[Ana Sayfa]

HUKUKÇU OLMAYAN HÂKİMLER SORUNU-1
Hukuk Fakültesi Mezunu Olmayan Anayasa Mahkemesi Üyeleri

Kemal Gözler*

12 Ekim 2019 tarihinde anayasa.gen.tr’de “Hukukçu Olmayan Hukuk Dekanları” başlıklı bir makale yayınladım. İlave edeyim ki, Türkiye’de sadece bazı hukuk fakültesi dekanları değil, aynı zamanda bazı “hâkimler” de hukukçu değildir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin Başkanlarının, Başkanvekillerinin ve üyelerinin önemli bir kısmının hukukçu olmadığı bir ülkede aslında hukuk fakültesi dekanlarının hukukçu olmaması şaşırtıcı değildir. Kanımca Türkiye’de bir de “hukukçu olmayan hâkimler sorunu” vardır ve bu sorun da incelenmelidir.

Türkiye’de hukukçu olmayan hâkimler sorununu iki ayrı makaleyle incelemeyi plânlıyorum: Birinci makale şu an okumaya başladığınız “Hukukçu Olmayan Hâkimler Sorunu-1” başlıklı makaledir ki bu makalede Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan hâkimler sorununu inceliyorum. Bir iki gün içinde de “Hukukçu Olmayan Hâkimler Sorunu-2” başlıklı bir makale yayınlamayı plânlıyorum. Bu ikinci makalede ise idarî yargıda, yani idare mahkemelerinde ve Danıştayda hukukçu olmayan hâkimler sorununu inceleyeceğim.

* * *

Anayasa Mahkemesi üyeliğinin şartları ve seçim usûlü Anayasamızın 146’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilebilmek için hukuk fakültesi mezunu olmak şart değildir. Hâliyle Yargıtaydan ve keza avukatlar arasında seçilecek üyeler meslekleri gereği hukuk fakültesi mezunudurlar.

Ben burada Anayasa Mahkemesi üyelerinin hukukçu olmasının gerekip gerekmediği tartışmasına girecek değilim. Belki Anayasa Mahkemesinin bir veya iki üyesinin hukukçu olmaması mazur görülebilir ve hatta bunda yarar olduğu dahi iddia edilebilir. Bu ayrıca ve ayrıntılı olarak incelenmesi gereken konudur.

Muhtemelen konu hakkında bilgisi sınırlı okuyucular, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ezici çoğunluğunun hukukçu olduğu ve belki aralarında sadece bir veya iki adet hukukçu olmayan üye olduğunu sanabilirler. Keşke öyle olsaydı! Öyle olsaydı bu yazıyı yazmazdım.

I. VERİLER

20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi üyelerinin isimleri ve mezun oldukları fakülteler, önceki görevleri, kim tarafından ve nasıl atandıkları konusundaki bilgiler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

(Tabloyu daha büyük boyutta görmek için tablonun üzerine tıklayınız).

Tablo böyle. Şimdi tablodaki veriler hakkında bazı gözlem ve değerlendirmelerde bulunalım.

II. GÖZLEM VE DEĞERLENDİRMELER

20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinin toplam 16 üyesinden 8’i hukuk fakültesi mezunu, 8’i ise hukuk fakültesi mezunu değildir. Hukuk fakültesi mezunu olmayanlardan dördü (Zühtü Arslan, Muammer Topal, Recai Akyel ve Yusuf Şevki Hakyemez) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi; ikisi (Engin Yıldırım ve Rıdvan Güleç) İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi), biri (Hicabi Dursun) İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, biri de Gazi Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi mezunudur.

Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye oranı, 20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla yüzde 50’dir. Belirtelim ki, Anayasa Mahkemesi üyesi hukuk fakültesi mezunu Serdar Özgüldür, 2020 yılında yaş haddinden emekliye ayrılacak ve Anayasa Mahkemesi üye sayısı 15’e düşecektir (Serdar Özgüldür, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kontenjanından seçildiği ve bu Mahkeme, 2017 Anayasa değişiklikleriyle lağvedildiği için yerine yeni bir üye seçilmeyecektir). Böylece Mahkemenin 15 üyesinden 8’i hukukçu olmayacaktır. Yüzde olarak ifade edersek, bir yıl sonra mahkemede Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan hâkim oranı yüzde 53,3’e yükselecektir.

Bugün itibarıyla karşımızda tam yarısı hukukçu olmayan hakimlerden oluşmuş bir Anayasa Mahkemesi var. Bir yıl sonra ise çoğunluğu hukukçu olmayan hakimlerden oluşmuş bir “mahkeme” ile karşı karşıya kalacağız.

Bilindiği gibi Türk Anayasa Mahkemesinin tek görevi kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimini yapmak değildir. Diğer bir görevi de Yüce Divan sıfatıyla, yani bir ceza mahkemesi olarak yargılama yapmaktır. Yarısı veya (bir yıl sonra yarısından fazlası), hukuk eğitimi almamış, hayatında hâkimlik yapmamış kişilerden oluşan bir mahkeme nasıl olacak da Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapacaktır? Üyelerin özgeçmişi incelendiğinde, halihazırda, sadece bir üyenin geçmişte ceza hakimliği tecrübesine sahip olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay’dan gelen diğer iki üye Yargıtay hukuk dairelerinden gelmektedir. Bunların da Yargıtayda olmasa bile ilk derece mahkemelerinde ceza hakimliği yapmış olma ihtimali vardır). Halihazırda Yüce Divanın 16 hakiminden sadece biri ceza hakimidir! Allah Yüce Divanda yargılanacak olanların yardımcısı olsun!

Yargıtay’dan gelen üyeler olmasa Türk Anayasa Mahkemesindeki hukukçu üye sayısı daha da düşük olacaktır. Çünkü Yargıtaydaki üyeler meslekleri gereği hukuk fakültesi mezunudurlar. Cumhurbaşkanı istese de Yargıtay kontenjanından gelen üyeler söz konusu olduğunda hukukçu olmayan bir üye atayamamaktadır. Cumhurbaşkanının bu konuda küçük bir imkânı olsaydı, o imkandan hukukçu olmayan kişilerin faydalanıp Anayasa Mahkemesine üye olarak gitmeleri iş değildi. Nitekim, Anayasa Mahkemesine idarî yargının yüksek mahkemesi olan Danıştaydan seçilen iki üyenin ikisi de hukukçu değildir: Muammer Topal, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kadir Özkaya ise Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur.

Gözlemlemem gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin Başkanı Zühtü Arslan da hukukçu değildir; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Hatırlatalım ki, Anayasa Mahkemesinin önceki Başkanı Haşim Kılıç da hukukçu değildi; kendisi Eskişehir İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi mezunuydu.

Yine ilave edelim ki hâli hazırda Anayasa Mahkemesinin iki Başkanvekilinden biri olan sayın Engin Yıldırım da hukukçu değildir. Kendisi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünden mezundur. Başkan ve bir Başkanvekilinin hukukçu olmamasına bakarak, Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üyelerin daha aktif olduğunu söylememiz sanıyorum bir abartı olmayacaktır.

Gözlemlerime devam edeyim: Anayasamızın 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “Cumhurbaşkanı, … en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden… seçer” denmesine rağmen bugün Türkiye’de YÖK kontenjanından seçilmiş üç öğretim üyesi de hukukçu değildir. Prof. Dr. Zühtü Arslan ve Prof. Dr. Engin Yıldırım hakkında yukarıda bilgi verilmiştir. Üçüncü öğretim üyesi olan Yusuf Şevki Hakyemez de hukukçu değildir. Kendisi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye atanmasındaki tek sorumluluk Cumhurbaşkanlarına değil, üç üye bakımından YÖK’e de aittir. YÖK’e şunu sormak istiyorum. Türkiye’de pek çok hukuk profesörü var iken neden Anayasa Mahkemesine üye olarak hukukçu olmayan öğretim üyelerini aday olarak gösteriyorsunuz?

Vakıa yakın gelecekte Yargıtaydan gelen üç üye ve Baro Başkanlarının aday göstereceği avukat olan bir üye dışında Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerinin hukukçu olmama ihtimali vardır. Türkiye’de hukukçu olmayan arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesine üye seçilmek konusunda fevkalade istekli ve başarılıdırlar.

* * *

2019 yılı itibarıyla ulaştığımız son durum, Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üyelerin de seçilme imkanının tanınmasının, bu imkanın Türkiye’de nasıl kötüye kullanılmaya elverişli olduğunun güzel bir göstergesidir. Hukuk hakkın kötüye kullanılmasını himaye etmez. Bir anayasa değişikliği yoluyla Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye seçilmesi imkanına artık son verilmelidir.

III. KİM SORUMLU?

Anayasa Mahkemesindeki hukukçu olmayan hâkim sorunundan kim sorumludur?

1. Birinci sorumlu hâliyle anayasa koyucudur. Anayasamızın 146’ncı maddesinde hukukçu olmayan kişilerin Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilmesini yasaklayan bir hüküm yoktur. Belki anayasa koyucunun burada bir hatası olmadığı, Anayasa Mahkemesinde istisnaen hukukçu olmayan bir üyenin bulunmasında yarar olabileceği söylenebilir ve anayasa koyucunun tercihi savunulabilir.

Ne var ki Türkiye’de Anayasayla veya kanunla mutlak bir şekilde yasaklanmamış her şey kötüye kullanılmaktadır. Anayasa koyucu onbeş hukukçunun yanında bir iki de hukukçu olmayan üye bulunsun diye düşünüp buna izin vermiş olsa bile uygulamada bunun tam tersi olabilir. O mahkemede sadece bir iki hukukçu ve onbeş hukukçu olmayan hâkim ortaya çıkabilir. Burası Türkiye. Burası istisnaları kural hâline getirmek konusunda büyük bir zeka ve kabiliyete sahip insanların ülkesi!

Amerika Birleşik Devletleri Anayasasında da Yüksek Mahkeme üyeliği için hukuk fakültesi mezunu olmayı şart koşan bir hüküm yoktur. ABD Başkanları isterse hukukçu olmayan bir kişiyi Yüksek Mahkemeye üye olarak atayabilirler. Ama 1941’den beri ABD Yüksek Mahkemesine hukukçu olmayan tek bir üye dahi atanmamıştır. Üyeler, Harvard Hukuk Fakültesi, Yale Hukuk Fakültesi gibi ülkenin önde gelen hukuk fakültelerinden (hukuk okullarından, law schools’tan) mezun, Yüksek Mahkemeye atanmadan önce de isimleri bütün ülke çapında bilinen seçkin hukukçulardır.

Türkiye’de yargı organına üye seçme yetkisi konusunda siyasal makamlara en ufak bir takdir hakkı bırakmamak lazımdır. Çünkü bu haklarını kötüye kullanacakları konusunda karine vardır. Bu nedenle Anayasa Değişikliği yapılarak, Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan kişilerin seçilmesi Anayasa tarafından açıkça yasaklanmalıdır.

Bu ülkede tanınan her istisna, kural haline gelir. Varlığı istisnaen mazur görülebilecek adamlar, asıl adamları kovar.

2. İkinci sorumlu aday gösteren makamlardır. Anayasamızın 146’ncı maddesine göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmı doğrudan doğruya seçme yetkisine sahip makamlar (Cumhurbaşkanı ve TBMM) tarafından değil, diğer bazı makamların onlara önerdiği üçer aday arasından seçilmektedir. Örneğin Anayasa Mahkemesinde öğretim üyesi kontenjanından üç üye vardır. Bunlar YÖK’ün önerdiği üçer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir. YÖK sadece hukukçu olan üç aday önerirse Cumhurbaşkanının hukukçu adaylardan birini atamak dışında yapacağı bir şey kalmaz. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üç öğretim üyesinin bulunmasından sadece Cumhurbaşkanı değil, YÖK Genel Kurulu da sorumludur. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesine Danıştaydan gelen iki üyenin hukukçu olmamasından sadece onları atayan Cumhurbaşkanı değil, onları aday olarak öneren Danıştay Genel Kurulu da sorumludur. Danıştayın yapısını bilenler muhtemelen son cümleyi okurken içten içe gülüyorlardır. Danıştay üyelerinin çoğunluğu hukukçu değil iken nasıl olup da kendi aralarından hukukçu olan bir üye seçecekler diye!

3. Üçüncü sorumlu seçen makamlardır. Anayasamızın 146’ncı maddesine göre Anayasa Mahkemesinin üç üyesi TBMM tarafından seçilmektedir. Bu üç üyeden ikisi Sayıştay tarafından kendi üyeleri arasında önerilmektedir ki, bunlar daima hukukçu olmayan üyelerdir. TBMM de bunların içinde birini seçmek zorunda kalmaktadır. TBMM’nin seçtiği diğer üye Baro Başkanları tarafından avukatlar arasından önerilen bir üyedir ki, bu avukat olduğu için zorunlu olarak hukukçudur. Dolayısıyla hukukçu olmayan üye seçiminde TBMM’ye atfedilebilir bir kusur yoktur.

Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye seçiminde asıl sorumluluk Cumhurbaşkanına aittir. Anayasa Mahkemesinin dört üyesi doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir ki, bu üyelerin hukukçu olması da hukukçu olmaması da tamamıyla Cumhurbaşkanının sorumluluğundadır. Anayasa Mahkemesinin sekiz üyesi ise başka makamlar tarafından (3’ü Yargıtay, 2’si, Danıştay ve 3’ü YÖK) önerilen adaylar arasından seçilmektedir. Danıştay ve YÖK, Cumhurbaşkanına hukukçu olmayan adaylar önermiş ise Cumhurbaşkanının yapacağı bir şey yoktur.

Bu arada belirtelim ki, Anayasa Mahkemesinin hukukçu olmayan sekiz üyeden dördü (Zühtü Arslan, Engin Yıldırım, Hicabi Dursun ve Muammer Topal) önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dördü (Kadir Özkaya, Rıdvan Güleç, Recai Akyel ve Yusuf Şevki Hakyemez) şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanmıştır. Dolayısıyla hukukçu olmayan Anayasa Mahkemesi üyesi sorununda son iki Cumhurbaşkanının sorumluluğu eşittir.

4. Dördüncü sorumlu, Anayasa Mahkemesi üyesi olmak isteyen hukukçu olmayan üyelerdir. Anayasa Mahkemesine bir üyenin isteği dışında haberi olmadan atanması ihtimali herhalde fevkâlâde düşüktür. Dolayısıyla bu tür üyeler, bu görevi istediklerine göre onlar da sorumludur. Bir ihtimal haberi olmadan atanmış hukukçu olmayan bir üye var ise, o da kendisine görev tebliğ edildiğinde bunu reddedebilirdi. Zira Anayasa Mahkemesi üyeliği kabulü zorunlu bir görev değildir. Ben hukuk fakültesi mezunu olamayan bu kişilerin nasıl olup da kendilerini Anayasa Mahkemesi üyeliği yapmaya ehil gördüklerini anlayamıyorum.

5. Beşinci sorumlu susan hukukçulardır. Şüphesiz Anayasa Mahkemesindeki hukukçu olmayan hâkim sorununun birinci dereceden sorumluları yukarıda açıklandığı gibi öneren makamlar, Cumhurbaşkanları ve bu görevi kabul eden hukukçu olmayan üyelerdir. Ancak bu işin nihaî sorumlusu, başta Anayasa Mahkemesinin kendi hukukçu üyeleri olmak üzere bunu görüp, buna karşı çıkmayan ve susan hukukçulardır. Hukukçular, kendi mesleklerini korumak konusunda üzerlerine düşen tepkiyi şu ya da bu sebepten dolayı gösteremiyorlar.

IV. ANAYASA MAHKEMESİNDE HUKUKÇU OLMAYAN ÜYE SORUNU YENİ BİR SORUN MU?

Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye sorunu yeni bir sorun ve özellikle de AKP döneminde ortaya çıkmış bir sorun değildir. Zira 1961 Anayasamız da, 1982 Anayasasının ilk şekli de Anayasa Mahkemesine hukuk fakültesi mezunları dışında üye seçilmesini yasaklamamıştır. Ancak Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı dönemine kadar hukukçu olmayan üye sayısı Anayasa Mahkemesinde mazur görülebilecek sınırda kalmıştır. Zaten Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye sorunu da Türkiye’de Turgut Özal tarafından atanan Haşim Kılıç ve Sacit Adalı ile tartışılmaya başlanmıştır. Daha önce Türkiye’de böyle bir sorunun olduğu farkına varılmamıştı.

Anayasa Mahkemesinin mevcut durumundaki hukukçu olmayan üye sorunu Anayasa Mahkemesinin tarihinin hiçbir döneminde bu kadar yüksek seviyede olmamıştır. Anayasa Mahkemesinin tarihinin hiçbir döneminde, Mahkemede bu derece fazla sayıda hukukçu olmayan üye olmamıştır.

Bu yargımızın ispatı oldukça kolaydır.

Kuruluşundan bu yana Anayasa Mahkemesinden emekli olmuş toplam 113 üye vardır. Bu üyelerin özgeçmişleri Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde vardır. Ben bunların özgeçmişlerine tek tek girdim ve hangi fakülteden mezun olduklarını tek tek tespit ettim. Anayasa Mahkemesinde 1961’den beri görev yapmış ve 20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla emekli olmuş 113 üyeden sadece aşağıda isimleri yer alan 14’ü hukukçu değildir. Bu üyeler şunlardır (Sıralama emeklilik tarihlerine göre eskiden yeniye doğrudur):

(Tabloyu daha büyük boyutta görmek için üzerine tıklayınız).

Görüldüğü gibi 113 emekli üyeden sadece 14’ü hukukçu değildir. Bunlardan 13’ü Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye), 1’i de Eskişehir İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi mezunudur. Hukukçu olmayan üye sayısı toplam üye sayısının yüzde 12,3’tür. Görüldüğü gibi emekli üyeler arasında hukukçu olmayan üye sayısı yüzde 12 iken, hâli hazırda görevdeki üyeler arasında bu oran yüzde 50’dir (seneye de yüzde 53 olacaktır). Yukarıdaki Tablo 1’e ve Tablo 2’ye bakarak, Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye sorunun 1962’den beri mevcut olduğunu, ama bu sorunun 2010’dan sonra ağırlaştığını söyleyebiliriz. 2010’a kadar Mahkemede aynı yıl görev yapan hukukçu olmayan üye sayısı bir veya ikidir. Bu sayı 2010’dan sonra hızla artmış ve günümüzde 8’e çıkmıştır.

Sonuç

Türkiye’de istisna olarak kalması şartıyla mazur görülebilecek bazı durumlar kural hâline gelebilmektedir. O nedenle, Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye olabilir mi tartışmasına hiç girmeksizin, Türkiye’de bu imkanın açıkça kötüye kullanıldığını ve dolayısıyla bu imkana artık son verilmesinin gerektiği söylenebilir.


21 Ekim 2019




(c) Kemal Gözler, 2019.

UYARI: Makalemin tam metin olarak başka internet sitelerinde, gazete veya dergilerde yayınlanmasına rızam yoktur. Makalemden ancak miktar olarak yarısını aşmamak ve www.anayasa.gen.tr/aym-h-o-uyeler.htm adresine link verilmek şartıyla alıntı yapılabilir.

Bu makaleye aşağıdaki şekilde atıf yapılması önerilir: Kemal Gözler, “Hukukçu Olmayan Hâkimler Sorunu-1: Hukuk Fakültesi Mezunu Olmayan Anayasa Mahkemesi Üyeleri”, www.anayasa.gen.tr/aym-h-o-uyeler.htm (Yayın Tarihi: 21.10.2019).


BU MAKALE ŞU MAKALEMİN DEVAMIDIR:
Kemal Gözler, “Hukukçu Olmayan Hukuk Dekanları: Türkiye’de Bazı Hukuk Fakültelerine Hukukçu Olmayan Dekan Atanması Hakkında Eleştiriler”, www.anayasa.gen.tr/dekanlar.htm (Yayın Tarihi: 12.10.2019).

BU MAKALE İLGİNİZİ ÇEKTİYSE İZLEYEN MAKALELERİM DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:
1. Kemal Gözler, “Anadolu Hukukta Neler Oluyor? Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Bir Hukuk Felsefesi Hocasının Görevine Son Verilmesi ve Hukuk Felsefesi Dersini Vermekle Bir İlahiyat Fakültesi Hocasının Görevlendirilmesi Hakkında Bir Eleştiri", www.anayasa.gen.tr/anadolu-hukuk.htm (Yayın Tarihi: 7 Ekim 2019).
2. Kemal Gözler, “Yalova Üniversitesi SBE Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı Hakkında Eleştiriler”, www.anayasa.gen.tr/yalova-yl.pdf (Yayın Tarihi: 9 Ocak 2014).
3. Kemal Gözler, “Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek'e Açık mektup”, www.anayasa.gen.tr/rektore-acik-mektup.htm (Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2013).
4. Kemal Gözler, Kemal Gözler, “Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in Akademik Kurulda Seçim Anketi Yapması Hakkında Eleştiriler”, www.anayasa.gen.tr/ankete-elestiriler.pdf (Yayın Tarihi: 12 Ocak 2014).


Copyright ve Sorumluluk
İktibas (Alıntı) Koşulları
Atıf (Kaynak Gösterme) Usulleri

Editör: Kemal Gözler
E-Mail:
twitter.com/k_gozler
Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr
Bu Sayfa: www.anayasa.gen.tr/aym-h-o-uyeler.htm
İlk Yayın Tarihi: 21 Ekim 2019, Saat 11:00
Güncelleme/Düzeltme/Ekleme Tarihi: