin Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, onun parlâmento üyeliğinin kendiliğinden düşmüş sayılacağını hükme bağlamaktadır (m.12/6-2). Keza bazı anayasalar, cumhurbaşkanına meslekî, ticarî veya gelir getiren özel ve kamusal herhangi bir faaliyette bulunmasını yasaklamaktadır[170]. İtalyan Anayasası mutlak bir şekilde, Cumhurbaşkanlığı görevinin bütün diğer görevler ile bağdaşmaz olduğunu hükme bağlamıştır[171]. Yunan  Anayasası da aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı görevi ile başka görevlerin bağdaşmadığını belirtmektedir[172]. 1929 Avusturya Anayasası da Cumhurbaşkanının başka bir iş yapamayacağını öngörmektedir (m.61). 1937 İrlanda Anayasası da Başkanın ücret getiren bir görev veya iş yapmasını yasaklamıştır (m.12/6-3). 1949 Alman Anayasası ise Cumhurbaşkanlığı bağdaşmazlığını daha açıkça düzenlemiştir. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, Hükûmet üyesi veya yasama meclisi üyesi olamaz (m.55/1)[173]. Keza, Cumhurbaşkanı, ücretli bir başka kamu görevi kabul edemez; sınaî veya ticarî hiçbir faaliyette bulunamaz; herhangi bir mesleği icra edemez. Ayrıca Cumhurbaşkanı, kazanç amaçlı bir işletmenin yönetiminde yer alamaz, yönetim kurulu üyesi olamaz (m.55/2). Benzer hükümler 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununda (sek.17) ve 1944 İzlanda Anayasasında (m.9) da yer almaktadır.

C. Cumhurbaşkanının Görevini Sona Erdiren Haller

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.429; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.563; Hauriou, op. cit., s.394-39; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.614-616; Laferrière, op. cit., s.1025-1026; Pactet, op. cit., s.382-383; Debbasch et al., op. cit., s.664-665; Lavroff, op. cit., s.401-403; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.481-485.

Cumhurbaşkanlarının görevi şu hallerde sona ermektedir:

1. Süresinin Dolması.- Cumhurbaşkanlığı görevini sona erdiren normal hâl cumhurbaşkanlığı “süresinin dolması (expiration de la durée ) ”dır. Eski cumhurbaşkanı, görev süresinin dolduğu son güne kadar görevde kalır. Eski cumhurbaşkanı görevini yeni cumhurbaşkanı seçilen kişinin, yemin etmesi üzerine ona devreder.

2. İstifa.- Cumhurbaşkanı sıfatını sona erdiren ikinci hal, “istifa (resignation, démission) ”dır. Cumhurbaşkanlarının da istifa edebileceği genel olarak kabul edilmektedir[174]. Cumhurbaşkanları istifalarını parlâmento başkanlığına yöneltir. Cumhurbaşkanının istifasının parlâmento tarafından görüşülmesi[175] veya en azından cumhurbaşkanından istifasının teyidi istenmesi uygun olur. Cumhurbaşkanı cebir ile istifaya zorlanmışsa, cumhurbaşkanı istifasını teyit etmeyince, istifası düşmüş sayılmalıdır[176].

Bazı anayasalar Cumhurbaşkanının istifasını ayrıca düzenlemişlerdir. 1976 Portekiz  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, “Cumhuriyet Meclisi (Assembleia da República)”ne bir mesaj göndererek istifa edebilir (m.134). 16 Haziran 1964  tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununa göre, Devlet Başkanı, Knesset Başkanına bir istifa mektubu göndererek istifa eder (sek.19). İstifa mektubu, karşı-imza kuralına tâbi değildir. İstifa mektubunun Knesset Başkanına ulaşmasından 48 saat sonra Devlet Başkanlığı makamı boşalmış sayılır (sek.19).

3. Ölüm .- Cumhurbaşkanı sıfatını sona erdiren diğer bir hal ise “ölüm (death, mort) ”dür[177]. Cumhurbaşkanlığı makamı tek bir gerçek kişi tarafından işgal edildiğine göre, bu gerçek kişinin ölmesi, bu makamın boşalması anlamına gelir. Ölüm, cumhurbaşkanının eceliyle[178], kazaen veya suikast[179] sonucu olabilir.

4. Cumhurbaşkanının Görevini Kesin Olarak Yapamayacak Durumda Bulunması Hali.- Her ülkenin anayasası bu sebeplerin dışında, ayrıca “sürekli hastalık”, “temyiz kudretini yitirme” gibi, cumhurbaşkanlığı sıfatının başka sebeplerle de sona erebileceğini öngörmektedir. Bu sebeplerin ortaya çıkması durumunda, cumhurbaşkanının “görevini kesin olarak yapamaması (empêchement définitif) ”[180] halinden bahsedilir. Bu durumda cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi usûlünün açıkça anayasalar tarafından düzenlenmesinde yarar vardır. Çünkü devletin en yüksek makamını işgal eden kişinin sağlık nedeniyle görevinin sona erip ermediğinin tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta tespit edilmesi gerekir. Bu nedenle bu konuyu birçok anayasa açıkça düzenlemektedir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre, Hükûmetin başvurusu üzerine Anayasa Konseyi Cumhurbaşkanının fiziksel veya zihinsel bir hastalık nedeniyle görevini kesin olarak yerine getiremez durumda (empêchement définitif ) bulunduğuna karar verir (m.7/5)[181].

5. “Anayasayı İhlâl”, “Vatana İhanet” Gibi Suçlardan Dolayı Mahkumiyet.- Aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, bazı ülkelerde, cumhurbaşkanının “anayasayı ihlâl”, “vatana ihanet” gibi istisnaî sebeplerle parlâmento tarafından suçlandırılıp, yargılama makamı tarafından yargılanması mümkündür. Cumhurbaşkanının burada mahkum olması durumunda görevinin sona ereceğini bazı anayasalar öngörmektedir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını Anayasayı ihlalden suçlu görürse, onun Cumhurbaşkanlığından düştüğüne karar verir (m.61/2). 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanını yargılayan Meclisin üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar vermesi durumunda Cumhurbaşkanının görevi sona erer (m.12/10-7). 1976 Portekiz Anayasasına göre Yüksek Adliye Mahkemesinin Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3). 1975 Yunan Anayasasına göre, yargılanan Cumhurbaşkanı, görevinden çekilmek zorundadır (m.49/4). Yargılanan cumhurbaşkanı mahkum olursa, görevinden geçici olarak çekilen Cumhurbaşkanının görevinin kesin olarak sona erdiği kabul edilir. Biz cumhurbaşkanının suçlandırılması ve yargılanması konusunu aşağıda cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu inceleyeceğimiz ikinci bölümde göreceğiz. Bu konuda daha fazla bilgi için oraya bakılmalıdır.

D. Vekâlet

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.101025; Vedel, op. cit., s.434; Debbasch et al., op. cit., s.663-663; Pactet, op. cit., s.384-385; Prélot, op. cit., s.645-; Turpin, op. cit., s.348-350; Lavroff, op. cit., s.401-403; Ardant, op. cit., s.442-443; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286-287; Gicquel, op. cit., s.542-543.

1. Vekâlet Gerektiren Durumlar

Cumhurbaşkanına vekâlet  edilmesi ihtiyacı, cumhurbaşkanlığının boşalması ve cumhurbaşkanının görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda bulunması hallerinde ortaya çıkar.

a) Cumhurbaşkanlığının Boşalması .- Yukarıda görüldüğü gibi ölüm, istifa, görevinin kesin olarak yapamayacak durumda bulunma, mahkumiyet gibi hallerde cumhurbaşkanının görevi sona erer. Bu hallerde görevi sona eren cumhurbaşkanının yerine yenisi henüz seçilmemiş ise “cumhurbaşkanlığının boşalması (vacancy of the presidency of the republic, vacance de la présidence de la république ) ” durumundan bahsedilir[182]. Bu boşalma yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesiyle kesin olarak doldurulacaktır. Ancak yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesi ve göreve başlaması az çok bir zaman alır. Bu süre içinde birisinin geçici olarak cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmesi gerekir.

b) Cumhurbaşkanının Görevini Geçici Olarak Yerine Getiremeyecek Durumda Bulunması.- Keza “hastalık (illness , maladie) ”, “yurtdışı gezisi (foreign travel, voyage extérieur)” gibi sebeplerle cumhurbaşkanının görevinin gereklerini yapamayacak durumda bulunması mümkündür. Buna, Cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda (temporary incapacity , empêchement temporaire) ”[183] bulunması denir. Bu durumda da, cumhurbaşkanının iyileşerek veya yurt dışından dönerek görevinin başına tekrar dönmesine kadar cumhurbaşkanlığı görevinin birisi veya birileri tarafından geçici olarak yerine getirilmesi gerekir.

İşte cumhurbaşkanlığı makamının “boşalması (vacancy, vacance)”, cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yapamaması (temporary incapacity , empêchement temporaire)” durumlarında, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin geçici olarak bir kişi veya kişiler tarafından yerine getirilmesine “vekâlet (intérim , interim, substitute, representation ) ”[184] denir.

Anayasalarda cumhurbaşkanlığına vekâlet açıkça düzenlenmektedir. Buna da gerek vardır. Zira, devletin en yüksek makamının geçici olarak da olsa doldurulması fevkalâde önemli bir meseledir[185].

2. Vekilin Tespiti: Bireysel Vekâlet-Kolejyal Vekâlet

Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi tek kişiye veya birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula verilebilir. Bunlardan birincisine “bireysel vekâlet”, ikincisine ise “kolejyal vekâlet” ismini verebiliriz.

a) Bireysel Vekâlet .- İncelediğimiz cumhuriyetlerin çoğunluğunda (Almanya [186], Finlandiya [187], Fransa [188], İsrail [189], İtalya [190], Portekiz[191], Türkiye [192], Yunanistan [193]) cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi tek kişiye verilmiştir. Bireysel vekâlette de vekilin tespiti konusunda değişik sistemler vardır.

aa) Başbakan.- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi başbakana verilmiştir. Örneğin 1999 Finlandiya Anayasasına göre Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi Başbakana aittir (sek.59). 1929 Avusturya Anayasası ise 21 günden az süren durumlarda Cumhurbaşkanının vekâlet etme görevini Federal Şansölyeye vermiştir.

bb) Parlâmento Başkanları : Tek Meclisin Başkanı veya İkinci Meclisin Başkanı.- Finlandiya ve Avusturya dışında kalan ülkelerde, cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi parlâmento başkanlarına verilmektedir. Parlâmento tek meclisten oluşuyorsa ortada bir sorun yoktur. İsrail[194], Portekiz[195], Yunanistan[196], Türkiye[197] gibi tek meclisli ülkelerde cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi bu tek meclisin başkanına verilmiştir. İki-meclisli parlâmentolara sahip ülkelerde ise, cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi birinci meclis başkanlarına değil, ikinci meclis başkanlarına verilmektedir. Örneğin Almanya[198], Fransa[199] ve İtalya’da[200] ikinci meclis başkanları Cumhurbaşkanlarına vekâlet eder.

b) Kolejyal Vekâlet .- Bazı ülkelerde ise cumhurbaşkanının vekâlet görevi birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula verilmiştir. Örneğin 1937 İrlanda Anayasası Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini bir kişiye değil, Baş Yargıç (Chief Justice), Dail Eireann’ın Başkanı ve Seanad Eireann’ın Başkanından oluşan bir Komisyona vermiştir (m.14/2-1). Bu komisyon oy çokluğuyla karar verir (m.14/3). 1944 İzlanda  Anayasası da Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini Başbakan, Althingi Başkanı ve Yüksek Mahkeme Başkanından oluşan bir kurula vermiştir (m.8). Bu kurul toplantılarına Ahthingi Başkanı başkanlık eder. Görüş ayrılığı durumunda, kurul oy çokluğuyla karar verir (m.8).

1929 Avusturya  Anayasası ise kısa süreli vekâletler için bireysel vekâlet, uzun süreli vekâletler için kolejyal vekâlet öngörmüştür. Cumhurbaşkanının görevlerini geçici olarak yerine getirememesi 21 günden az ise, Cumhurbaşkanına Federal Şansölye vekâlet eder (m.64/1). Ancak bu durum 21 günü geçerse veya Cumhurbaşkanı daimî bir şekilde görevini yerine getiremeyecek durumda bulunursa, Temsilciler Meclisinin Başkanı, İkinci Başkanı ve Üçüncü Başkanından oluşan bir Komite, Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini üstlenir (m.64/1). Bu Komite kararlarını oy çokluğuyla alır (m.64/2).

c) Vekil Anayasa Tarafından Tespit Edilmemiş ise.- Eğer bir ülkenin anayasası cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde, kimin cumhurbaşkanına vekâlet edeceğini belirtmiyorsa, cumhurbaşkanlığı görevi devlet faaliyetlerinin devamlılığı ilkesi uyarınca boş kalamayacağına göre, bu görevi, yeni cumhurbaşkanı seçilinceye kadar, yasama veya yargı organına ait birinin değil, cumhurbaşkanı gibi yürütme organına ait birinin, özellikle de yürütme organının diğer kanadı olan bakanlar kurulunun kolektif olarak veya başbakanın bireysel olarak üstlenmesinin uygun olacağı söylenebilir.

3. Vekilin Yetkileri

Cumhurbaşkanlığına vekâlet edildiği dönemlerde “vekil cumhurbaşkanı (acting president, interim president, président intérimaire)”, asıl cumhurbaşkanının bütün yetkilerini kullanabilir mi? Bu konuda genellikle şöyle bir ayrım yapılmaktadır: Vekil cumhurbaşkanı, “carî işler (affaires courants) ”e ilişkin yetkileri asıl cumhurbaşkanı gibi kullanabilir. Ancak, “büyük tercihlere (grandes options) ” ilişkin yetkileri zorunluluk olmadıkça kullanmamalıdır[201]. Örneğin vekil cumhurbaşkanı parlâmentoyu feshetmemeli, referanduma başvurmamalı, varsa anayasa değişikliğine ilişkin onay veya veto yetkilerini kullanmamalıdır. Böyle bir ayrımın temelinde, vekâlet müessesesinin amacı olan devletin devamlılığı ilkesi yatmaktadır. Buna göre, devletin devamlılığının sağlanması amacının gerektirmediği ve acil olmayan görev ve yetkileri vekil cumhurbaşkanının kullanmaması gerekir. Bununla birlikte, anayasalarda bu konuda açık düzenleme yoksa, hangi yetkinin vekil cumhurbaşkanı tarafından kullanılıp kullanılamayacağı konusunda problem ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda vekil cumhurbaşkanının, bazı önemli yetkileri kullanamayacağı kabul ediliyorsa da, durumun önemi ve acilliği o yetkinin kullanılmasını gerektiriyorsa, o yetki de vekil cumhurbaşkanı tarafından kullanılabilir. Nihayette, açıkça yasaklanmadıkça, hukuk dogmatiği bakımından vekil cumhurbaşkanının, anayasada cumhurbaşkanına tanınmış bütün yetkileri kullanmasına engel olacak bir mekanizma yoktur. Böyle bir durumda, vekil cumhurbaşkanının kendi kendisini sınırlandırmasını bilmesi, özellikle de diğer anayasal organların tepkilerini dikkate alması gerekir.

Bazı anayasalar vekil cumhurbaşkanının kullanamayacağı yetkileri açıkça belirleme ihtiyacını hissetmişlerdir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre, Vekil Cumhurbaşkanı, kanunları referanduma sunma (m.11) ve parlâmentoyu feshetme (m.12) yetkilerini kullanamaz (m.7/4). Keza yine aynı Anayasaya göre Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde Anayasada değişiklik yapılamaz, hükûmet hakkında güvensizlik önergesi verilemez (m.7/son). 1975 Yunan Anayasasının 34’üncü maddesine göre de, Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde, Anayasanın 34’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilen hal hariç, Parlâmentonun feshine, Hükûmetin istifasına, 38’inci maddenin 2’nci fıkrası ve 44’üncü maddenin 2’nci fıkrasında belirtilen referanduma başvurmaya ilişkin Anayasa hükümleri uygulanamaz. 1976 PortekizAnayasası da Vekil Cumhurbaşkanının kullanamayacağı ve kullanabileceği yetkileri daha ayrıntılı bir şekilde saymıştır. Anayasanın 142’nci maddesine göre, Anayasanın 136’ncı maddesinin (e)[202] ve (n)[203] bentlerinde, 137’nci maddesinin (c)[204] bendinde sayılan yetkileri Vekil Cumhurbaşkanı kullanamaz. Anayasanın 136’ncı maddesinin (b)[205], (c)[206], (f)[207], (m)[208] ve (p)[209], 137’nci maddesinin (a)[210] ve 138’inci (a)[211] bendinde sayılan yetkileri ise Devlet Şurasının (Conselho de Estado) görüşünü aldıktan sonra kullanabilir.

E. Cumhurbaşkanlığı İdarî Teşkilâtı

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397; Fabre, op. cit., s.361-362; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Prélot, op. cit., s.643; Lavroff, op. cit., s.403-408; Ardant, op. cit., s.443; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489-490.

Cumhurbaşkanları her ne kadar tek bir kişi ise de, cumhurbaşkanlarının bir teşkilâtı vardır. Bu teşkilâtta cumhurbaşkanının yaverleri, danışmanları, sekreterleri, muhafızları, hizmetçileri, şoförleri vs. vardır. Cumhurbaşkanlığı teşkilâtının düzenlenmesinde genellikle monarşilerdeki saray teşkilâtı geleneklerinin sürdürüldüğü görülür. Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanlığı teşkilâtına “maison” ismi verilirdi[212]. Bu “maison”, bir “maison civile” ve bir “maison militaire”’den müteşekkildi[213]. “Maison militaire” subaylardan, “maison civile” ise bir genel sekreterin yönetimi altında, genel sekreter yardımcılarından, danışmanlardan, özel kalem müdürlerinden, vs. oluşurdu[214]. Günümüzde Fransa’da Cumhurbaşkanlığı teşkilatı, “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği  (Secrétariat général de la Présidence de la République )” olarak örgütlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğindeki personel, siyasî değil, idarî niteliktedir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini kullanmasında kendisine yardımcı olur. Gerekli hazırlıkları yapar, yazışmaları yürütür. Bunlar genellikle devletin yüksek bürokrasisinden gelmektedirler. Bunların seçimi, göreve atanması ve görevlerine son verilmesi münhasıran cumhurbaşkanlarına ait yetkilerdendir[215]. İtalya’da da Cumhurbaşkanlığı teşkilatı bir genel sekreterlik (Segretariato generale della Presidenza della Repubblica) şeklinde örgütlenmiştir[216].

F. Cumhurbaşkanlarının Malî Hakları

Bibliyografya.- Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.618; Debbasch et al., op. cit., s.682; Prélot, op. cit., s.687.

Bazı anayasalar cumhurbaşkanlarının malî hakları konusunda ayrıca hükümler koymuştur. Örneğin 1900 Avustralya Anayasası, Parlâmentonun başka türlü belirlememesi durumunda Genel Valinin maaşının yıllık on bin pound olmasını öngörmüştür (sek.3). 1937 İrlanda  Anayasası, Cumhurbaşkanının Dublin veya Dublin yakınlarında resmî bir konutunun olacağını ve kanunla belirlenen bir gelir alacağını ve bunun görev boyunca düşürülemeyeceğini hükme bağlamaktadır. İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun Devlet Başkanının maaşının ve diğer ücretlerinin Knesset kararıyla tespit edileceğini öngörmektedir (sek.16). 1975 Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanına kanunla tespit edilen bir ödeneğin verilmesini öngörmüştür (m.33/3).

G. Cumhurbaşkanlarının Kişisel Statüleri

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397, 427; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.587; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Turpin, op. cit., s.351; Prélot, op. cit., s.641, 660; Chagnollaud, op. cit., s.302.

Tarihsel olarak krallıklardan cumhuriyetlere geçilince, kralların imtiyazlı statüleri cumhurbaşkanlarına da intikal etmiştir. Diğer bir ifadeyle anayasalar cumhurbaşkanlarının statülerini kralların statülerini örnek alarak düzenlenmişlerdir. Anayasalar, cumhurbaşkanlarını kralları andıran birtakım imtiyazlarla donatmışlardır. Bir kere cumhurbaşkanları diğer devlet görevlileriyle karşılaştırılamayacak kadar yüksek maaş alırlar. Krallar gibi saraylarda otururlar. Oturdukları sarayın masrafları devlet tarafından karşılanır. Keza cumhurbaşkanları sivil ve askerî hizmetkarlara sahiptir[217].

Fransa’da “devlet başkanı” olarak cumhurbaşkanına, eski rejim dönemindeki mutlak ve pederşahi monarşiden intikal eden haklara “kralî haklar (droits régaliens) ” denir[218]. Bu haklardan en önemlisi cumhurbaşkanının “af hakkı (droit de grâce)”dır. Biz bu hakkı aşağıda ayrıca göreceğiz. Bu hakların diğer örnekleri şunlardır: Cumhurbaşkanı evlilik konusunda, yaştan, akrabalıktan kaynaklanan yasakları kaldırabilir. Keza Cumhurbaşkanı, ölüm sonrası evliliklere (mariages posthumes )  izin verme, evlat edinen ile evlat edilen arasında olması gereken minimum yaş farkını indirme yetkisine sahiptir[219].

Cumhurbaşkanları, krallardan kalma birtakım “törensel imtiyazlara” da sahiptirler. Cumhurbaşkanlarının ne gibi törensel imtiyazlara sahip olduğu konusunda her ülkenin kendi düzenlemelerine bakmak gerekir. Örneğin Fransa’da 13 Eylül 1989 tarih ve 89-6655 sayılı Kararnameye göre Cumhurbaşkanı, ulusal törenlere başkanlık eder[220]. Cumhurbaşkanı Grand croix  ve Légion d’Honneur nişanlarına sahiptir. Cumhurbaşkanı, “Ordre national de la Légion d’honneur” ve “Ordre national du Mérite”in “Grand maître”idir. Yine Cumhurbaşkanı Academie française’in  hamisi, Andora’nın “eşprensi (coprince)”, Roma’daki Saint-Jean du Latran Baziliğinin piskoposluk kurulu üyesidir[221].

Fransa’da Cumhurbaşkanı, göreve başlarken onuruna yirmi bir pare top atışı yapılır. Kendi amblemini ve ulusal bayrak üzerinde kendi işaretini serbestçe seçer. Cumhurbaşkanının geliş ve gidişlerinde sivil ve askerî törenler yapılır. Cumhurbaşkanı ilin sınırında vali tarafından karşılanır[222]. Bir şehre gelişinde top atışı  yapılır, çanlar çalınır, gelişi için tören yapılır[223]. Cumhurbaşkanının ölümünde resmî cenaze töreni yapılır; bayraklar yarıya indirilir; ulusal yas ilân edilir, vs[224].

Keza Fransa’da Cumhurbaşkanı “hakaret (offense)” suçu bakımından özel olarak korunur[225]. 29 Temmuz 1881 tarihli Kanunun 26’ncı maddesi, Cumhurbaşkanının özel hayatına veya görevine ilişkin olarak saldırgan ifadeleri kullananları cezalandırmaktadır. General Charles de Gaulle döneminde Cumhurbaşkanına hakaretten 500’den fazla kişi mahkum olmuştur[226]. V. Giscard d’Estaing 6 Mayıs 1981’den itibaren bu korumadan vazgeçmiştir. Halefleri de Giscard d’Estaing’i izlemişlerdir[227]. Fransa’da 1974’ten itibaren Cumhurbaşkanına hakaretten kimse mahkum olmamıştır[228]. Her halükârda günümüzde parlâmenter sistemlerde, kişilerin cumhurbaşkanını eleştirme özgürlüğü, başbakanı eleştirme özgürlüğü kadar sınırsız değildir.

TABLO 1: Cumhurbaşkanlarının Statüleri

ÜLKELER

AY

Yaş

Seçme Yetkisi

Görev Süresi

Seçilebilirlilik

Vekâlet

Almanya

1949

40 (m.54)

Kurul*1 (m.54)

5 yıl (m.54)

2 Defa (m.54)

Bundesrat Bşk.(m.57)

Avusturya

1929

35 (m.60)

Halk (m.60)

6 Yıl (m.60)

2 Defa (m.60)

Başbakan*3/Kurul*4

Finlandiya

1999

Yok

Halk (m.54)

7 Yıl (m.54)

2 Defa (m.54)

Başbakan (m.59)

Fransa

1958

Yok

Halk (m.6)

5 Yıl (m.6)

Sınırsız

Senato Başkanı(m.7)

İrlanda

1937

35 (m.12/4)

Halk (m.12/2)

7 Yıl(m.12/3)

2 Defa (m.12/3)

Kurul*5 (14/2)

İsrail*7

1964

Yok

Knesset (m.3)

5 Yıl (m.3)

2 Defa (m.4)

Knesset Bşk.(m.23)

İtalya

1947

50 (m.84)

Kurul*2(m.83)

7 Yıl (m.83)

Sınırsız

Senato Bşk.(m.86)

İzlanda

1944

35 (m.4)

Halk (m.3)

4 Yıl (m.6)

Sınırsız

Kurul*6 (m.8)

Portekiz

1976

35 (m.125)

Halk (m.124)

5 Yıl (m.125)

2 Defa(m.125)

Meclis Bşk. (m.135)

Türkiye

1982

40 (m.102)

TBMM (m.101)

7 Yıl (m.101)

1 Defa(m.101)

TBMM Bşk. (m.103)

Yunanistan

1975

40 (m.31)

Parlâmento (m.30)

5 Yıl (m.30)

2 Defa (m.30)

Parlâmento Bşk.(m35)

*1 Bu kurulun yarısı Bundestag üyelerinden, öbür yarısı ise eyalet parlâmentolarının nispî temsil esasıyla seçtiği temsilcilerinden oluşur (m.54/3).

*2 Bu seçim kurulunun Parlâmentonun her iki meclisinin üyeleri ve 58 adet bölge temsilcisinden oluşmaktadır.

*3 Vekâlet süresi 21 günden az ise Federal Şansölye

*4 21 günden uzun ise Temsilciler Meclisinin Başkanı, İkinci Başkanı ve Üçüncü Başkanından oluşan bir Komite

*5 Bu Kurul Baş Yargıç (Chief Justice), Dail Eireann’ın Başkanı ve Seanad Eireann’ın Başkanından oluşmaktadır

*6 Bu Kurul, Başbakan, Althingi Başkanı ve Yüksek Mahkeme Başkanından oluşmaktadır.

*7 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun.

 

 

 


 

[1].   Örneğin 1994 Belçika Anayasası, m.85; 1953 Danimarka Anayasası, sek.5; 1978 İspanyol Anayasası, m.56 ; 1975 İsveç Anayasası, m.5; 1814 Norveç Anayasası, m.2. Anayasa metinlerinin internet kaynakları için Bibliyografyada “I. Anayasalar” başlığına bakınız.

[2].   Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement; 1975 İsveç Anayasası, m.5. “Kraliçe (quenn)” terimi, normalde “kral (king)”ın karısını ifade etmek için kullanılır. Normalde kraliçe devlet başkanı değildir. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)” ise devlet başkanıdır. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)”, veraset kuralları gereği tahta çıkmış olan kadındır. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)”nin kocasına “kral (king)” denmez; o sadece “Hüküm Süren Kraliçenin Kocası (Husband of Queen Regnant) ”dır (O. Hood Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987, s.258).

[3].   Örneğin 1946 Japon Anayasası, m.1.

[4].   1868 Lüksemburg Anayasası, m.4.

[5].   1986 Yeni Zelanda Anayasası, seksiyon 2.

[6].   İncelediğimiz monarşilerde devlet başkanlarının isimleri ve unvanları için “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız.

[7].   Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.258; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.31.

[8].   İncelediğimiz monarşilerde kralların isimleri için kitabın sonunda verilen “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız. 

[9].   Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.471.

[10]. Charles Cadoux, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I, s.176.

[11]. S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[12]. Cadoux, op. cit., c.I, s.176.

[13]. 1978 İspanyol Anayasası, m.57/1.

[14]. Cadoux, op. cit., c.I, s.176.

[15]. Ibid.

[16]. “Loi salique” için bkz. Francis Delpérée, “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (sous la direction de-), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608.

[17]. Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.586; Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606.

[18]. 1953 Danimarka Anayasasının 2’nci maddesine göre, kraliyet, 27 Mart 1953 tarihli Succession to the Throne Act’ın hükümlerine göre belirlenen erkek ve kadınlara geçer.

[19]. 1983 Hollanda Anayasası, m.25.

[20]. Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606.

[21]. Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606; De Smith ve Brazier, op. cit., s.123.

[22]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[23]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[24]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.259.

[25]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.155, 158.

[26]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255.

[27]. Wigny, op. cit., s.595.

[28]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472.

[29]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123.

[30]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[31]. Wigny, op. cit., s.584.

[32]. Bu konuda başka özdeyişler de vardır: “Le roi ne meurt pas en France  (Fransa’da kral ölmez)”; “King is a name of continuance (Kral bir devamlılık ismidir) ”gibi (Philippe Lauvaux, “Les monarchies: inventaires des types”, Pouvoirs: Revue française d'études constitutionnelles et politiques, 1996, no 78, s.26).

[33]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.267.

[34]. 1994 Belçika Anayasasına (m.91), 1953 Danimarka Anayasasına (sek.7), 1983 Hollanda Anayasasına (m.33) göre rüşt yaşı 18, 1975 İsveç Anayasasına göre ise 15’tir (m.2). 1814 Norveç Anayasası ise rüşt yaşının kanunla belirlenmesini öngörmektedir (m.8). İngiltere’de 1937 tarihli The Regency Act’a göre Kral 18 yaşından küçük ise görevleri niyabet usûlüyle yerine getirilir (Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.260).

[35]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256.

[36]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[37]. Bkz. 1986 Yeni Zelanda Anayasası, seksiyon 5.

[38]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[39]. Bu kurala istisna olarak Belçika ve Danimarka’da tacın geçişi yemin ile olmaktadır (Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.484).

[40]. Wigny, op. cit., s.593.

[41]. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 91’inci maddesine göre, Kral, “Anayasaya ve Belçika halkının kanunlarına uyacağına, ulusal bağımsızlığı ve ülkenin bütünlüğünü koruyacağına” yemin eder.

[42]. Örneğin 1814 Norveç Anayasasına göre Kral şu şekilde yemin eder: “Norveç Krallığını Anayasayasına ve Kanunlarına uygun olarak yöneteceğime söz verir ve yemin ederim. Herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten Tanrı bana yardım etsin (I promise and swear that I will govern the Kingdom of Norway in accordance with its Constitution and Laws; so help me God, the Almighty and Omniscient)” (m.9).

[43]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472;

[44]. Wigny, op. cit., s.593.

[45]. Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel, Paris, Seuil, 1998, s.63.

[46]. Örneğin Napoléon 1814’teki feragati böyledir.

[47]. Maus, op. cit., s.63.

[48]. Wigny, op. cit., s.595.

[49]. Ibid.

[50]. Francis Delpérée, “Régence”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.870.

[51]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[52]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870.

[53]. Ibid.

[54]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[55]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870. 1978 İspanyol Anayasasına göre parlâmento tarafından belirlenmesi durumunda naibin bir, üç veya beş kişi olması mümkündür (m.59/3).

[56]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.125;

[57]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870-871.

[58]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.126; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.272.

[59]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.127; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.272.

[60]. 1949 Alman Anayasası, m.54; 1929 Avusturya Anayasası, m.60.

[61]. 1999 Finlandiya Anayasası, m.54; 1958 Fransız Anayasası, m.5; 1947 İtalyan Anayasası, m.83; 1944 İzlanda Anayasası, m.3; 1975 Yunan Anayasası, m.133; 1975 Yunan Anayasası, m.30; 1982 Türk Anayasası, m.101.

[62]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun.

[63]. 1937 İrlanda Anayasası, m.12.

[64]. Genel Vali, İngiliz Kraliçesinin temsilcisi olduğu için Avustralya’nın bir cumhuriyet değil monarşi olduğu akla gelebilirse de, genel vali aşağıda görüleceği üzere irsî olarak intikal etmemekte, başbakanın önerisi üzerine Kraliçe tarafından atanmaktadır. Bu nedenle, cumhuriyet-monarşi ayrımında Avustralya’yı cumhuriyet olarak kabul etmek gerekir (1900 Avustralya Anayasası, sek.2).

[65]. 1900 Avustralya Anayasası, sek.2.

[66]. İncelediğimiz cumhuriyetlerde devlet başkanlarının isimleri ve unvanları için kitabın sonunda verilen “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız.

[67]. Jean Gicquel, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999, op. cit., s.526.

[68]. Malta Anayasası, seksiyon 48/2; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[69]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60/3.

[70]. 1947 İtalyan Anayasası, Son Hükümler XIII.

[71]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.480;

[72]. 1946 Fransız Anayasası, m.29; Elisabeth Zoller, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999, s.457.

[73]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.3, 7.

[74]. 1982 Anayasası, m.101.

[75]. 1975 Yunan Anayasası, m.30, 32.

[76]. Ayrıca bkz. Christian Autexier, Introduction au droit public allemand, Paris, PUF, 1997, s.53; Twomey, op. cit.; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.353.

[77]. Ayrıca bkz. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.478-479; Twomey, op. cit.

[78]. “Muhtarlardan” kelimesini parantez içinde ekliyoruz. Çünkü, Fransa’da bütün yerleşim yerlerinin yerel yöneticilerine “belediye başkanı (maire)” denmektedir. Keza, 6’ncı maddenin ilk şekli açıkça nüfusu 1000’den küçük olan yerlerde belediye başkanının, 1000-2000 arasın olan yerlerin belediye başkanı ve baş yardımcısının temsilci olacağını öngörmekteydi.

[79]. Bu topluluk 80.000 civarında kişiden oluşuyordu (Gicquel, op. cit., s.521-522; Zoller, op. cit., s.457).

[80]. Örneğin 1947 İtalyan Anayasası, m.83/3, 1982 Türk Anayasası, m.102/1; 1975 Yunan Anayasası, m.35; 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, sek.7 ve 8.

[81]. 1949 Anayasası, m.54/4.

[82]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.7.

[83]. 1947 Anayasası, m.83/3.

[84]. 1982 Anayasası, m.102.

[85]. 1975 Yunan Anayasası, m.35.

[86]. 1947 İtalyan Anayasası, m.83/3.

[87]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.479. Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485. Neticede 24.12.1971 tarihinde Giovanni Leone seçilmiştir. İtalya’da diğer Cumhurbaşkanlarının kaç turda seçildiği konusunda bkz. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.479.

[88]. Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.486.

[89]. Ibid., s.485-486.

[90]. Autexier, op. cit., s.53.

[91]. Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476;

[92]. Çünkü seçilirse, hükûmet sistemi, “başkanlık sistemi” veya “yarı-başkanlık sistemi” haline gelir. Düalist bir yürütmeye sahip olmakla birlikte cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçildiği ülkeler şunlardır: Avusturya (1929), Finlandiya (1919), İrlanda (1937), İzlanda (1944), Portekiz (1976) ve 1962’den beri Fransa (Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486).

[93]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60.

[94]. 1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[95]. 1937 İrlanda Anayasası, m.12/2-2.

[96]. 1944 İzlanda Anayasası, m.3.

[97]. 1976 Portekiz Anayasası, m.124.

[98]. 1958 Fransız Anayasası, m.6 (Bu usûl 1962 yılında yapılmış anayasa değişikliği ile kabul edilmiştir).

[99]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60/1.

[100].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[101].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/2-2.

[102].  1944 İzlanda Anayasası, m.3.

[103].  1976 Portekiz Anayasası, m.124.

[104].  1958 Fransız Anayasası, m.6 (Bu usûl 1962 yılında yapılmış anayasa değişikliği ile kabul edilmiştir).

[105].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[106].  1958 Fransız Anayasası, m.7.

[107].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/2.

[108].  1976 Portekiz Anayasası, m.129.

[109].  1999 Finlandiya Anayasası, m.59.

[110].  1958 Fransız Anayasasına göre seçimi izleyen ikinci Pazar günü (m.7); 1976 Portekiz Anayasasına göre 21 gün sonra (m.129/2).

[111].  1958 Fransız Anayasası, m.7; 1929 Avusturya Anayasası, m.54; 1999 Finlandiya Anayasası, m.54; 1976 Portekiz Anayasası, m.129.

[112].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[113].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54/2.

[114].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/4-5.

[115].  1944 İzlanda Anayasası, m.5.

[116].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[117].  Twomey, op. cit.

[118].  Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.389-390, 396-396; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.305; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.612-613; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.1025; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 5’nci Baskı, 1972, s.6442; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, 3’üncü Baskı, 1990, s.662; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Twomey, op. cit.; Maus, op. cit., s.64; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851.

[119].  Örneğin İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, yeni Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin bittiği gün göneve başlamasını öngörmektedir.

[120].  1949 Alman Anayasası, m.56.

[121].  1929 Avusturya Anayasası, m.62.

[122].  1999 Finlandiya Anayasası, m.56.

[123].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/8.

[124].  1947 İtalyan Anayasası, m.91.

[125].  1944 İzlanda Anayasası, m.10.

[126].  1976 Portekiz Anayasası, m.130.

[127].  1982 Anayasası, m.103.

[128].  1975 Yunan Anayasası, m.33.

[129].  Örneğin 1949 Alman Anayasası, m.56; 1929 Avusturya Anayasası, m.62; 1937 İrlanda Anayasası, m.12/8.

[130].  1999 Finlandiya Anayasası, m.56; 1976 Portekiz Anayasası, m.130; 1982 Türk Anayasası, m.103.

[131].  Örneğin 1937 İrlanda Anayasasının yemin formülü şöyledir: “İrlanda Anayasasını koruyacağıma, kanunları destekleyeceğime, görevlerimi Anayasaya ve kanunlara uygun olarak sadıkane ve bilinçli bir şekilde yerine getireceğime ve iktidarımı İrlanda halkının refahı ve hizmetine adayacağıma, her şeye gücü yeten Tanrının huzurunda samimi olarak ve ciddiyetle söz verir ve beyan ederim. Tanrı bana yol göstersin ve kuvvet versin (In the presence of Almighty God I do solemnly and sincerely promise and declare that l will maintain the Constitution of Ireland and uphold its laws, that I will fulfill my duties faithfully and conscientiously in accordance with the Constitution and the law, and that I will dedicate my abilities to the service and welfare of the people of Ireland. May God direct and sustain me)”.  Keza 1975 Yunan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı şu şekilde yemin etmektedir: “Anayasayı ve kanunları muhafaza edeceğime, onların tam olarak uygulanmasına özen göstereceğime, ülkenin toprak bütünlüğünü ve millî bağımsızlığını savunacağıma, Yunanların hak ve özgürlüklerini koruyacağıma, genel çıkara ve Yunan halkının gelişmesine hizmet edeceğime, bölünmez ve özleri aynı olan kutsal Üçlü adına yemin ederim (I do swear in the name of the Holy and consubstantial and Indivisible Trinity to safeguard the Constitution and the laws, to care for the faithful observance thereof, to defend the national independence and territorial integrity of the Country, to protect the rights and liberties of the Greeks and to serve the general interest and the progress of the Greek People  (m.33).

[132].  Manfried Welan “The Federal Presidency”, http://www.hofburg.at/en/index.htm 2.2.2001.

[133].  Hauriou, op. cit., s.305; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613; Laferrière, op. cit., s.1025; Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Prélot, op. cit., s.6442; Debbasch et al., op. cit., s.662; Lavroff, op. cit., s.395-396; Ardant, op. cit., s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Twomey, op. cit.; Maus, op. cit., s.64; Chagnollaud, op. cit., s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976; Gicquel, op. cit., s.535; Favoreu et al., op. cit., s.590; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Vedel, op. cit., s.493.

[134].  Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851.

[135].  1949 Alman Anayasası, m.54/2.

[136].  1975 Yunan Anayasası, m.30. Yunan Anayasası, savaş halinde Cumhurbaşkanının görev süresinin uzamasını öngörmektedir (m.30).

[137].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.3.

[138].  1976 Portekiz Anayasası, m.125, 131.

[139].  Fransa’da yedi yıllık süre, 2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Cumhurbaşkanının Vekâlet Süresine İlişkin Anayasal Kanun (Loi constitutionnelle relative à la durée du mandat du Président de la République) ile beş yıla indirilmiştir (Journal officiel, 3 Ekim 2000, Sayı 229, s.15582).

[140].  Jeanneau, “Quinquennat”, op. cit., s.851; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[141].  Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976.

[142].  Yedi yıllık sistemin temelinde Fransa’da Mareşal Mac-Mahon için kabul edilen 20 Kasım 1873 tarihli kanun yatmaktadır. O dönemde Fransa’nın içinde bulunduğu koşullarda beş yıllık cumhurbaşkanlığı süresi kısa bulunmuş ve yedi yıllık bir süre benimsenmiştir (Jeanneau, “Septennat”, op. cit., s.976; Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613)

[143].  25 Şubat 1875 tarihli Anayasal Kanun. m.2.

[144].  1946 Fransız Anayasası, m.29.

[145].  1958 Fransız Anayasası, m.6 (2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Anayasal Kanunla yapılan değişiklikten önceki şekli).

[146].  1947 Anayasası, m.83.

[147].  1982 Anayasası, m.101.

[148].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/3-1.

[149].  Fransa’da yedi yıllık süre, 2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Cumhurbaşkanının Vekâlet Süresine İlişkin Anayasal Kanun (Loi constitutionnelle relative à la durée du mandat du Président de la République) ile beş yıla indirilmiştir. (Journal officiel, 3 Ekim 2000, Sayı 229, s.15582).

[150].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/5.

[151].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[152].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[153].  1944 İzlanda Anayasası, m.6.

[154].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.613.

[155].  Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.286; Gicquel, op. cit., s.535.

[156].  Esmein, op. cit., c.II, s.38; Laferrière, op. cit., s.1023.

[157].  1947 İtalyan Anayasası, m.83-85’te bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[158].  1958 Fransız Anayasası, m.6’da bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[159].  1944 İzlanda Anayasası, m.5’te bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[160].  Favoreu et al., op. cit., s.590; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[161].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486. Fransa’da da François Mitterrand iki defa (toplam ondört yıl) Cumhurbaşkanlığı yapmıştır (1981-1995).

[162].  1949 Alman Anayasası, m.54/2.

[163].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/5.

[164].  1975 Yunan Anayasası, m.30.

[165].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/3-1.

[166].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.4.

[167].  1976 Portekiz Anayasası, m.125.

[168].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[169].  Vedel, op. cit., s.493.

[170].  Örneğin 1937 İrlanda Anayasası, m.12/6; 1975 Yunan Anayasası, m.30/2; 1947 İtalyan Anayasası, m.84/2.

[171].  1947 İtalyan Anayasası, m., m.84/2.

[172].  1975 Yunan Anayasası, m.30/2.

[173].  Söz konusu hükûmet veya yasama meclisi, Federasyon veya bir eyalet hükûmeti veya yasama meclisi olabilir.

[174].  Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde beş cumhurbaşkanının görevi istifa ile sona ermiştir (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[175].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615.

[176].  1925’te Şili Başkanı bir askeri ayaklanma sonucunda istifa etmiş, ama istifası parlâmento tarafından kabul edilmeyince görevine tekrar geri dönme imkânını bulmuştur (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[177].  Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyeti döneminde iki başkan suikast sonucu, bir başkan da eceliyle ölmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[178].  Örneğin Türkiye’de Cumhurbaşkanı Turgut Özal 1993’te eceliyle ölmüştür. Fransa’da Felix Faure 16 Şubat 1899’da ölmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[179].  Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyeti döneminde Carnot, 23 Haziran 1894’te Lyon’da, Paul Doumer, 6 Mayıs 1932’de Paris’te suikast sonucu öldürülmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[180].  Vedel, op. cit., s.434; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286.

[181].  Chagnollaud, op. cit., s.286.

[182].  Vedel, op. cit., s.434; Turpin, op. cit., s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613.

[183].  Vedel, op. cit., s.434; Turpin, op. cit., s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286.

[184].  Cumhurbaşkanının hastalık, yurtdışı gezisi gibi sebeplerle “görevini geçici olarak yapamaması” hallerinde “vekâlet (intérim)”ten değil, “yedeklik (supléance) ”ten de bahsedilebilir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasının 23’üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanı, seyahat gibi kısa süreli yokluklarında, Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek görevini Başbakana “sarih devir (délégation expresse ) ” yoluyla devredebilir. Bu devir, bir “vekâlet (intérim)” olarak değil, bir “yedeklik (supléance)” olarak görülmektedir (Pactet, op. cit., s.384; Debbasch et al., op. cit., s.665; Turpin, op. cit., s.350).

[185].  Eğer anayasada düzenleme yoksa, cumhurbaşkanının yurtdışına çıkması, hafif hastalığı durumunda ortaya problem çıkmayacağı düşünülebilir. Bu durumlarda, cumhurbaşkanının, temyiz kudretini yitirmediği için, bir kişiye vekâlet verebileceği düşünülebilir. Ancak kamu hukukunda, kural olarak, hiçbir devlet organı kendisine verilmiş bir yetkiyi kanunun açık izni olmaksızın bir başkasına devredemez. Bu nedenle, bu durumda dahi vekâlet konusunun açıkça düzenlenmesinde yarar vardır.

[186].  1949 Alman Anayasası, m.57.

[187].  1999 Finlandiya Anayasası, sek.59.

[188].  1958 Fransız Anayasası, m.7.

[189].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.23.

[190].  1947 İtalyan Anayasası, m.86.

[191].  1976 Portekiz Anayasası, m.135.

[192].  1982 Anayasası, m.103.

[193].  1975 Yunan Anayasası, m.34.

[194].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.23. Knesset Başkanı Devlet Başkanına vekâlet eder.

[195].  1976 Portekiz Anayasası, m.135. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[196].  1975 Yunan Anayasası, m.34.

[197].  1982 Anayasası, m.103. Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı vekâlet eder.

[198].  1949 Alman Anayasası, m.57. Bundesrat Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[199].  1958 Fransız Anayasası, m.7. Senato Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[200].  1947 İtalyan Anayasası, m.86. Senato Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[201].  Pactet, op. cit., s.183.

[202].  Cumhuriyet Meclisini fesih yetkisi.

[203].  Devlet Şurası ve Hakimler Yüksek Kurulunun üyelerini atamak.

[204].  Referanduma sunmak.

[205].  Seçim tarihlerini belirlemek.

[206].  Cumhuriyet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırmak.

[207].  Başbakanı atamak.

[208].  Hükûmet önerisi üzerine Sayıştay Başkanını ve Başsavcıyı atamak.

[209].  Genelkurmay Başkanını ve diğer kuvvet komutanlarını atamak.

[210].  Silahlı Kuvvetlerin Yüksek Komutanlığını yapmak.

[211].  Hükûmet önerisi üzerine yabancı ülkelere elçi göndermek, yabancı diplomatik temsilcileri kabul etmek.

[212].  Lavroff, op. cit., s.403.

[213].  Hauriou, op. cit., s.396-397; Lavroff, op. cit., s.403.

[214].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397.

[215].  Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Dördüncü Baskı, 1984, s.361-362; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Prélot, op. cit., s.643; Lavroff, op. cit., s.403-408; Ardant, op. cit., s.443.

[216].  Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489.

[217].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.618; Debbasch et al., op. cit., s.682;

[218].  Prélot, op. cit., s.660.

[219]Ibid.

[220].  Debbasch et al., op. cit., s.671.

[221].  Chagnollaud, op. cit., s.302.

[222].  Debbasch et al., op. cit., s.671.

[223].  Debbasch et al., op. cit., s.671; Hauriou, op. cit., s.426.

[224].  Debbasch et al., op. cit., s.670-671.

[225].  Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172; Gicquel, op. cit., s.536.

[226].  Gicquel, op. cit., s.538.

[227].  Gicquel, op. cit., s.538; Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172.

[228].  Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172.

 

İkinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Sorumluluğu
ve Sorumsuzluğu

 

 

 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.806-812; Esmein, op. cit., c.II, s.220-227; Barthélemy ve Duez,op. cit., s.619-630; Vedel, op. cit., s.429-433; Hauriou, op. cit., s.414-420; Cadart, op. cit., c.II, s.1119-1139; Prélot, op. cit., s.644; Debbasch et al., op. cit., s.674-675, 684-688; Lavroff, op. cit., s.397-401; Lavroff, op. cit., s.397-402; Toinet, op. cit., s.173-174; Ardant, op. cit., s.443-446; Favoreu et al., op. cit., s.591-592; Zoller, op. cit., s.448-456; 471-474; Maus, Aborder le droit constitutionnel, op. cit., s.65-66; Chagnollaud, op. cit., s.287-290; Gicquel, op. cit., s.537-541; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.474-475; 486-490; Patrick Auvret, “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.77-117; Didier Maus, “Responsabilité”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény, Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.926-929; Philippe Segur, “Qu’est-ce que le responsabilité politique?”, Revue du droit public, 1999, n.6, s.1600-1623; Christian Bidégaray, “Le principe de responsabilité: fondement de la démocratie (petite promenade dans les allées du ‘jardin des délices démocratiques’)”, Pouvoirs, n.92, 2000, s.5-16.

Devlet başkanlarının sorumluluğunu, “siyasî sorumluluk”, “cezaî sorumluluk” ve “hukukî sorumluluk” olmak üzere üçe ayırarak incelemek gerekir.

I. Devlet Başkanlarının Siyasal Sorumsuzluğu

Kavram.- “Siyasal sorumluluk (political responsability , responsabilité politique )”, “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluluğudur[1]. Bir mutlak monarşide, yöneticiler krala karşı sorumludur. Hükümdarın isteklerini yerine getiremeyen, yahut hükümdarın hoşuna gitmeyen yöneticiler, hükümdar tarafından görevlerinden alınabilirler. Bir diktatörlükte ise, siyasal sorumluluk diktatöre karşıdır. Bir darbe ertesinde siyasal sorumluluk, darbeyi yapan ve iktidarı elinde tutan kişiye ve komiteye karşıdır. Örneğin Türkiye’de 12 Eylül döneminde Hükûmetin siyasal sorumluluğu Millî Güvenlik Konseyine karşı idi. Siyasal sorumluluk, cezaî ve hukukî sorumluluktan farklı olarak, konu itibarıyla sınırlandırılmamış bir sorumluluktur. Siyasal sorumluluk, ekonomik, sosyal, siyasal, vs. akla gelebilecek her konuda tahrik edilebilir. Siyasal sorumluluğun müeyyidesi, söz konusu makamı işgal eden kişinin görevden alınması veya istifa etmek zorunda kalmasıdır.

Sorumsuzluk İlkesi.- İster monarşik, ister cumhurî nitelikte olsun, bütün parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Yani, bir monarşide kralın veya bir cumhuriyette cumhurbaşkanının, halk tarafından veya parlâmento tarafından veya bir başka makam tarafından görevden alınabilmesi veya istifa ettirilmesi mümkün değildir.

Temeli.- Devlet başkanlarının siyasal sorumsuzluğunun temeli nedir? Bu sorumsuzluk nereden kaynaklanmaktadır? Bu soruya parlâmenter monarşilerde ve parlâmenter cumhuriyetlerde ayrı ayrı cevap aramak gerekir.

A. Monarşilerde  

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.I, s.159-160; Wigny, op. cit., s.597; De Smith ve Brazier, op.cit., s.133; Zoller, op.cit.,s.452-453; Biscaretti di Ruffia, op.cit.,s.474-475.

Bir parlâmenter monarşide kral, fiilleri siyasal bakımından ne kadar hatalı olarak değerlendirilirse değerlendirilsin, kendisi vazgeçmedikçe, ölünceye kadar, devlet başkanlığı görevinde kalır. Parlâmenter monarşilerde kralın siyasal sorumsuzluğunun temeli şudur: Siyasal sorumluluk, yukarıda açıklandığı gibi, “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluluğu ise, bir monarşide egemenlik teorik olarak krala ait olduğuna göre, kralın siyasal sorumluluğunun olabilmesi mantıkî olarak mümkün değildir.

Diğer yandan, bütün monarşilerde, teamül olarak veya yazılı anayasa kuralı olarak, kralın siyasal sorumsuzluğu ilkesi  açıkça kabul edilmektedir. Monarşilerde, aşağıda göreceğimiz gibi kralın işlemleri başbakan veya bir bakan tarafından karşı-imzalanır. Kralın bu işlemlerinden dolayı kral değil, bu işleme karşı-imzasını atan başbakan veya bakan sorumludur. Bu husus birçok anayasa tarafından açıkça ifade edilmiştir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasına göre, Kral dokunulmaz, bakanları ise sorumsuzdur (m.88). 1953 Danimarka Anayasasına göre kral sorumsuz, bakanlar ise sorumludur (sek.13). 1983 Hollanda Anayasası ise, “Hükûmetin işlemlerinden dolayı Kral değil, bakanlar sorumlu olacaktır” demektedir (m.42/2). 1946 Japon Anayasası Kralın bütün işlemlerinin Kabinenin önerisi ve onayını gerektirdiğini ve bu işlemlerden dolayı Kabinenin sorumlu olacağına belirtmektedir (m.3). 1978 İspanyol Anayasası ise Kralın sorumluluğa tâbi olmadığını (m.56/3), Kralın işlemlerinden dolayı Kralın işlemlerine karşı-imza atan kişilerin sorumlu olacaklarını yazmaktadır (m.64/2). 1814 Norveç Anayasası da, kralın sorumsuz olduğunu, sorumluluğun Bakanlar Kurulunda bulunduğunu ilân etmektedir (m.5).

Monarşik anayasalardaki bu hükümler, kralın, hukukî ve cezaî sorumsuzluğu için olduğu kadar, siyasal sorumsuzluğu içinde geçerlidir. Kral siyasal olarak da sorumsuzdur. Bir parlâmenter monarşide kralın siyasal sorumluluğa tâbi olmamasının demokrasi bakımından bir sakıncası yoktur. Zira, demokratik bir monarşide, aşağıda karşı-imza kuralını incelediğimiz yerde ayrıntılarıyla göreceğimiz gibi, kralın bütün işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir. Kralın yaptığı bir işlemden dolayı, halk veya halkın temsilcileri hesap sormak istiyorsa, bu hesabı, kraldan değil, kralın o işlemine karşı-imza koyan başbakan veya bakanlardan sorabilir.

B. Cumhuriyetlerde  

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.806-807; Barthélemy ve Duez,op. cit., s.619-630; Laferrière, op. cit., s.1029-1032; Vedel, op. cit., s.429-433; Hauriou, op. cit., s.414-416; Cadart, op. cit., c.II, s.1117-1120; Jeanneau, op. cit., s.174-177; Zoller, op. cit., s.448-456; 472-474; Chagnollaud, op. cit., s.287-288; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.486-487.

Parlâmenter cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Oysa cumhuriyetlerde, cumhurbaşkanlarının değil, halkın “egemen” olduğu kabul edilir. O nedenle, cumhurbaşkanlarının teorik olarak sorumlu olmaları aslında mümkündür. Buna rağmen cumhurbaşkanlarının sorumsuz olduğu kabul edilmektedir. O nedenle, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğunun nedenini açıklamak gerekir.

Kanımızca, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğu ilkesini, daha ziyade, devlet başkanının geleneksel statüsünün bir kalıntısı olarak düşünmek gerekir. Birçok ülkede tarihsel olarak monarşi yıkılıp, cumhuriyetlere geçilmiş olsa da, kralların geleneksel imtiyazlı statüleri, cumhuriyetlerde de devam etmiştir. Monarşiler yıkılıp, yerlerine cumhuriyetler kurulunca, cumhurbaşkanlarının statüleri kralların statülerine benzetilerek düzenlenmiştir. Bu nedenle, cumhurbaşkanlarının da, krallar gibi, siyasal sorumluluklarının olmadığı ilkesi kabul edilmiştir.

Almanya , Finlandiya, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye, Yunanistan.- Cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğunun temeli, günümüzde pozitif anayasa metinlerinde de bulunmaktadır. 1949 Alman Anayasası, 1958 Fransız Anayasası, 1999 Finlandiya Anayasası, 1937 İrlanda Anayasası, 1937 İrlanda Anayasası, 1947 İtalyan Anayasası, 1976 Portekiz Anayasası, 1982 Türk Anayasası, 1975 Yunan Anayasasında cumhurbaşkanının siyasî nedenlerle görevden alınması veya istifa ettirilmeleri usûlünü öngören bir hüküm yoktur. Parlâmenter cumhuriyet anayasalarında, güvensizlik önergesi gibi bir usûlle cumhurbaşkanının parlâmento tarafından veya azil oylaması gibi bir usûlle halk tarafından cumhurbaşkanının görevden alınmasına imkân verebilecek bir usûl yoktur. Tersine aşağıda göreceğimiz bir iki istisna (anayasayı ihlâl ve vatana ihanet) dışında cumhurbaşkanlarının görevleriyle ilgili fiillerinden dolayı cezaî ve hukukî sorumsuzluğu ilkesini da açıkça kabul etmektedirler[2]. Kısacası, ne kadar hatalı eylem ve işlemlerde bulunursa bulunsun, halk ve halkın temsilcileri tarafından ne kadar istenmezse istenmesin, belirli bir süre için seçilen bir cumhurbaşkanının azledilmesi, düşürülmesi, devrilmesi mümkün değildir. O halde Almanya, Fransa, İsrail, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun olmadığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte Avusturya ve İzlanda’da hiç olmazsa teorik olarak Cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun tahrik edilmesine imkân vardır.

Avusturya ve İzlanda.- Cumhurbaşkanının siyasî nedenlerle görevden alınabilmesi sadece Avusturya ve İzlanda’da mümkündür. 1929 Avusturya  Anayasasının 60’ıncı maddesinin 6’ncı fıkrasına göre, Federal Cumhurbaşkanı, görev süresi dolmadan önce referandum usûlüyle görevden alınabilir; ancak böyle bir referanduma başvurulması oldukça güç koşullara bağlanmıştır. Referandum düzenlenmesini Temsilciler Meclisi üçte iki oy çoğunluğuyla kabul etmelidir (m.60/6). Referandumda Cumhurbaşkanının görevden alınması önerisinin reddedilmesi, Temsilciler Meclisinin otomatik olarak feshedilmesi sonucunu doğurur (m.60/6).

1944 İzlanda  Anayasası da Cumhurbaşkanının halkoylaması ile görevden alınmasına imkân veren bir usûl öngörmüştür. İzlanda Anayasasının 11’inci maddesine göre, Althingi’nin (Parlâmentonun) üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğu ile alacağı bir karar üzerine, Cumhurbaşkanının görevden alınması hakkında halkoylaması (plebiscite) yapılır (m.11/2). Halkoylamasında, Cumhurbaşkanının görevden alınması önerisi reddedilirse, Althingi derhal feshedilir ve yeni seçimlere gidilir (m.11/3).

Sonuç olarak Avusturya ve İzlanda’da siyasal nedenlerle Parlâmentonun önerisi üzerine halk tarafından Cumhurbaşkanının görevine son verilebileceğini söyleyebiliriz. Ancak, bu incelediğimiz ülkeler arasında istisnaî nitelikte kalmaktadır. Ayrıca bu iki ülkede de böyle bir görevden alma şimdiye kadar gerçekleşmemiştir[3].

İsrail .- 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunun 20’nci seksiyonu Devlet Başkanının Knesset tarafından görevinden alınabilmesi usûlünü düzenlemiştir. Buna göre Knesset, Devlet Başkanını, “Devlet Başkanlığı statüsüyle uygunsuz davranması (to conduct unbecoming his status as President of the State )” nedeniyle görevden alabilir (sek.20-a). Böyle bir görevden alma önergesi Knesset’in en az yirmi üyesi tarafından Knesset’in yetkili Komitesine (House Committee) verilir. Bu önerge Komite tarafından üyelerinin en az dörtte üçü tarafından kabul edilmelidir. Bundan sonra önerge Knesset’te oylanır. Devlet Başkanının görevden alınabilmesi için önergenin Knesset üye tamsayısının en az dörtte üçü tarafından kabul edilmesi gerekir (sek.20-b).

16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununun 20’nci seksiyonunda öngörülen bu görevden alma usûlü, Devlet Başkanının cezaî sorumluluğunu tahrik için öngörülen bir suçlandırma usûlü değildir. Çünkü, bu usûlle görevden alınan Devlet Başkanı daha sonra bir mahkeme tarafından veya özel bir divan tarafından veya bizzat parlâmento tarafından yargılanmamakta ve Devlet Başkanına ceza hukuku anlamında bir ceza verilmemektedir. Kaldı ki, aşağıda göreceğimiz gibi İsrail’de Devlet Başkanı göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir cezaî sorumsuzluğa sahiptir ve herhangi bir mahkeme veya divan tarafından yargılanması da mümkün değildir (Aynı Kanun, sek.13-a). Bu nedenle, 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunun 20’nci seksiyonunda düzenlenen görevden alma usûlü, diğer parlâmenter sistemlerde görülen cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu tahrik etmek için öngörülen bir suçlandırma usûlü değildir. Bununla birlikte bu usûl, tam bir siyasal sorumluluğu tahrik için öngörülmüş güvensizlik oyu benzeri bir usûl de değildir. Zira, bu görevden alma usûlü, siyasal sebeplerle değil ancak, 20’nci seksiyonda belirtilmiş olan Devlet Başkanının “Devlet Başkanlığı statüsüyle uygunsuz davranması (to conduct unbecoming his status as President of the State)” halinde uygulanabilecek bir usûldür. Yani bu göreviyle uygunsuz bir şekilde davranmadıkça, Devlet Başkanının Knesset tarafından siyasal nedenlerle görevden alınması mümkün değildir. O halde, 20’nci seksiyonda öngörülen görevden alma usûlü bir siyasal sorumluluk aracı olarak değerlendirilemez.

Cumhurbaşkanı Hakkında Soru, Genel Görüşme, Meclis Araştırması  Araçları Kullanılamaz.- Cumhurbaşkanının siyasal sorumsuzluğu ilkesinin tek sonucu, parlâmento tarafından görevden alınamaması değildir. Yukarıda gördüğümüz soru, genel görüşme, meclis araştırması gibi parlâmentonun sahip olduğu denetim araçları cumhurbaşkanları hakkında uygulanamaz. Diğer bir ifadeyle, parlâmento karşısında siyasal sorumluluğu olmayan cumhurbaşkanına parlâmentoda soru sorulması, cumhurbaşkanının eylem ve işlemleri hakkında genel görüşme açılması, cumhurbaşkanı hakkında meclis araştırılması yapılması mümkün değildir[4].

Keza Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet döneminde parlâmentoda yerleşmiş bir teamüle göre, Cumhurbaşkanının adı, düşüncesi, parlâmento görüşmelerinde parlâmento üyeleri tarafından zikredilmesi yasaktı. Parlâmento üyeleri tartışılan konuda Cumhurbaşkanının ne düşündüğünü belirtemezlerdi[5].

Cumhurbaşkanını “İstifaya Zorlama”[6].- Yukarıda gördüğümüz gibi, cumhurbaşkanının kendi isteğiyle parlâmento başkanlığına bir “istifa mektubu (lettre de démission)” göndererek görevine son vermesi mümkündür. Cumhurbaşkanı bu istifa mektubunu cebir ile değil, kendi serbest iradesiyle imzalamalıdır. Ancak cumhurbaşkanını parlâmento veya hükûmet istifaya zorlayabilir; cumhurbaşkanı karşılaştığı koşulların neticesinde, kendi serbest iradesiyle istifa etmek kararını alabilir. Buna “cumhurbaşkanını istifaya zorlama (acculer le Président à la démission)” denir[7]. İstifaya zorlamanın belli başlı iki yolu vardır. Birincisi cumhurbaşkanının atadığı hükûmetlere parlâmentonun “sistematik güvensizlik oyu” vermesidir. Atadığı hükûmet sürekli düşürülen cumhurbaşkanı istifa etme kararını almak zorunda kalabilir. Örneğin Fransa’da 1887’de Cumhurbaşkanı Grévy bu şekilde istifa etmek zorunda kalmıştır[8]. Cumhurbaşkanını istifaya zorlamanın ikinci yolu, “bakanlar kurulunun grevi (grève des ministres)”dir[9]. Bakanlar kurulunun ve bakanların grev yapması, yani hiç çalışmamaları, cumhurbaşkanının işlemlerine başbakan ve bakanların karşı-imzalarını koymayı reddetmeleri durumunda da, cumhurbaşkanı istifa etmek zorunda kalabilir. Örneğin Fransa’da 1924’te Cumhurbaşkanı Millerand “bakanların grevi” sonucu istifa etmiştir[10]. Ancak belirtelim ki bu şekilde cumhurbaşkanının görevinin sona erdirilebilmesi her zaman mümkün değildir. Zira ne kadar zorlanırsa zorlansın, cumhurbaşkanı istifa etmeyebilir. Çünkü buradaki “zorlama”, hukukî değil, psikolojik bir zorlamadır. Cumhurbaşkanının “zorlama istifa (démission forcée)”sını garanti eden hukukî bir yol yoktur.

Bu iki halin (sistematik güvensizlik oyu ve bakanların grevi) dışında, cumhurbaşkanı kendi taktik hataları sonucunda da istifa etmek zorunda kalabilir. Örneğin cumhurbaşkanı aralarında çıkan çatışma yüzünden parlâmentoyu feshetmişse ve yeni seçimlerden sonra yine aynı partiler parlâmentoda çoğunluk sağlamışlarsa cumhurbaşkanı bu durum karşısında istifa etmek zorunluluğunu hissedebilir. Zira cumhurbaşkanı ile parlâmento arasındaki çatışmada nihaî hakem olan halk, cumhurbaşkanının aleyhine karar vermiştir. Fransa’da Cumhurbaşkanının parlâmentoyu feshinden sonra yeni yapılan seçimlerden sonra halk parlâmentoya Cumhurbaşkanına muhalif bir çoğunluk göndermiş ise, Cumhurbaşkanının istifa etmek zorunda olduğu düşüncesi René Capitant tarafından ileri sürülmüştür[11]. Bununla birlikte Fransa’da 1997 yılında Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Ulusal Meclisi feshetmiş, 1 Haziran 1997 günü yapılan seçimlerde halk kendisine muhalif bir çoğunluğu parlâmentoya göndermesine rağmen Cumhurbaşkanı istifa etme yolunu seçmemiştir[12].

II. Devlet Başkanlarının Cezaî Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

Kavram.- “Cezaî sorumluluk (criminal liability , criminal responsibility. responsabilité pénale)”, ceza hukukuna ilişkin sorumluluk demektir. Cezaî sorumluluğa kişinin suç işlemesi yol açar. Cezaî sorumluluğun müeyyidesi “idam”, “hapis cezası” veya “para cezası” gibi cezalardır.

Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının cezaî sorumluluğu ve sorumsuzluğu konusunu monarşiler ve cumhuriyetlerde ayrı ayrı incelemek gerekir.

A. Parlâmenter Monarşilerde

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.I, s.159-160; De Smith ve Brazier, op. cit., s.128-133; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702-723; Wigny, op. cit., s.597; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619; Laferrière, op. cit., s.772; Kinder-Gest, op. cit., s.32; Zoller, op. cit., s.452-453; 471; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.474-475.

Parlâmenter monarşilerde, devlet başkanının, yani kralın cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmektedir. Zira, bir monarşide kralın şahsı, “kutsal  (sacrée, sacrosanct )” ve “dokunulmaz (inviolable)”dır[13]. Buna kısaca kralların “dokunulmazlığı (inviolabilité)” ilkesi denir[14]. Üstelik bu dokunulmazlık tam ve mutlaktır. Krallar görevleriyle ilgili suçlarından veya göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından, yani “adî suçları (délits de droit commun )”ndan dolayı sorumsuz dur. Mesela İngiltere’de bu konuda, “eğer Kral kendi eliyle bir bakanı öldürürse, bundan Başbakan sorumlu olur. Ama eğer Kral Başbakanı öldürürse , bundan kimse sorumlu olmaz” denilmektedir[15]. İngiltere’de hükümdarın sorumsuzluğu 1947 tarihli Crown Procedings Act  ile düzenlenmiştir[16].

Kralın dokunulmazlığı ve dolayısıyla cezaî sorumsuzluğu ilkesi parlâmenter monarşilerde anayasalar tarafından açıkça kabul edilmiştir. Örneğin 1994 Belçika  Anayasası “Kralın şahsının dokunulmaz” olduğunu öngörmektedir (m.88). 1953 Danimarka Anayasasına göre, Kral eylemlerinden dolayı sorumsuzdur; ve onun şahsı “mukaddes (sacrosanct)”tir (sek.13). 1978 İspanyol Anayasası, kralın dokunulmaz ve sorumsuz olduğunu belirtmektedir (m.56/3). 1983 Hollanda Anayasası Kralın “dokunulmaz” olduğunu ilân etmektedir[17]. 1975 İsveç Anayasası, fiillerinden veya ihmallerinden dolayı Kral hakkında takibatta bulunulamayacağını hükme bağlamaktadır (bölüm 5, m.7). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, Büyük Dükün şahsı dokunulmazdır (m.4). 1814 Norveç Anayasası da Kralın şahsının kutsal olduğunu, denetlenemeyeceğini ve suçlandırılamayacağını hüküm altına almaktadır (m.5). 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsi de, Padişahın şahsının “mukaddes ve gayrı mesul” olduğunu hükme bağlıyordu (m.5).

Kralların sorumsuzluğunun altında “kral hata yapmaz, kral kötülük yapmaz (the King can do no wrong[18] , le roi ne peut mal faire[19] )” ilkesi yatmaktadır. Bu ilke kralı bütün beşerî fiillerinden sorumsuz kılmaktadır. Hangi tür fiil söz konusu olursa olsun, krala karşı cezaî takibatta bulunulamaz[20]. Kralların cezaî sorumsuzluğu, teorik olarak, bir krallıkta, kralın “egemen” olmasından kaynaklanmaktadır. Egemenliğin krala ait olduğu bir sistemde, zaten kralın suç işlemesi düşünülemez. Kralların cezaî sorumsuzluğu ilkesi monarşik anayasalarda da açıkça kabul edilmektedir. Diğer yandan, bir monarşide, kral, hem yasama organı, hem yargı organının bir parçası olarak kabul edilir[21]. Bir taraftan kanun koyucu, diğer taraftan hâkim olarak düşünülen bir kişinin cezaî ve hukukî sorumluluğunun olması telakki edilemez.

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809-812; Esmein, op. cit., c.II, s.225; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-620; Laferrière, op. cit., s.770-773, 1026-1029; Hauriou, op. cit., s.415-416; Debbasch et al., op. cit., s.675-678; Lavroff, op. cit., s.397-398; Ardant, op. cit., s.445; Favoreu et al., op. cit., s.591-192; 453-454; Zoller, op. cit., s.471-472; Chagnollaud, op. cit., s.288; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.487-490.

Parlâmenter cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanının kural olarak cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmiştir. Ancak bu ilke mutlak değildir. Cezaî sorumluluğu bakımından, cumhurbaşkanının “kişisel suçları” ile “göreviyle ilgili suçları” arasında ayrım yapılmaktadır.

1. Kişisel Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Sorumluluğu

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-620; Laferrière, op. cit., s.772; Debbasch et al., op. cit., s.675; Favoreu et al., op. cit., s.615; Chagnollaud, op. cit., s.288-289; Gicquel, op. cit., s.537-538.

Cumhurbaşkanının “kişisel suçları  (délits personnels )”ndan, yani “adî suçları (délits de droit commun )”ndan, diğer bir ifadeyle “görev dışında işlediği suçlar”dan dolayı sorumlu olduğu genel olarak kabul edilmektedir.

Bazı anayasalar cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğunu ayrıca belirtmişlerdir. Örneğin 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, “görevi dışında işlediği suçlardan dolayı (for offences not committed in the performance of his or her duties )” normal mahkemeler önünde sorumludur (m.133/4). 1975 Yunan Anayasası da, “görevinin ifasıyla ilgisi olmayan fiillerinden dolayı (for acts not related to the discharge of his duties)” olan ceza soruşturmalarının Cumhurbaşkanının görev süresinin sonuna kadar askıya alınacağını öngörerek, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunu kabul etmiştir (m.49 /1). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, “görevlerinin ifasıyla ilgili bağışıklık (immunity with regard to discharge of functions)” başlıklı 13’üncü seksiyonunda Devlet Başkanına, göreviyle ilgili suçlarından dolayı bağışıklık tanımakta, ama “ceza davalarından bağışıklık (immunity from criminal proceedings)” başlıklı 14’üncü seksiyonunda Devlet Başkanının genel suçlarından dolayı sadece görev süresi içinde soruşturmaya uğramama bağışıklığı getirmektedir. Yani görev süresi bitince Devlet Başkanının görevi dışında işlediği suçlardan dolayı eski Devlet Başkanı hakkında dava açılabilecektir. Dolayısıyla İsrail’de Devlet Başkanının görevi dışındaki suçlardan dolayı, görevi esnasında soruşturulamasa da, sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. 1944 İzlanda  Anayasası da, Cumhurbaşkanının “yürütme işlemleri (executive acts)”nden dolayı sorumsuz olduğunu aynı kuralın başkanlık otoritesini icra edenlere de uygulanacağını öngörmektedir (m.11). 1924 Türk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu da, 41’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Reisicumhurun husûsat-ı şahsîyesinden dolayı mes’uliyeti”ni açıkça öngörmüştü.

Cumhurbaşkanının bu görevi dışındaki kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğunun ayrıca anayasalarda belirtilmesine gerek yoktur. Zira, cumhurbaşkanlarına tanınan sorumsuzluk ilkesinin geçerlilik alanı zaten, mahiyeti gereği, göreviyle ilgili eylem ve işlemleri içindir. Bir gerçek kişi olarak cumhurbaşkanlarının da, görev ve yetkilerinin kullanılması dışında, herhangi bir insan olarak işlediği fiillerinden dolayı ceza kanunlarına tâbi olduğu açıktır. Bir ülkenin ceza kanununun hükümlerinden ayrık tutulduğu ayrıca ve açıkça belirtilmedikçe, cumhurbaşkanları da, o ülkenin bir vatandaşı, hatta ceza kanununun uygulama alanında bulunan bir insan olarak, o ülkenin ceza kanunlarına tâbidir. O halde, bir ülkede cumhurbaşkanını kişisel suçlarından bağışık tutan bir hüküm olmadıkça, cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğu sonucuna varılabilir. Bu sonuca “ceza kanunlarının mecburîliği ilkesi”nden hareketle de ulaşabiliriz. Bu ilkeye göre, ceza kanunları yürürlüğe girdikleri andan itibaren, hükümlerini ihlâl eden bütün kişiler hakkında, zorunlu olarak uygulanır[22]. Eğer ceza kanunları kural olarak bütün kişiler için “mecburî” ise, cumhurbaşkanı, ayrıca ve açıkça bu kuraldan istisna tutulmadıkça, ceza kanunlarına tâbidir. O nedenle, anayasa ve kanunlarda tersi öngörülmedikçe, cumhurbaşkanları da normal ceza kanunlarına göre, normal ceza mahkemeleri tarafından yargılanabilirler.

Fransa’da  Cumhurbaşkanının göreviyle ilgisiz bir fiilinden dolayı cezaî sorumluluğunun olduğu ve normal ceza mahkemelerine tâbi olduğu kabul edilmektedir[23]. Fransa’da bu konuda bir de mahkeme kararı vardır. Paris Asliye Ceza Mahkemesi  (Tribunal correctionnel de Paris) 3 Aralık 1974 tarihli Dumont c. Giscard d’Estaing et autres kararıyla Cumhurbaşkanı Giscard d’Estaing’e karşı görevi esnasında işlenmiş ama göreviyle ilgisiz bir fiilinden dolayı açılmış bir ceza davasını görmeye yetkili olduğuna karar vermiştir[24].

Cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından sorumlu olduğunun kabul edilmesiyle sorun bitmemektedir. Bu sorumluluğunun gerçekleştirilebilmesi için izlenecek usûlün ayrıca düzenlenmesi gerekir. Çünkü, cumhurbaşkanı hakkında genel hükümlere göre cezaî takibatta bulunulması, örneğin tutuklanması, devletin başsız kalması gibi önemli bir sonuca yol açar. O nedenle, cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumlulukları ile bulundukları makamın gereklerini uzlaştıran bir usûlün öngörülmesinde yarar vardır. İşte böyle usûller bazı anayasalar tarafından öngörülmüştür.

Örneğin Portekiz , Yunanistan ve İsrail’de Cumhurbaşkanının kişisel suçları hakkında takibat görev süresinin bitmesine kadar ertelenir. 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, görevi dışında işlediği suçlardan dolayı (for offences not committed in the performance of his or her duties) normal mahkemeler önünde sorumludur (m.133/4). Ancak, görevi boyunca Cumhurbaşkanına karşı takibatta bulunulamaz. Cumhurbaşkanına karşı ceza davası ancak görevi sona erdikten sonra açılabilir (m.133/4). 1975 Yunan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı görevi dışında işlediği suçlardan sorumludur (m.49). Ancak bu suçlarından dolayı yapılacak soruşturma başkanlık görevinin sonuna kadar askıya alınır (m.49/1). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, Cumhurbaşkanı hakkında görevi döneminde cezaî takibatta bulunulamayacağını hükme bağlamaktadır (sek.14). Buna göre görev süresi bittiğinde, görevi dışındaki fiillerinden dolayı Cumhurbaşkanı hakkında cezaî takibatta bulunulabilecektir. Yine aynı Kanun, Cumhurbaşkanının görev süresi boyunca zamanaşımının işlemeyeceğini hükme bağlamaktadır (sek.14). 1944 İzlanda Anayasası da Cumhurbaşkanının bir suç isnadı dolayısıyla ancak Althingi’nin rızasıyla yargılanabileceğini hükme bağlamaktadır (m.11). Dolayısıyla 1944 İzlanda Anayasasının Cumhurbaşkanına milletvekili dokunulmazlığına benzer bir dokunulmazlık tanıdığını söyleyebiliriz.

Türkiye’de de 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu , Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu ile Cumhurbaşkanlığı makamının gereklerini uzlaştıran bir usûl öngörmüştü. 1924 Anayasasının 41’inci  maddesinin ikinci fıkrası Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu söz konusu olduğunda izlenecek usûlü şu şekilde belirlemişti:

“Reisicumhûrun husûsât-ı şahsîyesinden dolayı mes’ûliyeti lâzım geldikte işbu Teşkilât-ı Esâsiyye Kanûnunun masûniyet-i teşrîiyeye taallûk eden 17’nci maddesi mûcibince hareket edilir”

Yani 1924 Türk Anayasası, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı sorumluluğu söz konusu olduğunda, yasama dokunulmazlığını düzenleyen bu Anayasanın 17’nci maddesine göre hareket edilmesini öngörmekteydi. Buna göre, Cumhurbaşkanının ilk önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından dokunulmazlığının kaldırılması gerekmekteydi. Bu hüküm isabetli bir hükümdür. Devletin başı durumunda olan önemli bir kişinin düzmece ceza kovuşturmalarıyla rahatsız edilmemesi gerekir. Anayasaların milletvekillerine tanıdığı “yasama dokunulmazlığı”na benzer bir dokunulmazlığın, cumhurbaşkanlarına da tanınması uygun olacaktır.

Kişisel suçlarından dolayı ceza mahkemesi tarafından yargılanan cumhurbaşkanının durumu ne olur? Anayasalar böyle bir cumhurbaşkanının görevden alınmasını öngörmüyorsa cumhurbaşkanı görevine devam eder. Ancak ceza mahkemesi cumhurbaşkanının tutuklanmasına karar vermişse, burada yukarıda gördüğümüz cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali ortaya çıkar[25]. Keza, cumhurbaşkanının görev süresinden daha kısa bir süre hapis cezasına çarptırılması durumunda da, cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali söz konusu olur. Cumhurbaşkanının geri kalan görev süresinden daha uzun bir süre hapis cezası alması durumunda ise cumhurbaşkanlığı makamının “boşalması (vacance)” halinin olduğu kabul edilmelidir. İlk iki durumda cumhurbaşkanının görevine hapisten çıkmasına kadar ve ikinci durumda da yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesine kadar, cumhurbaşkanlığı görevine anayasanın öngördüğü kişi vekâlet eder. Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı yargılanması durumunda, özellikle tutuklanması ve ceza alması durumunda çözümlenmesi oldukça zor sorunlar ortaya çıkar. Zira, böyle istisnaî durumları genellikle anayasalar öngörüp çözüm getirmemektedir. Kanımızca bu durumdaki cumhurbaşkanının istifa etmesi sorunun iyi bir çözüm yolu olacaktır. Ancak, bu sebeplerle görevinin sona ermesi anayasada öngörülmedikçe, istifa etmeyen cumhurbaşkanının görevden alınabilmesi de mümkün değildir.

2. Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Cezaî Sorumluluğu

Göreviyle ilgili suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının cezaî sorumluluğu konusunda incelediğimiz ülkeleri üç gruba ayırabiliriz: Cumhurbaşkanına tam bir sorumsuzluk tanıyan ülkeler; cumhurbaşkanına tam bir sorumluluk yükleyen ülkeler; cumhurbaşkanına kural olarak sorumsuzluk, istisnaî olarak sorumluluk yükleyen ülkeler. Buna göre cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumluluğu konusunda üç sistemin olduğunu söyleyebiliriz: “Tam sorumsuzluk sistemi”, “tam sorumluluk sistemi” ve “istisnaî sorumluluk sistemi”.

a) Tam Sorumsuzluk: İsrail

İsrail’de  Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı tam bir sorumsuzluğa sahiptir. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanuna göre, “Devlet Başkanı, görev veya yetkileriyle bağlantılı bir şeyden dolayı bütün davalardan bağışıktır ve herhangi bir mahkemeye veya divana çıkarılamaz” (sek.13-a). Keza, aynı madde Devlet Başkanına, mahkemelere delil sunarken, devlet başkanlığı görevi dolayısıyla öğrendiği bir bilgiyi açıklamama imtiyazını da vermektedir (sek.13-b). Yine aynı madde, bu madde de cumhurbaşkanının tanınan bağışıklıkların görev süresinin dolmasından sonra da devam edeceğini öngörmektedir (sek.13-c). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunda Cumhurbaşkanının vatana ihanet, anayasayı ihlâl gibi bir suçtan dolayı cezaî sorumluluğunun olduğu ve bir mahkeme veya özel bir divan tarafından yargılanabileceğini öngören bir hüküm de yoktur. O halde, İsrail’de Cumhurbaşkanına göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir bağışıklık tanındığını söyleyebiliriz. İsrail Devlet Başkanı, göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir cezaî sorumsuzluğa sahiptir.

b) Tam Sorumluluk: Portekiz

Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam olarak sorumlu olduğu sadece Portekiz’de kabul edilmektedir. 1976 Portekiz Anayasasının 133’üncü maddesinin ilk fıkrasına göre, “Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlediği suçlardan dolayı Yüksek Adalet Divanı önünde sorumludur”. Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunu istisnasız bir şekilde kabul eden 1976 Portekiz Anayasası, Cumhurbaşkanı bu suçlarından dolayı suçlandırılıp yargılanabilmesi için özel usûller öngörmüştür. Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılabilmesi için, milletvekillerinin beşte biri tarafından verilen bir önergenin milletvekillerinin üçte ikisi tarafından kabul edilmesi gerekir (m.133/2). Bu şekilde suçlandırılan Cumhurbaşkanı, normal ceza mahkemeleri tarafından değil, Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanabilir. Yüksek Adalet Divanının Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3).

c) İstisnaî Sorumluluk : Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa,
İrlanda , İtalya , Türkiye ve Yunanistan

Bu ülkelerde ise Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı kural olarak sorumsuz, istisnaî olarak ise sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

aa) Kural: Sorumsuzluk

Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı kural olarak cezaî sorumluluğu yoktur. Bu husus, bu ülkelerin anayasalarından açıkça anlaşılmaktadır.

Örneğin 1949 Alman  Anayasasının 61’inci maddesi, Cumhurbaşkanının sadece “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes)”den dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir. 61’inci maddeden a contrario şu sonuç çıkmaktadır: Cumhurbaşkanı, “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl” suçu dışında kalan göreviyle ilgili diğer suçlarından dolayı sorumsuzdur.

1929 Avusturya  Anayasasının 68’inci maddesi ise, Federal Cumhurbaşkanının, görevlerinin ifasında Federal Meclis karşısında 142’nci maddeye göre sorumlu olduğunu yazmaktadır. Avusturya Anayasasının 142’nci maddesi ise, Cumhurbaşkanının “Federal Anayasayı ihlâl (contravention of the Federal Constitution) ”den dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.142/2-a)[26]. O halde, Cumhurbaşkanı, “Federal Anayasayı ihlâl”den başka bir görev suçundan dolayı sorumsuzdur.

1958 Fransız  Anayasasının 68’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, “yüksek ihanet  (haute trahison ) ” hali hariç, sorumlu değildir. Maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere, Fransız Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili vatana ihanet dışında bir suçtan dolayı sorumlu olması mümkün değildir.

1999 Finlandiya  Anayasası da Cumhurbaşkanının sadece “ihanet (treason)”, “yüksek ihanet (high treason) ” veya “insanlığa karşı suç (crime against humanity )”tan dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Dolayısıyla bu üç suç dışında göreviyle ilgili diğer suçlarından dolayı Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu yoktur. Bu husus, 1999 Finlandiya Anayasasının 113’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde “diğer hallerde Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili işlemleri için hiçbir suçlandırma yapılamaz” denilerek açıkça vurgulanmıştır.

1947 İtalyan  Anayasasının 90’ıncı maddesine göre, Cumhurbaşkanı, “yüksek ihanet (alta tradimento) ” ve “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)” dışında, görevinin yerine getirilmesi sırasında işlediği suçlardan sorumlu değildir[27].

1982 Türk  Anayasasının 105’inci maddesinin son fıkrası, Cumhurbaşkanının sadece “vatana ihanet”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir. Bu fıkranın mefhum-u muhalifinden Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olarak işlediği, ama vatana ihanet suçunun kapsamına girmeyen fiillerinden dolayı sorumsuz olduğu sonucu çıkmaktadır.

1975 Yunan  Anayasasının 49’uncu maddesinin ilk fıkrası açıkça, “yüksek ihanet  (high treason)” ve “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution) ” dışında, Cumhurbaşkanının görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı sorumsuz olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır. Dolayısıyla, Yunanistan’da bu iki suç dışında kalan Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçları hakkında sorumsuzluk kuralı geçerlidir.

1937 İrlanda  Anayasası ise, Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket (stated misbehaviour)”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Ancak bu “belirli fena hareket”in ne olduğunu Anayasa belirtmemektedir. Bu ibare geniş yorumlanmaya elverişlidir. Ancak buna rağmen, 1937 İrlanda Anayasasının Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu genel olarak kabul ettiğini söyleyemeyiz. 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olan ve “belirli fena hareket (stated misbehaviour)” oluşturmayan fiillerinden dolayı cezaî sorumsuzluğu vardır.

Cumhurbaşkanlarının, bu birkaç suç (vatana ihanet, anayasayı ihlâl, vs.) dışında, göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğunun temelinde ne yatmaktadır? Kanımızca, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzluğunu, daha ziyade, devlet başkanının geleneksel statüsünün bir kalıntısı olarak düşünmek gerekir. Birçok ülkede tarihsel olarak monarşi yıkılıp, cumhuriyetlere geçilmiş olsa da, devlet başkanlarının geleneksel imtiyazlı statüleri, cumhuriyetlerde de devam etmiştir. Monarşiler yıkılıp, yerlerine cumhuriyetler kurulunca, cumhurbaşkanlarının statüleri kralların statülerine benzetilerek düzenlenmiştir[28]. Bu nedenle, cumhurbaşkanlarının da, görevleriyle ilgili suçlarından dolayı, krallar gibi sorumsuz olduğu kural olarak kabul edilmiştir.

bb) İstisna: Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet, vb. Suçlardan Sorumluluk

Ancak yukarıdaki ülkelerde, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğu mutlak değildir. Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzluğunun bazı istisnaları vardır. Bu istisnalar şunlardır:

aaa) Anayasayı İhlâl [29].- Bazı anayasalar, cumhurbaşkanının görevi ve yetkilerini kullanırken anayasayı ihlâl etmesi durumunda, bundan sorumlu olacağını öngörmektedirler. Örneğin 1949 Alman Anayasası, Cumhurbaşkanının “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes den (m.61), 1929 Avusturya Anayasası, Federal Başkanının “Federal Anayasayı ihlâl (contravention of the Federal Constitution)”den (m.68, 142/2-a)[30], 1947 İtalyan Anayasası, Cumhurbaşkanının “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)”den (m.90), 1975 Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanının “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitutionden (m.49) dolayı sorumlu olacağını öngörmektedir. “Anayasayı ihlâl”, “anayasayı kasten ihlâl”, “anayasaya karşı cürüm” kavramları, tanımlanması oldukça güç kavramlardır. İtalyan doktrininde “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)” Cumhurbaşkanının Anayasanın bir normunu kasten ihlâl etmesi olarak tanımlanmaktadır[31].

bbb) Vatana İhanet [32].- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanlarının “vatana ihanet” yahut “yüksek ihanet (high treason, haute trahison)”ten dolayı da sorumlu olduğu kabul edilmektedir. 1958 Fransız Anayasası (m.68), 1999 Finlandiya Anayasası (m.113), 1947 İtalyan Anayasası (m.90), 1982 Türk Anayasası (m.105/son), 1975 Yunan Anayasası (m.49) Cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten veya daha doğru bir tabirle yüksek ihanetten dolayı sorumlu olduklarını öngörmektedir. Vatana ihanet veya yüksek ihanet suçunun ne olduğu oldukça tartışmalıdır. Biz bu tartışmayı biraz aşağıda ayrıca göreceğiz.

ccc) İnsanlığa Karşı Suç.- 1999 Finlandiya Anayasası Cumhurbaşkanının “yüksek ihanet” suçu yanında “insanlığa karşı suç (crime against humanity)”tan dolayı da sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Bu arada şuna işaret edelim ki, 18 Temmuz 1998 tarihinde Roma’da  imzalanan “Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması Hakkında Uluslararası Andlaşma”nın 27’nci maddesi, soykırım gibi insanlığa karşı suç işlemiş bir kişinin resmî sıfatının onun cezaî sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını ve keza cezasını indirilmesine yol açmayacağını hükme bağlamaktadır[33]. Dolayısıyla bu Andlaşmayı imzalamış ve onaylamış bir ülkede devlet başkanının işlediği insanlığa karşı suçlardan dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde cezaî sorumluluğu vardır.

ddd) Belirli Fena Hareket .- 1937 İrlanda Anayasası Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket (stated misbehaviour)”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Ancak bu “belirli fena hareket”in ne olduğunu Anayasa belirtmemektedir.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili suçlarından dolayı İsrail’de tam sorumsuz; Portekiz ve İzlanda’da tam sorumludur. Buna karşılık cumhurbaşkanı Almanya ve Avusturya’da sadece “anayasayı ihlâl”; Fransa ve Türkiye’de sadece “vatana ihanet”; İtalya ve Yunanistan’da “anayasayı ihlâl” ve “vatana ihanet”; Finlandiya’da ise “vatana ihanet” ve “insanlığa karşı suç”, İrlanda’da ise “belirli fena hareket” suçlarından dolayı sorumludur.

3. Cumhurbaşkanlarının Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı
Suçlandırılması ve Yargılanması Usûlü
 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809-812; Esmein, op. cit., c.II, s.225-225; Vedel, op. cit., s.430-431; 540-549; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-621; Laferrière, op. cit., s.1027-1029; Debbasch et al., op. cit., s.675-676; Ardant, op. cit., s.445; Favoreu et al., op. cit., s.591-192, 614-615; Gicquel, op. cit., s.538-540.

İsrail hariç olmak üzere, cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumluluğunu tam olarak kabul eden Portekiz ve İzlanda’da ve keza istisnaî olarak kabul eden Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanının bu tür suçlarından dolayı yargılanabilmesi mümkündür. Ancak bu ülkelerin anayasaları, bu tür suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının suçlandırılması ve yargılanabilmesi için özel usûller öngörmüşlerdir. Şimdi bu usûlleri görelim.

a) Suçlandırma

Burada suçlandırma yetkisinin kime ait olduğunu ve suçlandırma usûlünü ve bunun için gereken karar yeter sayısını göreceğiz.

aa) Suçlandırma Yetkisi.- Göreviyle ilgili bir suçundan dolayı cumhurbaşkanlarını suçlandırma yetkisi parlâmentolara verilmektedir. Bu konuda değişik sistemler vardır. (1) Finlandiya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan gibi tek meclisli ülkelerde suçlandırma yetkisi, haliyle ülkenin tek meclisine verilmiştir. Örneğin Cumhurbaşkanını suçlandırma yetkisine, Finlandiya’da Parlâmento[34], Portekiz’de Cumhuriyet Meclisi (Assembleia da República)[35], Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi[36]; Yunanistan’da Parlâmento[37] sahiptir. (2) Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, İtalya gibi iki-meclis sisteminin bulunduğu ülkelerde, suçlandırma yetkisinin verilmesi konusunda üç ayrı sistem vardır. (a) Birinci sistemde suçlandırma yetkisi iki meclisin bir araya gelerek oluşturdukları kurula verilmektedir. Örneğin 1929 Avusturya Anayasasına göre Cumhurbaşkanı Anayasayı ihlâlden dolayı (m.142/2-a) Federal Meclis tarafından suçlandırılır (m.68). Federal Meclis, Temsilciler Meclisi ve Senatonun bir araya gelmesiyle oluşan Kurula verilen addır (m.38). 1947 İtalyan Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı vatana ihanet ve Anayasaya karşı cürüm işlemekten dolayı Parlâmentonun ortak toplantısında suçlandırılır (m.90/2). (b) İkinci sistemde, suçlandırma yetkisi her iki meclise ortak olarak verilir. Yani cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için, bu yoldaki önergenin hem birinci meclis, hem de ikinci meclis tarafından kabul edilmesi gerekir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı her iki meclis tarafından ayrı ayrı kabul edilecek bir önerge ile suçlandırılabilir (m.68/1). Bu sistemde meclislerden birisinin önergeyi kabul etmemesi durumunda, Cumhurbaşkanının suçlandırılması mümkün olmayacaktır. (c) Üçüncü sistemde, cumhurbaşkanını suçlandırma yetkisi her iki meclise de ayrı ayrı verilir. Bu sistemde meclislerden her biri tek başına cumhurbaşkanını suçlandırmaya yetkilidir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre ise, meclislerden her biri (Bundestag veya Bundesrat) tek başına Cumhurbaşkanını Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl suçundan dolayı suçlandırabilir (m.61/1). 1937 İrlanda Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı “belirli fena hareket”ten dolayı Oireachtas’ın her iki meclisi (Dail Eireann ve Seanad Eireann) tarafından da suçlandırılabilir (m.12/10-2).

bb) Suçlandırma Önergesi.- “Vatana ihanet”, “anayasayı ihlâl” gibi cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılması fevkalâde önemli bir konudur. Böyle bir konunun parlâmentonun gündemine alınıp görüşülmesinin dahi istenmeyen birtakım sonuçları olabilir. Devletin en yüksek makamında bulunan ve devleti sembolize eden bir kişi, bir iki parlâmento üyesinin gayri ciddî suç iddialarıyla rahatsız edilmemelidir. Muhtemelen bu nedenle, anayasalar, cumhurbaşkanının suçlandırılması önergesinin verilmesini dahi birtakım güçleştirici koşullara bağlamışlardır. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre suçlandırma önergesi Bundestag veya Bundesrat üyelerinin en aç dörtte biri tarafından imzalanmış olmalıdır (m.61). Fransa’da ise Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılması hakkındaki önergenin Millet Meclisi veya Senato üyelerinin en az onda biri tarafından imzalanması gerekir[38]. 1937 İrlanda Anayasasına göre de Cumhurbaşkanının suçlandırılması önergesinin önergenin verildiği meclisin üye tamsayısının en az üçte biri tutarındaki üye tarafından imzalanması gerekir (m.12/10-3). İtalyan Anayasasında suçlandırma önergesine ilişkin bir hüküm yoktur[39]. 1976 Portekiz Anayasasına göre Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılma önergesi milletvekillerinin en az beşte biri tarafından verilmelidir (m.133/2). 1982 Türk Anayasasına göre “Cumhurbaşkanı vatana ihanetten dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine” suçlandırılabilir (m.105/son). 1975 Yunan Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı hakkında vatana ihanetle suçlandırılması yönündeki önergenin parlâmentonun üye tamsayısının en az üçte biri tutarındaki üye tarafından imzalanması gerekir (m.49).

1929 Avusturya  Anayasası ise Cumhurbaşkanını suçlandıracak Federal Meclisin ancak Temsilciler meclisi veya Senatonun kararı üzerine Başbakan tarafından toplantıya çağrılabileceğini öngörmektedir (m.68/2).

Finlandiya’da  ise parlâmento üyelerinin suçlandırma önergesi vermeleri mümkün değildir. Zira bu ülkede suçlandırma önergesi, daha doğrusu, cumhurbaşkanının ihanet, yüksek ihanet veya insanlığa karşı bir suç işlediği iddiası, Parlâmento önünde, Adalet Bakanı (Chancellor of Justice ), Ombudsman veya Hükûmet tarafından ileri sürülmelidir (m.113/2).

cc) Karar Yetersayısı .- Cumhurbaşkanının suçlandırılmasına ilişkin usûlüne uygun olarak verilmiş önerge parlâmentoda görüşülür ve oylanır. Anayasalar bu önergelerin kabul edilebilmesi için parlâmento üye tamsayısının salt çoğunluğu veya üçte ikisi, dörtte üçü[40] gibi yüksek çoğunluklar öngörmektedir. Örneğin 1947 İtalyan Anayasası (m.90/2) ve 1958 Fransız Anayasası (m.68/1) Cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için önergenin üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilmesini şart koşmaktadır. 1949 Alman Anayasası (m.61/3), 1937 İrlanda Anayasası (m.12/10-4), 1976 Portekiz Anayasası (m.133/2), 1975 Yunan Anayasası (m.49) Cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için parlâmentonun üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunu; 1999 Finlandiya Anayasası (m.113/1),1982 Türk Anayasası (m.105/son) üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğunu aramaktadır. 1929 Avusturya Anayasası ise üye tamsayısının değil, kullanılan oyların üçte iki çoğunluğunu aramaktadır (m.68/3). Ancak, oylamada her iki meclisin her birinin üyelerinin en az yarısının katılmasını şart koşmaktadır (m.68/3).

dd) Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Görevinde Kalır mı? Bu soruya açıkça anayasaların cevap vermesi gerekir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi, suçlandırılmasından sonra Cumhurbaşkanının görevlerini yerine getiremez durumda olup olmadığına geçici olarak karar verir (m.61/2, son cümle). Yunan Anayasasının 49’uncu maddesi suçlandırılan Cumhurbaşkanının görevinden çekilmesini öngörmüştür (m.49/4). Yargılama süresince görevinden çekilen Cumhurbaşkanının yerine Parlâmento Başkanı vekâlet eder (m.49, 34). Eğer Cumhurbaşkanı yargılama neticesinde beraat ederse, görev ve yetkilerini tekrar elde eder (m.49/4). 1999 Finlandiya Anayasası da yargılama süresince Cumhurbaşkanının görevinden çekileceğini hükme bağlamaktadır (m.113/3). Ne var ki, görebildiğimiz kadarıyla, vatana ihanet ile suçlandırılan cumhurbaşkanının görevde kalıp kalmayacağı sorusuna Alman, Yunan ve Finlandiya Anayasası dışındaki başka Anayasalar cevap vermemektedirler. Kanımızca, bu soruya anayasada verilmiş olumsuz bir cevap yok ise, cumhurbaşkanının görevde kalabileceği sonucuna varmak gerekir. Ancak yargılanan cumhurbaşkanı tutuklanırsa, yukarıda gördüğümüz cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali ortaya çıkar. Bu durumda Cumhurbaşkanının hapisten çıkmasına kadar, cumhurbaşkanlığı makamına vekâlet edilmesi gerekir.

b) Yargılama

Suçlandırılma aşamasından sonra, cumhurbaşkanının yargılanmasına geçilir.

aa) Yargılama Makamı.- Her ülkenin anayasası, cumhurbaşkanını yargılayacak makamı belirtmektedir. Anayasalar, parlâmento tarafından suçlandırılan cumhurbaşkanını yargılama görevini değişik organlara vermişlerdir. Bazı anayasalar bu görevi Anayasa Mahkemesine, diğer bazı anayasalar ülkenin adlî yargının üst mahkemesine (yani temyiz mahkemesine), diğer bazı anayasalar ise sırf bu amaçla kurulan özel bir mahkemeye vermektedirler. Diğer bazı anayasalar ise, bu görevi parlâmentonun bir meclisine vermektedir. Dolayısıyla ortada dört sistem vardır:

aaa) Anayasa Mahkemesi Sistemi .- 1949 Alman (m.61),  1929 Avusturya (m.142), 1947 İtalyan (m.134) Anayasaları Cumhurbaşkanını yargılama görevini Anayasa Mahkemesine vermişlerdir. 1982 Türk Anayasası da, Cumhurbaşkanını “Yüce Divan” sıfatıyla yargılama görevini Anayasa Mahkemesine bırakmıştır (m.148/3).

bbb) Temyiz Mahkemesi Sistemi .- 1976 Portekiz Anayasası, göreviyle ilgili suçlarından dolayı Parlâmento tarafından suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini “Yüksek Adliye Mahkemesi (Supremo Tribunal de Justiça)”ne vermiştir (m.133/1). Yüksek Adliye Mahkemesi ülkenin adlî yargı alanındaki temyiz mahkemesidir (m.212).

ccc) Özel Mahkeme Sistemi .- 1975 Yunan Anayasası Parlâmento tarafından suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini bu amaçla oluşturulan bir “özel (ad hoc) mahkeme”ye vermiştir (m.86). Bu ad hoc mahkeme, Hukuk ve Ceza Yüksek Mahkemesi Başkanının başkanlığında, Hukuk ve Ceza Yüksek Mahkemesinin üyeleri, Hukuk ve Ceza İstinaf Mahkemelerinin Başkanları arasından Parlâmento Başkanı tarafından alenî oturumda kura yoluyla seçilen on iki üyeden oluşur (m.86/1). 1999 Finlandiya Anayasası da Cumhurbaşkanı yargılanması görevini “Impeachment Yüce Divanı  (High Court of Impeachment )” isimli özel bir mahkemeye vermiştir (sek.113/1). Bu mahkeme, Yüksek Mahkemenin Başkanının başkanlığında, Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, İstinaf Mahkemelerinin en kıdemli üç başkanından ve dört yıllık bir dönem için Parlâmento tarafından seçilen beş üyeden oluşur (sek.101/3). 1958 Fransız Anayasası ise Parlâmento tarafından yüksek ihanetle suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini bu amaçla kurulan “Yüksek Adalet Divanı (Haute Cour de la Justice )”na vermiştir (m.68). Yüksek Adalet Divanı ise, Millet Meclisi tarafından kendi içinde seçilen 12 ve Senato tarafından kendi içinden seçilen 12, olmak üzere toplam 24 üyeden oluşur[41]. Yüksek Adalet Divanı kendi başkanını kendi üyeleri arasından seçer (m.67).

ddd) Diğer Meclis Sistemi .- 1937 İrlanda Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanını yargılama görevi, Parlâmentonun meclislerinden birine aittir (m.12/10). İrlanda Anayasasına göre, iki-meclisli olan İrlanda Parlâmentosunun meclislerinden herhangi biri, Cumhurbaşkanını üye tamsayısının üçte ikisi ile suçlandırırsa, diğer Meclis, Cumhurbaşkanını yargılar (m.12/10-5). Cumhurbaşkanını, kendisini yargılayan Meclisin önüne çıkıp kendini savunma veya kendini bu amaçla temsil ettirme yetkisine sahiptir (m.12/10-6). Yargılayan Meclis, yargılama neticesinde Cumhurbaşkanına yüklenilen suçun (fena hareket, misbehaviour) onun görevde kalmasına engel teşkil ettiğine üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar verirse Cumhurbaşkanı görevden düşer (m.12/10-7).

cc) Yargılama Makamının Fiilin Tavsifi Konusundaki Yetkisizliği .- Yargılama makamı, cumhurbaşkanına isnat edilen fiilin, anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) değil, bir başka suçu oluşturduğuna karar verip cumhurbaşkanını o suçtan yargılamaya devam edemez. Cumhurbaşkanının fiilinin anayasada belirtilen suç (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) olarak tavsifi, parlâmentonun suçlandırma kararıyla yapılmıştır. Yani suçlandırma yetkisi münhasıran parlâmentolara aittir. Dolayısıyla yargılama makamı, cumhurbaşkanlarını anayasada belirtilen suç (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) dışında kalan bir başka suçtan dolayı yargılayamaz. Cumhurbaşkanları zaten anayasada belirtilen suçlar (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) dışında bir başka suçtan dolayı yukarıda gördüğümüz gibi (Portekiz hariç) sorumsuzdur. Yargılama makamı cumhurbaşkanına isnat edilen fiilin, anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturmadığını, ama bir başka suçu oluşturabileceği kanısına varıyorsa, cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı vermelidir.

cc) Yargılama Makamının Yetkisi .- Yargılama makamı, suçlandırma kararında iddia edilen fiilin cumhurbaşkanı tarafından işlenip işlenmediğini, işlenmiş ise, bu fiilin suç olup olmadığını serbestçe takdir edebilir[42]. Yargılama makamı, cumhurbaşkanının isnat edilen fiilî işlediği ve bu fiilin anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturduğu kanısına varırsa, cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı verir. Yargılama makamı, isnat edilen fiilî cumhurbaşkanının işlemediği ve keza bu fiilî işlemekle birlikte bu fiilin anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturmadığı kanısına varırsa, cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı verir.

Yargılama Makamının Beraat veya Mahkumiyet Kararları Ne Sonuç Doğurur? Bazı anayasalar bu sonuçları belirtmiştir: Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını Anayasayı ihlâlden suçlu görürse, onun Cumhurbaşkanlığından düştüğüne karar verir (m.61/2). Dolayısıyla bu Anayasaya göre Anayasa Mahkemesi beraat kararı verirse, Cumhurbaşkanı görevine devam eder. Yukarıda da görüldüğü gibi, Alman Anayasa Mahkemesi, mahkumiyet kararından önce, yargılama esnasında, Cumhurbaşkanının görevini Cumhurbaşkanı görevlerini yerine getiremez durumda olup olmadığına geçici olarak karar verebilmekteydi (m.61/2, son cümle). Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermiş ise, beraat kararıyla bu geçici kararı ortadan kalkar. 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanını yargılayan Meclisin, Cumhurbaşkanına yüklenilen suçun (fena hareket, misbehaviour) onun görevde kalmasına engel teşkil ettiğine üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar verirse, Cumhurbaşkanı görevden düşer (m.12/10-7). 1976 Portekiz Anayasasına göre Yüksek Adliye Mahkemesinin Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3). 1975 Yunan Anayasasına göre, yargılanan Cumhurbaşkanı, görevinden çekilmek zorundadır (m.49/4). Yerine Parlâmento Başkanı vekâlet eder (m.34). Eğer Cumhurbaşkanı yargılama neticesinde beraat ederse, görev ve yetkilerini tekrar elde eder (m.49/4). Mahkum olursa, görevinden geçici olarak çekilen Cumhurbaşkanının görevinin kesin olarak sona erdiği kabul edilir.

Bazı anayasalarda ise bu konuda hüküm yoktur. Örneğin 1958 Fransız Anayasası (m.67, 68), 1947 İtalyan Anayasası (m.90, 134) ve 1982 Türk Anayasası (m.105, 148), suçlandırılan ve yargılama makamı tarafından yargılanan cumhurbaşkanının görevde kalıp kalmayacağını, keza yargılama makamının mahkumiyet kararının cumhurbaşkanının görevini sona erdirip erdirmediği hususlarında hüküm içermemektedir. Bu anayasalar da, aksine hüküm olmadığına göre, yargılanan cumhurbaşkanının yargılama esnasında görevde kalacağı düşünülebilir. Yargılama makamı beraat kararı vermiş ise, ortada sorun olmayacaktır. Görevde olan cumhurbaşkanı görevine devam edecektir. Ancak yargılama makamı, mahkumiyet kararı vermiş ise ne olacaktır? Bu Anayasalarda bu soruya bir cevap verilmediği için bu soru oldukça tartışmalıdır. Anayasada hüküm olmadığına göre, cumhurbaşkanının görevde kalacağı söylenebilir. Ancak, cumhurbaşkanı, hapis cezası almış ise ne olacaktır? Cumhurbaşkanı hapiste iken görevini yapamayacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanının görevini yerine getiremeyecek durumda olduğuna hükmedilebilir. Cumhurbaşkanının hapiste yatacağı süre, kalan görev süresinden daha uzun ise, burada cumhurbaşkanlığının “boşalması (vacancy)”, mahkumiyet süresi kalan görev süresinden daha kısa ise, Cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yapamayacak durumda bulunması (temporary incapacity, empêchement temporaire durumlarının ortaya çıktığı düşünülebilir. Bu durumlarda ne yapılacağını yukarıda gördük. Bu konuda oraya bakılmalıdır[43].

Cumhurbaşkanlarının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu konusunda ulaştığımız sonuçları bir tablo halinde gösterelim:

 

TABLO 2: Cumhurbaşkanlarının Görevleriyle
İlgili Suçlarından Dolayı Cezaî Sorumluluğu

ÜLKELER

AY*

Madde

Suçlar

Suçlandırma

Yetkisi

KYS*

GK?*

Yargılama

Makamı

So-nuç

Almanya

1949

m.61

Anayasayı

İhlâl

Bundestag veya Bundesrat

2/3

AYM K*

Anayasa
Mahkemesi

Düşme

Avusturya

1929

m.68 m.142

Anayasayı

İhlâl

Federal Meclis
(Ortak Toplantı)

2/3

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Finlandiya

1999

m.113 m.101

İhanet, Yük.İhanet
İnsanlığa Karşı Suç

Parlâmento
(Tek Meclisli)

3/4

Çekilir

İmpeachment

Yüksek Divanı

Düşme

Fransa

1958

m.68

Yüksek

İhanet

Millet Meclisi
veya Senato

1/2

?

Yüksek Adalet Divanı

?

İrlanda

1937

m.12/10

Belirli Fena
Hareket

Dail Eireann veya Seanad Eireann

2/3

?

Diğer
 Meclis

Düşme

İsrail

1964

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İtalya

1947

m.90 m.134

Anayasaya Karşı Cürüm, Y. İhanet

Parlâmento
(Ortak Toplantı)

1/2

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Portekiz

1976

m.133

Bütün Suçlar

Cumhuriyet Meclisi
(Tek Meclisli)

2/3

?

Yüksek Adlîye Mahkemesi

Düşme

Türkiye

1982

m.105 m.148

Vatana

İhanet

T.B.M.M.

(Tek Meclisli)

3/4

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Yunanistan

1975

m.49 m.86

Yüksek İhanet,
Anayasayı İhlâl

Parlâmento
(Tek Meclisli)

2/3

Çekilir

Ad Hoc
Mahkeme

Düşme

*KYS: Karar yetersayısı

GK?: Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Yargılama Süresince Görevde Kalır mı?

AY: Anayasa

AYM K.: Anayasa Mahkemesi karar verir.

Y.İhanet: Yüksek İhanet

Ek Başlık: “Vatana İhanet” Suçu  Üzerine Bir Not

Bibliyografya.- Antide Moreau, “La haute trahison du président de la République”, Revue du droit public, 1987, s.1451-1601; Patrick Auvret, “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.77-117; Georges Vedel, “La compétence de la Haute-Cour”, in Mélanges dédies à M. le professeur Joseph Magnol, Paris, Librairie du Recueil Sirey, 1948, s.393-422; Raymond Lindon et Daniel Amson, La Haute Cour: 1789-1987, Paris, P.U.F., Coll. “Politique d'aujourd'hui”, 1987; Antonin Besson, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit public et administratif, Mise à jour 1990, Editions Dalloz, Vol.II, s.1185‑1188; Xavier Delcros, “Commentaire des articles 67 et 68”, in François Luchaire et Gérard Conac (sous la direction de -), La Constitution de la République française, Paris, Economica, 2e édition, 1987, s.1178-1186; Dominique Turpin, “Parfaire l'Etat de droit en reformant ou supprimant la Haute Cour de justice”, Les Petites affiches, 4 mai 1992, n° 54, s.40-44; Jean-Pierre Rougeaux, “La Haute Cour de justice sous la Ve République”, Revue du droit public, 1978, s.1019-1053; Jean Foyer, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit pénal et de procédure pénale, (Encyclopédie Dalloz - Droit pénal), t.II, s.5.

“Vatana ihanet” ne demektir? Vatana ihaneti nasıl tanımlayabiliriz? İlk önce şuna işaret edelim ki, Türkiye’de “vatana ihanet” denilen şeye yabancı anayasalar “yüksek ihanet ( high treason, haute trahison, alta tradimento, Hocverrat )” demektedirler.

1. Fransa’da “Yüksek İhanet  (Haute Trahison)” Kavramı

Fransa’da anayasa hukuku doktrini tarafından yüksek ihanet konusunda verilmiş çeşitli tanımlar vardır. Örneğin, A. Bard ve P. Robiquet’ye göre, yüksek ihanet, yürütme organının millî temsilin haklarını ihlâl eden bütün işlemleridir[44]. Pierre Cot, yüksek ihaneti, “anayasanın uygulanmasının reddedilmesi” olarak tanımlamaktadır[45]. Georges Vedel’e göre ise, “yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının görevinin gereklerini siyasî nitelikte ihlâlidir[46]. Marcel Prélot daha geniş bir tanım yapmıştır. Ona göre, yüksek ihanet, Cumhurbaşkanı ile parlâmento arasında ağır bir uyuşmazlık halinde ortaya çıkabilir. Cumhurbaşkanının takip edilebilmesi için Cumhurbaşkanının ceza hukuku anlamında bir suçlu olması gerekmez. Cumhurbaşkanının milletin diğer temsilcileri ile derin ve açık bir çatışma içine girmesi yeterlidir[47]. Dominique Turpin’e göre, yüksek ihanet, kurumların düzenli çalışmasını engelleyerek, görevinin gereklerini yerine getirmeyen Cumhurbaşkanı için öngörülmüştür[48]. Dmitri Georges Lavroff’a göre, yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının kendisine Anayasa tarafından verilmiş olan yetkilerini kötüye kullanmasıdır. Özellikle, diğer organların anayasal yetkilerini çiğnemek ve kendi yetkilerinin sınırlarını kasten ihlâl etmek şeklinde ortaya çıkar[49].

Tüm bu tanımlardan ortaya çıkan ortak fikir odur ki, Fransa’da yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının görevlerinin gereklerine aykırı davranması şeklinde ortaya çıkan bir “siyasî cürüm (crime politique)” olarak görülmektedir. Bu açıdan Cumhurbaşkanının değişik fiilleri, yüksek ihanet olarak nitelendirilebilir. Örneğin, Dominique Turpin’e göre, Cumhurbaşkanının Fransız Anayasasının 5’inci maddesinin kendisine verdiği yetkileri yerine getirmemesi veya 16’ncı maddesinin kendisine verdiği olağanüstü hal yetkilerini olağanüstü hal olmadan kötüye kullanması veya Parlâmentonun izni olmadan savaş ilân etmesi yüksek ihanet oluşturabilir[50]. Yine Turpin’e göre, yargı denetimine tâbi olmayan işlemleri dolayısıyla da Cumhurbaşkanı yüksek ihanet ile suçlandırılabilir. Örneğin, af ilân etme yetkisi, Millet Meclisi fesih yetkisi, referanduma başvurma yetkisi, kanunları yayımlama yetkisi gibi yetkilerini Anayasaya aykırı bir şekilde kullanması veya gerektiği halde kullanmaması durumunda Cumhurbaşkanının yüksek ihanetle suçlandırılması mümkündür[51].

2. Türkiye’de

Türk ceza mevzuatında, “vatana ihanet suçu” ismini taşıyan bir suç yoktur. Bununla birlikte, vatana ihanetle ilgili görülebilecek çeşitli kanunlar ve bazı kanunlarda maddeler vardır[52]. Türk kanunlarında vatana ihanet suçunu tanımlayan ve bu suça bir ceza öngören bir hükmün bulunmadığını söyleyebiliriz. Aynı şey başka ülkeler için, örneğin Fransa için de geçerlidir. Fransa’da da vatana ihanet suçunu tanımlayan bir kanun hükmü yoktur.

3. Suçların ve Cezaların Kanunîliği İlkesi Karşısında
Vatana İhanet Suçu

Bilindiği gibi, ceza hukuku alanında “kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen, nullum poena sine lege)” ilkesi geçerlidir. Bu ilke, Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılmasında geçerli midir? Bu konuda, Fransa’da üç değişik görüş ileri sürülmüştür.

a) “Cezacı” Görüş

Üçüncü Cumhuriyet döneminde Léon Duguit tarafından savunulan ve “cezacı (pénaliste) anlayış” denilen görüşe göre, “kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen, nullum poena sine lege)” ilkesi vatana ihanet suçunda da geçerlidir. Bu ilke Yüce Divanda (Haute Cour) da uygulanır. Vatana ihanet suçunun kurucu unsurları daha önceden kanunla belirlenmedikçe, Yüce Divan Cumhurbaşkanını vatana ihanetten dolayı yargılayamaz[53]. Bu görüş, Fransız doktrininde hiçbir zaman baskın görüş haline gelememiştir[54].

b) “Anayasacı” Görüş

Buna karşılık, Maurice Hauriou[55], Joseph Barthélemy ve Paul Duez[56] tarafından savunulan “anayasacı (constitutionnaliste) anlayış” denilen ikinci bir görüşe göre, Cumhurbaşkanının vatana ihaneti münhasıran ceza hukuku ilkelerine nazaran tanımlanamaz. Zira vatana ihanetle suçlandırma, esasen, siyasî niteliktedir ki, bu ancak siyasî bir müeyyide ile tatmin edilebilir[57]. Bugün Fransa’da doktrinin çoğunluğu[58], vatana ihanet konusunda anayasacı anlayışı kabul etmektedir. Yazarların çoğunluğuna göre, vatana ihanet esasen bir “siyasal suç (crime politique)”tur[59]. Bu görüşte olan yazarlar, vatana ihaneti, “siyasî”[60] veya “siyasî-cezaî (politico-pénale [61] bir usûl olarak görmektedirler. Dolayısıyla, vatana ihanet suçunun kanunî tanım yokluğu durumunda da takip edilebileceğini düşünmektedirler[62]. Yani onlara göre Cumhurbaşkanı, ceza kanununun suç olarak nitelendirmediği fiillerden dolayı da vatana ihanetten dolayı suçlandırılıp yargılanabilir. Buna göre, Yüce Divan (Haute Cour) “suçların ve cezaların kanunîliği (Nullum crimen, nulla poena sine lege prensibine tâbi değildir[63]. O halde, hangi fiillerin vatana ihanet suçunu oluşturduğunu belirlemekte[64] ve buna ceza vermekte Yüce Divan (Haute Cour) tam yetkilidir[65].

c) Karma Görüş

Bu iki görüş arasında, Adhémar Esmein bir “orta yol” önermiştir. Yüce Divan Cumhurbaşkanının görevden alınmasına karar verebilir. Ama, Yüce Divan, ancak, Cumhurbaşkanının fiilleri ceza kanunu tarafından belirlenmiş bir suç tanımına giriyorsa ceza verebilir[66].

Bu anlayış daha sonra Georges Vedel[67] tarafından tekrar ele alınmıştır. Georges Vedel’e göre, Yüce Divan Cumhurbaşkanına iki çeşit müeyyide uygulama yetkisine sahiptir: Cumhurbaşkanının görevden alınmasından ibaret olan siyasî müeyyide ve ceza hukuku anlamında cezalar vermeden ibaret olan cezaî müeyyide[68]. Vedel’in anlayışında,

“Cumhurbaşkanının Millet Meclisi tarafından vatana ihanetle suçlandırılması ve Yüce Divanın vatana ihanet hükmü, sadece, Cumhurbaşkanının sakat bir işlem yaptığı, görevinin gereklerine ihanet ettiği anlamına gelir ki, bu siyasî bir tespittir ve bizatihi dar anlamda bir ceza uygulanmasını gerektiren bir cürüm veya kabahatin işlendiği anlamına gelmez. Eğer vatana ihanet, bir cürüm veya kabahat olarak değil de, bir siyasî suçlandırma olarak kabul edilirse, bir kanun metni onu tanımlamıyor olsa da, vatana ihanet mevcut olabilir”[69].

Bu anlayışa göre, eğer Cumhurbaşkanının ceza kanununun bir maddesine girmeyen bir siyasî hatası varsa, Yüce Divan Cumhurbaşkanının görevden alınmasına karar verebilir. Bu görevden alma kararı, bir siyasî hatayı cezalandıran bir siyasî müeyyidedir. Burada suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi ihlâl edilmiş olmaz[70]. Buna karşılık, Cumhurbaşkanının vatana ihanet oluşturduğu kabul edilen fiilleri, ayrıca ceza kanunları tarafından tanımlanan bir cürüm veya kabahat oluşturuyorsa, Yüce Divan, Cumhurbaşkanının görevden alınmasından başka, gerçek anlamda cezalara hükmedebilir. Bu ise tamamıyla, suçların ve cezaların kanunîliliği ilkesi ile uyum içindedir[71]. Diğer bir ifadeyle, Vedel’e göre, Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılması durumunda

“Yüce Divan aynı zamanda hem Cumhurbaşkanının siyasal sorumluluğunu, hem de cezaî sorumluluğuna hükmedebilir. Suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi, ancak bu ikinci tür sorumluluğa ilişkindir ve vatana ihanetin takdirî bir şekilde değerlendirilmesine engel değildir”[72].

Jean Foyer’in gözlemlediği gibi[73], Georges Vedel’in görüşü, vatana ihanetin siyasî özelliği ile kanunîlik ilkesini uzlaştırma avantajına sahiptir.

d) Görüşümüz

Kanımızca cumhurbaşkanlarının vatana ihanetle suçlandırılıp, yargılama makamları tarafından yargılanıp yargılanamayacağı sorusuna aşağıdaki ihtimaller üzerinde cevap vermek gerekir.

1. Eğer ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu” var ise, cumhurbaşkanı, sadece ve sadece bu suç kapsamına girebilecek somut bir fiilinden dolayı vatana ihanetle suçlandırılabilir. Keza yargılama makamı da sadece ve sadece bu fiilinden dolayı cumhurbaşkanını yargılayabilir ve bir cezaya mahkûm edebilir.

2. Ama ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu” diye bir suç mevcut değil ise, vatana ihanet ile suçlandırılan[74] cumhurbaşkanı yargılama makamı tarafından mahkum edilemez; bu makam cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı vermelidir.

O halde belirli bir ülkede cumhurbaşkanının vatana ihanetten dolayı sorumluluğu araştırılırken yapılması gereken ilk şey, o ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu”nun olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu soruya cevap vermesi gerekenler ise anayasa hukukçuları değil, o ülkenin ceza hukukçularıdır. Bu soruya ceza hukukçuları kendi disiplinlerinin ilkeleri doğrultusunda[75] cevap vermelidirler.

Sonuç olarak, biz, ceza kanunlarında “vatana ihanet (yüksek ihanet, haute trahison)” suçunu ihdas eden bir hüküm olmadıkça, cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten mahkum edilmesinin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Zira, birçok ülkede suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi anayasal düzeyde bir ilkedir[76]. Bu ilke karşısında, nasıl olacak da, yargılama makamları, bir kişinin bir kanun tarafından suç olarak kabul edilmemiş bir fiilini suç olarak kabul edecek ve ona yine bir kanun tarafından öngörülmemiş bir cezayı verecek? Bu soruya hukuk mantığına saygılı birisinin olumlu cevap vermesi mümkün değildir. Vatana ihanet suçu ceza kanunları tarafından tanımlanmamışsa, yargılama makamları vatana ihanetle suçlandırılan cumhurbaşkanları hakkında beraat kararı vermelidir.

Vatana ihanetin ceza hukuku kavramı olmadığı, ceza kanunlarına göre tanımlanmaması gerektiği, bunun siyasî nitelikte bir prosedür olduğu, vatana ihanetin aslında cumhurbaşkanlarının görevlerini kötüye kullanmasının bir yaptırımı olduğu iddia edilemez. Zira, vatana ihanetle suçlandırma kurumu, cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şemasında, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğu alanına değil, cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu alanına girmektedir. Cezaî sorumluluk alanında da yukarıda açıklandığı gibi, cumhurbaşkanının kişisel suçlarıyla görev suçları arasında ayrım yapılmıştır. Kişisel suçlarından sorumlu olan cumhurbaşkanları, göreviyle ilgili suçlarından dolayı, vatana ihanet dışında, sorumsuzdur.

Cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şeması göz önünde bulundurulursa, cumhurbaşkanlarının anayasa kurallarına aykırı davranması, vatana ihanet suçunu oluşturmaz. Bu olsa olsa, belki onun siyasal sorumluluğu ile ilgili bir husustur. Ne var ki, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun olmadığı tartışmasız bir husustur. Diğer yandan cumhurbaşkanlarının anayasa kurallarına aykırı davranması belki de ceza hukuku anlamında bir suç, özellikle görevini kötüye kullanma veya görevini ihmal suçunu oluşturabilir; ancak cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunun olmadığı da tartışmasızdır. Dolayısıyla, siyasal sorumluluk veya göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluk alanına giren cumhurbaşkanlarının eylem ve işlemlerinin zaten mantık olarak vatana ihanet suçunu oluşturması mümkün değildir.

O halde, vatana ihanet suçunun cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şemasındaki yerini unutmamak gerekir. Bu yer, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğunun bir istisnası niteliğindedir. Bu istisna da haliyle dar yorumlanmalıdır ve asıl önemlisi bu ceza hukuku sorumluluğuna ilişkin olduğuna göre, böyle bir istisnanın olabilmesi için, her şeyden önce böyle bir suçun mevcut olması gerekir. Modern hukuk sistemlerinde ise, bir suç ancak kanunla yaratılabilir. Böyle bir suç yaratan bir kanun olmadıkça da böyle bir suç yoktur. O halde olmayan bir suç nedeniyle, cumhurbaşkanlarının yargılama makamlarında yargılanıp hüküm giymesi mümkün değildir.

Bu sonuçta yadırganacak bir yan yoktur. Eğer cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten dolayı yargılanabilmesi arzu ediliyorsa, kanun koyucunun yapması gereken şey, her şeyden önce, bir “vatana ihanet suçu”nu ihdas etmesi, yani vatana ihanet suçunu oluşturan fiili veya fiilleri belirlemesi ve bunlara ceza tertip etmesi gerekir.

Diğer yandan karşılaştırmalı hukuktan da böyle bir sonuç çıkmaktadır. Zira yukarıda gördüğümüz gibi, Alman ve Avusturya Anayasaları Cumhurbaşkanının sorumluluk hali için “vatana ihanet” kavramını değil, “Anayasayı kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes)” kavramını kullanmaktadırlar[77]. Diğer bazı anayasalar ise, cumhurbaşkanının sorumluluğu için “vatana ihanet” suçunun yanında başka suçlarda öngörmektedir. Örneğin İtalyan Cumhurbaşkanı “vatana ihanet”ten ve “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone[78], Yunan Cumhurbaşkanı ise hem “vatana ihanet”ten, hem de “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution )” suçundan sorumludur[79]. Bu da göstermektedir ki, “vatana ihanet” kavramı, “Anayasayı ihlâl” veya cumhurbaşkanının anayasal görevlerini yerine getirmemesi olarak, geniş bir şekilde yorumlanamaz. Karşılaştırmalı hukuk, açıkça “vatana ihanet (high treason)” ve “anayasayı ihlâl (violation of the constitution )” kavramlarının birbirinden farklı kavramlar olduklarını göstermektedir.

III. Devlet Başkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Hukukî Sorumluluk (Résponsabilité civile ) Kavramı .- “Hukukî (civile)” sıfatı buradaki anlamıyla, özel hukuka (medenî hukuk, borçlar hukuku ve ticaret hukuku) ilişkin demektir. Örneğin, borçlar hukuku alanında sorumluluk, bir “borç ilişkisi”nden kaynaklanır. “Borç” ise, esas itibarıyla, bir “sözleşme (contract, contrat) ” veya “haksız fiil (tort , acte illicite)” dediğimiz bir davranıştan doğar. Kişinin sözleşmeye uymaması veya yaptığı haksız fiil neticesinde ortaya çıkan zararları gidermesi gerekir. Bu genellikle, “aynen teslim”, “eski hale iade”, “tazminat” gibi müeyyidelerle sağlanır. Hukukî sorumluluk alanında görevli mahkemeler, Kara Avrupası hukuk sisteminde adlî yargı koluna mensup hukuk mahkemeleridir.

A. Parlâmenter Monarşilerde

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.597-598; De Smith ve Brazier, op. cit., s.127-138; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702-723.

Monarşilerde devlet başkanlarının, yani kralların sorumsuzluğu  mutlaktır. Kralların cezaî sorumluluğu olmadığı gibi, hukukî sorumluluğu  da yoktur. Yani krala karşı ceza davası açılamayacağı gibi, hukuk mahkemeleri önünde, hukuk davası açılıp, kraldan tazminat da istenemez[80]. Kralın sorumsuzluğunun altında, “kral fenalık yapmaz (the King can do no wrong)”[81] ilkesinin yattığını daha önce de söylemiştik. Bunun nedeni de bir monarşide egemenliğin krala ait olmasıdır. Diğer yandan, bir monarşide kral, hem yasama organı, hem yargı organının bir parçası olarak kabul edilir[82]. Bir taraftan kanun koyucu, diğer taraftan hâkim olarak düşünülen bir kişinin hukukî sorumluluğunun olmaması normaldir. Monarşilerde “adaletin kraldan geldiği (toute justice émane du droit[83], “kralın adaletin kaynağı olduğu (the king is the fountain of justice) ”[84] kabul edilmektedir. Bir monarşi de kral, hukuken yargılama yetkisine sahiptir. Mahkemeler Kral adına çalışır. Krala karşı, Kralın kendi adına çalışan, Kralın kendi mahkemelerinde dava açılması mantıkî bir tutarsızlıktır. Onun yerine dava konusu istemi doğrudan usûlüne göre bir dilekçeyle Krala iletmek daha tutarlı bir çözümdür. Bu nedenle, monarşilerde, Kralın eylem ve işlemlerinden zarar gören kişinin Krala karşı dava açamayacağı, ama zararının karşılanması için doğrudan Krala başvurabileceği kabul edilmektedir. Örneğin İngiltere’de common law’a göre, Kraliçenin eylem ve işlemlerinden zarar gören kişiler petition of right usûlüyle Kraliçeye başvurulabilir ve Kraliçenin vereceği bir “emir (fiat)” ile zararlarını tazmin edebilirler[85].

İngiltere’de “Kral fenalık yapmaz (the King can do no wrong)” ilkesi, yani Kralın sorumsuzluğu esası, 1947’ye kadar oldukça geniş bir şekilde uygulanırdı. Bu ilke, sadece Kralın kendi davranışları için değil, aynı zamanda Tacın memurlarının  (Crown servants) eylem ve işlemleri için de geçerliydi. Zira, qui facit per alium, facit per se  ilkesi gereğince, the King can do no wrong ilkesi, sadece Kralın şahsına değil, Kralın istihdam ettiği memurların (Crown servants) eylem ve işlemlerine de uygulanıyordu[86]. Dolayısıyla, kamu görevlilerinin (Crown servants) görevlerini yerine getirirken yaptıkları eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararlardan dolayı Taca karşı dava açılamıyordu[87]. Neticede 1947 yılında kabul edilen Crown Proceeding Act  ile “sözleşmeden dolayı Taca karşı dava açma hakkı (right to sue the Crown in contract)”[88] ve “haksız fiilden doğan sorumluluğu (liability of the Crown in tort )”[89] kabul edilmiştir[90]. Dolayısıyla artık, 1947’den sonra, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle yaptığı sözleşmelerden veya ika ettikleri haksız fiilden dolayı hukukî sorumlulukları vardır. Bu durumda dava, İngiltere’de bizde olduğu gibi bir devlet tüzel kişiliği (idare) kavramı olmadığı için[91], bir bakanlığa karşı değil, doğrudan Taca karşı açılır[92].

Bununla birlikte, İngiltere’de 1947 Crown Proceeding Act’a göre 1947’den sonra da Kraliçenin kendi şahsının eylem ve işlemlerinden (private capacity) dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. Bu eylem ve işlemlerden dolayı Kraliçeye karşı dava açılamaz[93]. Bu nedenle “Kraliçenin haksız fiil alanında kişisel bağışıklığı (Queen’s personal immunity in tort)”nın mevcut olduğu kabul edilmektedir[94]. Bu tür işlemlerden dolayı zarar gören kişiler olursa, örneğin Buckingham Sarayına yiyecek sağlayan mağaza teslim ettiği yiyeceklerin bedelini alamamış ise, yapacağı şey common law’a göre petition of right usûlüyle Kraliçeden alacağını istemekten ibarettir[95]. Kraliçe bu durumda bir “emir (fiat)” ile kendisi hakkın yerine getirilmesine karar verir[96].

Ayrıca şunu da belirtelim ki, İngiltere'de Kraliçenin veya Kralın kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı hukukî sorumluluğu olmadığı gibi, Kraliçe veya Kral mahkemeler karşısında ayrıcalıklı bir konumdadır. Bu konuda İngiltere’de şu kurallar geçerlidir:

The King is a preferred creditor .- Yukarıda görüldüğü gibi, özel kişilerin Kralın şahsına karşı dava açma hakkı yoktur. Buna karşılık, Kralın özel kişilere karşı dava açma hakkı tamdır. Dahası, Kral bazı muhakeme ve takip usûllerinde birtakım avantajlara da sahiptir. Örneğin “Kral rüçhan hakkına sahip alacaklıdır  (The King is a preferred creditor[97]. Borçlu iflas etmişse, alacaklıların arasında Kral bulunuyorsa, common law’a göre Kral öncelikli alacaklıdır.

Time does not run against the King [98].- “Krala karşı süre işlemez ”. Nullum tempus occurit regi [99]. Hukuk ve ceza muhakemesinde öngörülen süreler Krala karşı geçersizdir. Kralın hakkı zamanaşımına uğramaz. Dava açmak için öngörülen süreler Krala karşı işlemez. Süre geçince Kralın hakkı düşmez.

The Crown is not bound by statute save by express words or necessary implication.- “Taç, sarahaten veya zımnen öngörülmedikçe kanun ile bağlı değildir”[100]. Parlâmentonun yaptığı genel bir kanun genel olarak Tacı bağlamaz. Eğer o kanunun Tacı bağlaması isteniyorsa ayrıca ve açıkça bu husus kanunda öngörülmelidir. Örneğin çıkan bir vergi kanunu, o kanunun Taca da uygulanacağını ayrıca ve açıkça belirtmiyorsa veya zımnen bu anlaşılmıyorsa, taca uygulanmaz, kraldan vergi alınamaz[101].

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.430; 432; Laferrière, op. cit., s.1027; Hauriou, op. cit., s.416-420; Debbasch et al., op. cit., s.674-675; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.488-490.

Cumhurbaşkanlarının hukukî sorumluluğu  açısından, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemleri ile kişisel eylem ve işlemlerinden doğan hukukî sorumluluğu arasında ayrım yapmak gerekmektedir.

1. Kişisel Eylem ve İşlemlerinden Dolayı Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarının görevi dışındaki kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı sorumluluğunun tam olduğu kabul edilmektedir[102]. Zira, cumhurbaşkanı da bir gerçek kişidir ve bir gerçek kişi olarak hukukî sorumluluğu vardır. Cumhurbaşkanının “hukukî sorumluluğu”, cumhurbaşkanının özel hukuka ilişkin sorumluluğu demektir. Özel hukuk ise medenî hukuk, borçlar hukuku gibi hukuklardan oluşmaktadır.

Medenî hukuk, kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku gibi hukuk dallarından oluşmaktadır. Kişiler hukukundan kaynaklanan haklara ve yükümlülüklere bir gerçek kişi olan cumhurbaşkanının tâbi olduğuna hiç şüphe yoktur. Örneğin cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinin şartlarından birisi genellikle “kısıtlı” olmamaktır. Burada “kısıtlılık (hacir)” kavramı medenî hukuka (kişiler hukukuna) göre belirlenir. Cumhurbaşkanının tüm diğer gerçek kişiler gibi aile hukukundan kaynaklanan haklara ve yükümlülüklere tâbi olduğundan da şüphe yoktur. Cumhurbaşkanının miras hukuku hükümlerine göre haklara ve borçlara sahip olduğundan da şüphe edilemez. Aynı şekilde cumhurbaşkanının eşya hukukundan doğan hak ve borçlara sahip olduğu da kuşkusuzdur. Örneğin cumhurbaşkanı, gayrimenkul ve menkul mallara malik olabilir; bunları devir ve ferağ edebilir. O halde cumhurbaşkanının bir gerçek kişi olarak medenî hukuk alanında sorumluluğunun tüm diğer gerçek kişiler gibi tam olduğunu söyleyebiliriz.

Borçlar hukuku alanında sorumluluk, bir “borç ilişkisi”nden kaynaklanır. “Borç” ise, bir “sözleşme” veya “haksız fiil” dediğimiz bir davranıştan doğar. Cumhurbaşkanı da hak ve fiil ehliyetine sahip bir gerçek kişi olarak, borçlar hukuku alanına giren satım, kira gibi sözleşmeler yapabilir. O halde cumhurbaşkanının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu olabilir. Cumhurbaşkanı da tüm gerçek kişiler gibi, yaptığı sözleşmelerden doğan borçlarını ifa etmelidir. İfa etmiyorsa, tüm gerçek kişiler gibi, borcunu yerine getirmeyen cumhurbaşkanı hakkında mahkemeler birtakım müeyyidelere, özellikle tazminat ödemeye hükmedebilirler. Örneğin cumhurbaşkanı kendi özel kullanımı için bir ev kiralamış, ama kira bedelini ödememiş ise kendisine karşı hukuk davası açılabilir.

Borçlar hukuku alanında borcun diğer bir kaynağı da “haksız fiil”dir. Cumhurbaşkanı da tüm gerçek kişiler gibi, “haksız fiil” niteliğinde olan davranışlarından dolayı başkalarına verdiği zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Örneğin kusurlu olarak, görevi dışında yaptığı bir seyahatte otomobiliyle bir yayaya çarpıp onun bacağını kırması durumunda cumhurbaşkanı, verdiği zarardan sorumludur. Bu zararı gidermelidir. Gidermiyorsa, kendisine karşı zarar gören kişi hukuk mahkemesinde, hukuk davası açıp tazminat isteyebilir; mahkeme de haksız fiil sorumluluğunun şartları gerçekleşiyorsa, cumhurbaşkanını tazminat ödemeye mahkûm edebilir.

2. Göreviyle İlgili Eylem ve İşlemlerinden Dolayı
Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Cumhurbaşkanlarının görev ve yetkilerini kullanırken yaptığı eylem ve işlemlerinden dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. Zira, yukarıda cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlardan dolayı sorumluluğunu incelerken gördüğümüz gibi, anayasaların çoğunluğuna göre, “anayasayı ihlâl”, “yüksek ihanet” gibi bir iki suç dışında cumhurbaşkanları kural olarak sorumsuzdur. Bu sorumsuzluk, ceza hukukuna ilişkin olduğu kadar borçlar hukukuna da ilişkindir. Bunun nedeni, anayasaların kural olarak göreviyle ilgili suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarına sorumsuzluk tanımış olmalarıdır. Şöyle ki:

Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa , İrlanda, İsrail, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da  cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı kural olarak bir sorumlulukları yoktur. Bu husus, bu ülkelerin anayasalarından açıkça anlaşılmaktadır. Yukarıda cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğuna ilişkin olarak belirttiğimiz gibi, 1949 Alman Anayasası (m.61), Cumhurbaşkanının sadece “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl”den dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir. Bu fiil dışında Cumhurbaşkanının hukukî-cezaî ayrımı olmaksızın bir sorumluluğu yoktur. 1929 Avusturya Anayasasına göre, Federal Cumhurbaşkanının, görevlerinin ifası sırasında sadece “Anayasayı ihlâl”den dolayı sorumludur (m.68, 142). O halde, Cumhurbaşkanının, “Anayasayı ihlâl”den başka bir fiilinden dolayı cezaî sorumluluğu olmadığı gibi, hukukî sorumluluğu da yoktur. 1958 Fransız Anayasasının 68’inci maddesi, Cumhurbaşkanının, görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, “yüksek ihanet” hali hariç, sorumsuz olduğunu, hukukî ve ceza sorumluluk ayrımı yapmaksızın hükme bağlamaktadır. 1999 Finlandiya Anayasası da Cumhurbaşkanının sadece “ihanet”, “yüksek ihanet” veya “insanlığa karşı suç”tan dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Dolayısıyla bu üç fiil dışında göreviyle ilgili diğer fiillerinden dolayı Cumhurbaşkanının hukukî sorumluluğu yoktur. İsrail’de Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı, cezaî veya hukukî, tam, mutlak bir sorumsuzluğa sahiptir. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanuna göre, “Devlet Başkanı, görev veya yetkileriyle bağlantılı bir şeyden dolayı bütün davalardan bağışıktır ve herhangi bir mahkemeye veya divana çıkarılamaz” (sek.13-a). İsrail Temel Kanunu, göreviyle ilgili olmak şartıyla, Devlet Başkanının bütün eylem ve işlemlerini, cezaî ve hukukî ayrımı olmaksızın mutlak bir sorumsuzluk kapsamına almaktadır. 1947 İtalyan Anayasası da, Cumhurbaşkanının, “yüksek ihanet” ve “Anayasaya karşı cürüm” dışında, görevinin yerine getirilmesi sırasında işlediği bir fiilden dolayı sorumlu olmadığını, “hukukî sorumluluk”-“cezaî sorumluluk” ayrımı yapmaksızın belirtmektedir (m.90). 1982 Türk Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı sadece “vatana ihanet”ten dolayı sorumludur (m.105/son). O halde, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili fiilleri vatana ihanet oluşturmadıkça, hukukî sorumsuzluk kapsamındadır. 1975 Yunan Anayasasının 49’uncu maddesinin ilk fıkrası, “yüksek ihanet” ve “Anayasayı kasten ihlâl” dışında, Cumhurbaşkanının görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, hukukî ve cezaî sorumluluk ayrımı yapmaksızın, sorumsuz olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır. Dolayısıyla, Yunanistan’da bu iki fiil dışında kalan Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili fiillerinden dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. 1937 İrlanda Anayasası ise, Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket”ten dolayı parlâmentonun bir meclisi tarafından diğer meclisi önünde suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Dolayısıyla, Cumhurbaşkanının bu göreviyle ilgili eylem ve işlemleri için “belirli fena hareket”inden dolayı bu şekilde suçlandırılması dışında bir hukukî bir sorumluluk yoluna gidilmesi mümkün değildir.

Buna göre görev ve yetkilerini kullanırken yaptığı eylem ve işlemlerinden dolayı, bunlar anayasayı ihlâl veya vatana ihanet niteliğinde olmadıkça, cumhurbaşkanlarının cezaî ve hukukî sorumlulukları yoktur. Örneğin cumhurbaşkanının parlâmentoya mesaj göndermesi, bir anlaşmayı onaylaması, bir kişinin cezasını affetmesi, bir kamu görevlisini görevinden alıp yerine bir başkasını ataması, savaş ilân etmesi, silahlı kuvvetlerin baş komutanlığını yapması, bir kararnameyi imzalaması, bir kanunu ısdar etmesi, parlâmentoyu feshetmesi, bazı kimselere onursal payeler vermesi dolayısıyla bazı kişilerin zarara uğraması mümkündür. Bu kişiler bu zararlarının tazmini istemiyle cumhurbaşkanına karşı hukuk davası açamazlar. Örneğin parlâmentonun açış konuşmasında veya parlâmentoya gönderdiği mesajda veya görev ve yetkileri çerçevesinde kamu oyuna yaptığı bir açıklamada, cumhurbaşkanı, bir kişiye hakaret etmiş ise, o kişi, cumhurbaşkanına karşı ceza davası açamayacağı gibi, hukuk davası açıp cumhurbaşkanından tazminat da isteyemez.

Cumhurbaşkanının görevleriyle eylem ve işlemlerinin sorumsuzluk kapsamında kalmasının bir sakıncası yoktur. Zira, bir parlâmenter demokrasi de, aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi[103], cumhurbaşkanının bu görev ve yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir. Böyle bir durumda, cumhurbaşkanının işlemine karşı-imzasını atan başbakan veya bakan sorumludur. Cumhurbaşkanının parlâmentoya gönderdiği mesajda birisine hakaret edilmişse, bu kişi cumhurbaşkanına karşı değil, bu mesaja karşı-imzasını atan başbakan veya bakan hakkında dava açıp ondan tazminat isteyebilir. Keza, cumhurbaşkanının imzasıyla bir kamu görevlisinin görevinden alınması durumunda, görevden alınan kamu görevlisi cumhurbaşkanına karşı değil, görevden alma kararına karşı-imzasını atan başbakan veya bakana karşı dava açabilir. O nedenle, parlâmenter demokrasilerde cumhurbaşkanlarının sorumluluk doğurabilecek istisnasız bütün eylem ve işlemlerinin karşı-imza kuralına tâbi olması hukuk devleti bakımından fevkalâde gereklidir. Bu hususu aşağıda karşı-imza kuralını inceleyeceğimiz yerde ayrıca göreceğiz.

Cumhurbaşkanının görevi dolayısıyla veya görevi esnasında yaptığı eylemlerden kaynaklanan zararlardan dolayı da hukukî sorumluluğu yoktur. Bu tür eylemler, mahiyetleri gereği karşı-imza kuralına tâbi değildir. Dolayısıyla bunlardan doğan zararların tazmini amacıyla başbakan veya ilgili bakana karşı tazminat davası da açılamaz. Örneğin görevi dolayısıyla yaptığı gezide cumhurbaşkanının makam arabasının bir yayaya çarpıp onun yaralanması durumunda, yaralanan kişinin cumhurbaşkanının şahsına karşı dava açması mümkün değildir. Çünkü cumhurbaşkanları görevlerinin ilgili fiillerinden dolayı sorumsuzdur. Bu kişinin zararının tazmini istemiyle başbakana veya ilgili bakana karşı hukuk davası açması mümkün değildir; çünkü bu trafik kazasında haliyle başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzası yoktur. Ancak buna rağmen burada hukuk devleti bakımından bir sakınca yoktur. Zira, böyle durumlarda zarara uğrayan kişi, cumhurbaşkanının şahsına karşı değil, cumhurbaşkanlığı idarî teşkilâtına karşı dava açıp uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Mesela, yukarıdaki trafik kazası örneğinde, cumhurbaşkanının makam aracının çarpması sonucu yaralanan kişi, ülkenin yargı sistemine göre, adliye mahkemeleri veya idare mahkemeleri önünde dava açıp tazminat alabilir. Keza, cumhurbaşkanı ile mülâkat için cumhurbaşkanlığı sarayına gelen gazetecinin başına avize düşmesi sonucu ölmesi veya cumhurbaşkanının verdiği bir resepsiyonda ikram edilen yiyeceklerin veya içeceklerin bozuk veya zehirli olmasından dolayı bazı kimselerin hastalanması ve zarara uğraması durumunda, cumhurbaşkanının şahsının değil, cumhurbaşkanlığı idarî teşkilâtının (cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğinin) sorumluluğu söz konusudur. Böyle bir durumda, Kara Avrupası hukuk sisteminde, idarenin kusurlu sorumluluğu ilkesi geçerlidir; bu durumda dava, idarî yargıda görülür. Davada husumet, devlet başkanının şahsına değil, ayrı bir tüzel kişiliği varsa devlet başkanlığı teşkilâtına, ayrı bir tüzel kişiliği yoksa devlet başkanlığı teşkilâtının idarî bakımından bağlı bulunduğu bakanlığa veya başbakanlığa yöneltilir.

Devlet başkanlarının sorumluluğu konusunda ulaştığımız sonuçları bir tablo halinde şu şekilde özetleyebiliriz.

TABLO 3: Devlet Başkanlarının Sorumluluğu

 

 

ÜLKELER

SİYASÎ

SORUM.

CEZAÎ SORUMLULUK

HUKUKÎ SOR.

ŞAHSİ

GÖREV SUÇLARI

ŞAHSİ

GÖREV

MONAR
Ş
İ

 

Belçika

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Danimarka

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Hollanda

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İngiltere

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İspanya

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İsveç

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Japonya

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Lüksemburg

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Norveç

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

CUMHUR

İ

Y

E

T

Almanya

Yok

Var

İstisnaî: Anayasayı İhlâl (m.61)

Var

Yok

Avusturya

Var (m.60)

Var

İstisnaî: Anayasayı İhlâl (m.68, 142)

Var

Yok

Finlandiya

Yok

Var

İstisnaî: İh.,Yük.İh., İnsan.K.S. (m.113)

Var

Yok

Fransa

Yok

Var

İstisnaî: Yüksek İhanet (m.68)

Var

Yok

İrlanda

Yok

Var

İstisnaî: Belirli Fena Hareket (m.12/10)

Var

Yok

İsrail

Yok